Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

HANGİ SOL?

 

Mustafa Elveren-Em. Öğrt.

 

Türkiye’deki mevcut SOL örgütler çok garip ve karmaşık bir görünüm sergilemektedirler. Aynı örgütün hücrelerinden oluşan sol örgütler bile yeniden atom çekirdeği gibi parçalanıyorlar. Öyle bir hale gelmiş ki, bir dergiyi yayınlayan, hatta bir internet sitesini kurup, bir araya gelen birkaç kişi bile kendilerini yeni bir sol oluşum olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla, hangi siyasi örgütün SOL, kimin solcu olduğunu anlamak zorlaşıyor.

 

TKP'den günümüze kadar genellikle kişisel koltuk hırslarını ideolojik gerekçe yaparak Amip gibi bölünen bir SOL ile karşı karşıyayız. Böyle bir SOL’u tekrar birleştirmek mümkün mü? Bence Dünya'da en zor iş solcuları bir araya getirmektir.

 

Web üzerinden Kimi görüntülü, kimi sesli, kimi de sadece yazılı olarak ya da tümünü bir arada bulunduran bazı chat odalarında “BİZBİZE CELL” şeklinde yapılan yorum ve yazışmalarda; eleştiri adı altında birbirlerine saldıran, hakaret eden, hatta tehdit eden lümpen bir “SOL” kültürünün oluşmakta olduğunu ibretle izlemekteyim.  .

 

Geçmişte aynı örgütün saflarında mücadele etmiş, bugün ise, farklı çizgilerde görünen ve birbirlerini ajan-işbirlikçi gibi suçlamalarla tehdit eden bazı “eski tüfek solcular”ın içine düştüğü çıkmaz karanlık yolu öğrendikçe, insanın; “iyi ki ben bu örgütlerin içine düşmemişim” diyesi geliyor.

 

Diğer taraftan, “Türkiye SOL”u ile “Türk SOL”u denilen ucubenin birbirine karıştığı, başka bir ifadeyle “At izinin it izine karıştığı” bir SOL bataklık meydana gelmektedir. Kendimi bir SOL bataklığın içinde çırpınan şaşkın bir ördek gibi hissediyorum. İşte SOL’la ilgili olarak aklıma gelen birkaç soruyu buraya aktarmak istiyorum:

 

-Kürt karşıtlığını yapan ulusalcı ve tekçi zihniyetli militarist “Kemalist SOL” mu?

 

-Hala Kemalizm'i aşamamış sözüm ona "Özgürlükçü SOL" mu?

 

-Sadece Leninizm teorileriyle yetinip, yeni düşünce üretmeyen, tek bir kalıba giren ve yıllardır bu kabuğunu kıramayan "Devrimci SOL” mu?

 

-Türkiye Komünist Partisi adıyla kurulan ve TKP harflerinden başka hiçbir komünist içeriğe sahip olmayan “mirasyedi Komünist SOL” mu?

 

-SOL maskesini takıp, mafyanın emrinde çetecilik yapıp, işçi-emekçi değerlerimizi utanmazca kullanan “Çeteci SOL” mu?

 

-Kürtlerin en büyük celladı olan Saddam’ın anlaşmazlığa düştüğü ortağı emperyalist ülke tarafından yakalanmasına üzülen ve Saddam için yas tutan sözde “Türkçü SOL” mu?

 

-Her gün beş vakit Kürt Özgürlük hareketine ve onun liderine hakaret etmeyi kendine görev edinen, yıllardır hiçbir gelişme gösteremeyen sözde “Kürtçü SOL” mu?

 

-Dersim’den öteye gelişemeyen, sadece Alevilik ve Zazacılık zeminini kullanarak, dernekçilikten kurtulamayan “Alevi SOL” mu?

 

Yukarıdaki sorulara doğru yanıtlar verebilirsek, o zaman belki ortak hedeflerde bir sol çizgiyi yakalayabiliriz. Aksi halde “Ben, sen bir de bizim teyze kızı” ya da “küçük olsun benim olsun” gibi SOL örgütlenme tiplerinden kurtulamayız. Başta yoksul emekçiler olmak üzere tüm demokratik kişi ve kuruluşlar bunun acısını çekmeye devam edecektir.

 

SOL, sevabıyla-günahıyla geçmişteki hatalarını, kavgalarını ve didişmelerini tarihe gömmelidir. SOL yeni bir sayfa açarak, kendi aralarında birlikte yaşama kültürünü öncelikle geliştirip, toplumun her kesimine örnek olmalıdır.

 

Solun da, sağın da, Kemalistlerin de, İslamcıların da, Alevilerin de, Kürtlerin de ve diğer halkların da bence tek kurtuluşu evrensel demokrasiyi özümseyerek, birlikte yaşama kültürünü bir an önce hayata geçirmeleridir. Dolayısıyla, demokratik ve laik bir ülke sistemini oluşturmak herkesin yararınadır. Ancak, birlikte yaşama kültürünü hayata geçirmek için evrensel demokrasiyi ülkemize yerleştirmek şarttır.

 

Bu durum sınıf mücadelesine ve sosyalist devrime engel değildir. Bence yeni bir “SOL”u oluşturmanın tam zamanıdır. Benden hatırlatılması…

25.09.2009

 

Mustafa Elveren

 

E-POSTA : mustafaelveren@gmail.com 

 

Web         : www.gomanweb.com  

 

26.06.2009 / Gomanweb

 


E-POSTA İLE GELEN ELEŞTİRİ VE YORUMLAR


gelek spas ji bo nirxa te  mamoste  bi rasti her dem ez heviya nivisen teme  serkeftin i bo te 

CIWANE APOCI  KARSINI

 


 

Sevgili hocam,

 

O sorduklarinin hic biri sol degil. Solun mirasini yiyenlerdir. Aci olan gercek solcularin bunu bile engelleyecek durumda olmamalaridir.

 

O Kurtculerin de hicbiri Kurtcu degil... Kuzeyde Turkten cok Turkcu, Doguda Farisiden cok Farisici, Guneyde Araptan cok Arapci velhasil heryerde kraldan cok kralci olan sahislardan  kime ne hayir gelir ki Kurtlere bir hayri olsun?

 

Selam ve saygilarimla....

 

Suat Bozkus

 


 

çok güzel yazı ;))) ellerinize sağlık

 

Kerem Doğan / kerem_counter_67@hotmail.com

 


Bir Muhtarımız Bile Yok…

 

Değerli Mustafa hoca,

 

Yazınızı okudum ellerinize sağlık. Duygusallığınızı biliyorum emek vermiş ömür tüketmişsiniz çok haklı kaygılarla hepimiz adına cümleler kurmuşsunuz.

 

Ben de aynı kaygıları taşıyorum ve düşünüyorum.

 

Bazen solun bir “muhtarı” olmalı diye düşündüğüm oldu.

 

Öyle basite almayın sakın. Mahallemizin muhtarı gibi bir şey olmaktan çok ötedir. Bu nedenle yakın dostum İbrahim Çenet’e "Muhtar" adını taktım. Üç kuşak mücadele eden bir yiğit dostum. Herkesin ortak kabulünü görmüş herkesle olumlu ilişkileri olan. Bu örnekten yola çıktım muhtarlarımız bol olsun dileği yaptım.

 

Kimi sol çevrelerde, Mustafa hocanın da işaret ettiği gibi, her zamandan daha çok “ipi kopmuş” olanlarla dolup taşıyor gibi; ne başı ne sonu var amip gibi bölünmelerle yaşamak için çoğalıp duruyor. Yaşamının bu türü bitkisel hayattır gerçek bir yaşam etkinliği değildir. Musalla taşından imamın fatihasını bekler gibi.

   

Sol kendi arasında, akıl almaz suçlamaların bini bir para olduğu, sokaklarda rasgele pazarlanır halde geldiği bir çıkmaza da düşmüştür. Bunu aşırı genellemesek de öyledir. Unutulmamalı ki, Kürt özgürlük hareketi de sol ve Özel Harp Dairesinin  tüm çabalarına karşın yükselişini gündemi belirlemesini sürdürüp duruyor.

 

Sol tarihten gelen olumlu değerlerini istenilen ölçeklerde öne çıkartamadı. Buradan yola çıkarak orijinal örnekler etrafında kendi geleceğini de kuramadı. İthal malı marjinallerle iflasları oynayıp durdu. Böylesi bir ayakları yere basamama durum halktan dışlanma tehlikelerinin içine düşmüş bir sol yarattı. Bu bir içe bükülme olayıdır. Böylesi bir ortam bataklık gibidir. İçindeki bakterilerin çoğalmasına yol açar: Tam bu noktada Mustafa hocanın amip gibi bölünme olayı anlam kazanır.

 

Böylesi bir zemin üzerinde olumlular dibe çekilir olumsuzlar, kop olanlar için boş olanlar yüzeye çıkar. Sol geleneğin içinden Doğu Perinçek ve öğrencilerinin yüzeye çıkması gerçekte bu kofluktur. Burada da kalınmaz, Doğu Perinçek’i aratacak ahlaksızlıklara da düşülür.  Çok yerli yerine oturmamış ve bir türlü anlaşılmamış sosyalist ahlak ki, bununla her zaman insani erdemlerin dayanışması, kolektivitesi kastedilmiştir, zorlanmaya baylanır. Ahlaksızlık, mafyanın, lümpen sokak edebiyatlarının bile asla dillerine dolamadıkları belden aşağı küfürlere terfi edilir. İnanılmaz bir yol ve yöntemle, siyaset değil, lağım ortamına düşülür.

 

Kimi sol çevrelerde tanık olduğumuz ciddi siyasi tartışmalar bile, derhal olgunluğunu kaybedip sokak kavgasına dökülmesi, yararlı önermelerin bile tutmaz hale geldiğini gösteriyor. Bu hepimizi yaralıyor. Seçmenin %1 bile olmayan bir sol, kendi içinde öylesine amansız ilişki içinde ki kaostan kurtuluşun umudu bile tükenmiş gibidir.

 

Sol artık milliyetçilikle kol kola olmuştur. Ezilen etnik toplumsal dokular karşısında ise ırkçılığa uzanan refleksler gösterir hale gelmiştir. “Eleştirme beni eleştirmem seni” vurdum duymazlığı, egemen bir kültür doku gibi kuşaklarımızı pasifize etmiştir. on yılların yetiştirdiği liderlere ölüm kumpaslarından tutun, küfrün bin bir çeşidine uzanan saldırılar reva görülürken ölüm sessizliklerinin kahredici çirkinliği revaçta olmuştur. Halklar küçümsenir olmuş, bilgiler, deneyler ve soyutlamaları ilkel yönelimlerin ötekileştirme dayatmalarıyla sindirilmek istenmiştir. İç bükey durumlarda bataklık olumsuzluğu daha da körükleyip durmuştur. B Ortak ülkemiz solu için özgürlük hareketinin hepimiz adına yükselişinden söz etmek bile rahatsız eden bir söylem olarak ret edilmek istenmiştir.

 

Bütün bunlara karşın umudumuzu yitirmemeliyiz derim.

 

Öncelikle öznel etkinliğimizin ulaşabileceği her alanda bu yöntemi sonuçlandırmak için çaba sarf etmeliyiz. Bunun için herkesin ortak değerini temsil eden binlerce muhtarımız olmalı derim.  Amip gibi bölünen bir solun muhtarı, zurnanın son deliği olur denilebilir. Ancak öyle değildir. Solun tümü zurnanın sol deliği olmuşken muhtarların yapacağı çok şey olur derim.

 

Muhtar=seçilmiş demektir. Üstelik bizim muhtarlar sandıktan değil tarihin içinde demokrasi mücadelesinin tartışılmaz değerleri arasından çıkar. Bunları özel olarak seçmemize bile gerek yok, onlar bize rağmen tercih noktasındadırlar.  

 

Konuyu tersten ela almak belki daha anlaşılır kılar, muhtar üretememiş sol bir hareket daha çok sancı yaşayacak demek yanlış olmayacaktır. Hayatının her bir zerresini demokrasi uğruna tüketen değerlerimizi, ortak bir reflekse korumamız gerekirken onları tüketmek için çırpınanların artık bir başka alana hizmet sunduklarından söz etmek yanlış olmayacak. Buna rağmen kimse kendine savcılık makamı vehmetmemelidir. Ortak kanaatlere güvenerek yol almalıyız. Bunun için iddialı uç söylemler yerine daha dikkatli söylemlere yönelmeliyiz.  Unutulmamalı ki Pol Potçu yaklaşımın adaleti insanlığı karşı bir cürüm olmuştur. Devrimci hareketin tarihi bir bütünse bu gerçeklerle de yüzleşerek geçmişi aşmanın yollarını bulmalıdır.

 

Sol siyaseti kinle yürütme lüksüne de sahip değildir. Siyasette kin kör gözlüdür. İnsanlıkla ilgili değildir. Solda kini mabet yapanların az olmadığını biliyoruz, bu mabetleri yıkmanın yolunu bulmalıyız; bunun için en güvenli ve geri dönüşü olmayan yol diyalogdur düşünceyi düşünceyle dönüştürmektir.

 

Çünkü düşünce yoktan var olmuyor ve vardan yok edilemiyor ancak dönüştürülebiliyor. Bunun için solun bir muhtarı, birçok muhtarı olmalıdır ve kin Saikleriyle siyaset yapmaya kalkışanları uyarabilmelidir.

 

Mustafa hoca bu yazısında böylesi bir rol oynamıştır.  Yazı çok duygusal bu doğru. Ama sorumlu ve yüreklicedir. Bu tür yazılar bile bir muhtardır seçtiğimiz olumluluklarımızdır. Bunları çoğaltmalıyız.

 

Her kes bir kez daha, bin kez daha düşünsün, solun en azından ahlaki olarak belli bir düzey tutturması gerektiğini bilince çıkarsın. Gerisi kolay gelir.

 

Buradaki her cümlemin bir mesajı olduğu bilinmesini isterim. Hiç bir kelimem soyut olarak yazılmadı. Hepimizin hikayesini konu edindim solu ölüm döşeğine hızla yuvarlanmasına yol açan öznel öğelerin bir ucunu ifade ettim.

 

Mustafa hocayı bu yazısından dolayı kutluyorum.

 

Mihrac Ural

28 Eylül 2009

 


 

Bektaşi, vaaz veren imamın "Allah ne soldadır, ne sağda, ne aşağıda ne de yukarıda" ifadesine, "Yok diyeceksin ama dilin varmıyor" şeklinde yanıt vermiş. Siz de şu solun ne olmadığını değil ne olduğunu yazsanız daha iyi ederdiniz diye düşünüyorum...

 

Küçükmenderes Gazetesi / kucukmenderes@hotmail.com

 


 

Sol emekten yana, demokrasiden yana, insanhaklarından yana, barıştan yana, halkların kardeşliğnden yana, özgürlükten yana ve aynı zamanda bunun pratikte mücadelesini veren;  şöven -ırkçı olmayan, katiller ve darbeci çeteleri savunmayan, biz ve ötekiler demeyen, kendisi için istediğini, bir başkasınında en az onun kadar hakkı olduğunu bilen, kendine yapılmasını istemediğini bir başkasına da yapılmasını istemeyen, hiç bir halkın diline-dinine ve kültürüne baskı kurmayan, kendi özgürlüğü kadar diğer halkların özgürlüğü için de mücadele veren, birlikte yaşama kültürüne sahip olan, bireyci -çıkarcı- az olsun benim olsun, düşüncesine sahip olmayan, toplumcu askari ilkelerde bile bir araya gelmesini bilen, geniş halk kitlesini örgütleyerek,teoride ve pratikte birlikte mücadele veren, evrensel, demokratik sosyalist düşünceyi reddetmeyen SOL OLMALI...

 

Ali Şen / alisen2121@hotmail.com
 


Merhaba,
 
Hocam öyle anlaşılıyor ki, hiç bir "SOL" u beğenmeyen bir tavrınız var!
Öyle görünüyor ki, yakında siz de bir "sol" örgüt kurmak için paçalarınızı
sıvayacaksınız... Yanılıyor muyum. Yanılıyorsam "Sol" denen şeyi ya
terkedeceksiniz, ya da çoktan terketmişsiniz de kendinizi aklamaya
çalışıyorsunuz.
 
Mesele çok daha derinde hocam... İsyanınızda haklı olabilirsiniz. Ama
TKP'nin, TKP harflerinden başka hiçbir komünist içeriğe sahip olmadığı
savı için o partiyi çok iyi takip etmek gerekir. Yeni TKP nin eski TKP ile
TKP harflerinden başka hiç bir benzerliği yok! İkincisi somut eleştirilerinizi
gönderin ben TKP'ye ileteceğim. (Bu arada TKP li değilim ama bir yerlere
güvenmek zorundayız)...
 
Hocam evrensel demokrasi diye tanımladığınız şey nedir, imam Ali aşkına?
Hatta demokrasi nedir? Öyle bir şey varmış da ben cahilin haberi mi yok?
Evrensel demirkürsü (demokrasi) ABD ve İsrail emperyalizminin önerdiği
şey olmasın? Peki AKP mi demokratik ve laik bir ülke sistemini oluşturacak?
 
Mesele düşündüğünüzden çok daha derindedir sayın hocam!
 
İnsanlığın üç gafı var. Biri DİN, biri DEVLET, biri de PARA'dır hocam.
Bunları yok edin, görün bakalım nasıl olacak her şey... Ama bu şimdilik
ütopya gibi görünüyor değil mi? Evet ama şimdilik... Belki bin yıl sonra
insanlar akıllanacaklar... Veya başka çareleri kalmayacak...
 
Bin yıl beklemeye değer mi sizce?
 
Saygılarımı sunuyorum.


S. Aslanyurek / aslanyureks@gmail.com

 


 

Saygı değer hocam; kalemine ve yüreğine sağlık. Bir sol eleştirisi de,
benden olsun değerli hocam.


SOSYAL DEMOKRATA ELEŞTİRİ:

BİRAZCIK SOLCUDUR,BİRAZ NASYONAL,
İŞTE BURDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.
İKTİDARA KARŞI, İKİNCİ KANAL,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.

İNEĞE OT VERMEZ, ONDAN SÜT BEKLER,
KOYUNU OTARMAZ, ONDAN ET BEKLER,
BİR ŞEY YAPMAZ, İKTİDARDAN GİT BEKLER,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.

ŞAPKA GİYER KÖYLÜ, GÖRÜNSÜN DİYE,
TULUM GİYER İŞÇİ, DENİLSİN DİYE,
SERMAYEDEN BEKLER, BİRAZ HEDİYE,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.

İKİ ADIM ATAR, HEMEN YORULUR,
ÇOK NAZİKTİR BİR DOKUNSAN KIRILIR.
PARÇALANIR BİRBİRİNDEN AYRILIR,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.

GÜYA BARIŞÇIDIR, SAVAŞ İSTEMEZ,
DOĞUDA İŞKAL VAR, DUR CONİ DEMEZ.
PARTİ İÇİNDEKİ, SOLCUYU SEVMEZ,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DEMOKRAT.

DERDİYOKLAR¨IN, BİR ELEŞTİRİSİDİR,
ADI SOSYAL, FAKAT RENGİ GRİDİR.
BİZDEKİSİ AVRUPA¨DAN GERİDİR,
İŞTE BUDUR BİZDE, SOSYAL DMOKRAT.



En derin selam ve saygılarımla.Almanya, Nürnberg şehrinden; A.E.Aydoğan
Derdiyoklar.

Ali Ekber Aydoğan / derdiyoklar@gmx.net

 


 

degerli mustafa hocam,

 

yazinizi zevkle okudum.

 

elinize/ beyninize saglik.

 

dostlukla

 

temel demirer, 26 Eylul 2009

 


eline diline sağlık hoca


seydi fırat

 


 

sende zazaligi ve aleviligin derinligini kavrayacak ve tahammül edecek beyin var mi? sen elestirdigin kemliastlerden cok mu farklisin? sadece t+rk+ silip üstüne kürt yazmissin, zihniyet ayni

 

Fidel Mestan / Frankfurt /Hessen /  fidemes@arcor.de

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu