ŞUKÊ AXÊ "SIKTIR KE"
       
       
SÜLEYMAN DOĞAN


        Sevgili Yücel'in Gomanweb'teki mesajını okudun. Duygularını ifade etmiş. Kendisine teşekkür ederim. İsmim de geçtiği için ayrı
ca teşekkür. Bu mesajı okuyunca bir şey aklıma geldi, sizinle paylaşmak istedim. Benim  Goman'lı Kirvem ŞUKÊ AXʒnin (Şükrü Kahraman) bir sözü aklıma geldi.
       Benim liseyi bitirdiğim yıl idi. Atatürk Üniversitesine ön kayıt yapmıştım, kesin kayıt için sonuç bekliyordum. Yanlış hatırlamıyorsam Ekim ayı idi. Çiftler hemen hemen bitmişti.
       Bizim köyün muhtarı Hıdır Kahraman benim köyde olduğumu biliyor. Muhtar benim sıkıldığımı da anlamış ki, bir akşam üzeri çıka geldi. (Çok iyi bir arkadaştı. Daha önceleri de söylemiştim. Adam gibi adamdı. Yaşça babamdan büyük olmasına rağmen arkadaşlık yapıyorduk.) O gece bizde misafir kaldı. Gece bana “yarın seninle beraber gezmeye gidelim” dedi.
      Ben, “hayırdır, nereye gidiyoruz?” dedim
      Muhtar, “ben nereye sen oraya. Gerisine karışma, sen ne yapacaksın?” dedi.
      Sabah kahvaltısını yaptık. Muhtarla birlikte Goman'ın yolunu tuttuk. Sohbet ede ede gidiyoruz. GOLA XIZN
ÎRAN`a vardık. Bana, “Sey Sileman, önce okula uğramalıyız, hocadan bir yorgunluk çayı içelim. Öğlene BADÊ gillerden birisine misafir olalım, öğlen yemeğini yiyelim, Akşama da senin Kirven ŞÜKRÜ'ye misafir olalım. Yarın nereye gideceğimizi de, ben akşam düşünür planı sana anlatırım” dedi.
       Ben ’’tamam Muhtar nasıl istiyorsan öyle yap’’ dedim.
       Okula vardık. Hocayla görüştük. Hoca bizi eve davet etti çayımızı içtik. Oradan kalktık sanırsam Süleyman dayıların evine gittik (SILÊ BADÊ ) orada öğle yemeğini yedik. Uzunca bir sohbetten sonra. Kirvem ŞÜKRÜ`ye  vardık.
       Kirvem yok evde, eşi var. Kirva SEYİDİ (Ona ’’Seyidi’’ diyorlardı, ismini bilmiyorum.). Hemen kadıncağız yatak serdi, bir taraftan sobayı yaktı, çay koydu, kadıncağızı bir telaş aldı. Kirvem Şükrü`yü sorduk, çiftteymiş nerdeyse gelecekmiş.
       Zaten kirvemle, dedem Gülabi`nin işleri herkesten sonra biterdi. Ekinde öyle, çiftte öyle! Neyse Kirvem çıkageldi. Bizi görünce çok mutlu oldu. Ben de her nedense ilk defa kirvemin evine misafir oluyorum. Bir ilgi bize, bu arada da zavallı Seyidiye’ye bağırıp duruyor. Bunu yaptın mı, şunu da yaptın mı! Kadıncağızın eli ayağı biribirine dolanıyor.
      Ben müdahale ettim. Kirve ’’Kirvemden ne istiyorsun? Rahat bırak kadını. Herhangi bir şey yapmasına gerek yok. Zaten  Yavuz hasta bırak çocuğuyla ilgilensin’’ dedim.
       Kirvem Şükrü
,Yavuz'a bir döndü:

       -Yavuz`ê mın çeri?
       Yavuz,

        -serê min dêşî.
        Kirvem, 

        -serê te dêşî? SIKTIR KE !
        Yine bize döndü,  direk bana,

        ’’Kirvem, Tu diwê ki, ji kirîwa min çi dixwaze? Ez terimê cot, cot weke texteye. Ez têm  mal textek jî li maldeye . Dûman min ne girî ez çitor bikim? (sen diyorsun ki bana, kirvemden ne istiyorsun? Ben çifte gidiyorum, tahta gibi eve geliyorum bir tahta da evde, duman beni tutmasın ben ne yapayım.) Tabi bu lafa gülünmez mi! Bir güzel hep beraberce güldük.
      Bu arada benim gözüm hep  Yavuz`da, fakat Yavuzun durumu hiç iyi değil. Çocuğun beti benzi gitmiş. Belli ki ateşi de yüksek.
      Ben yine araya girerek, ’’Kirve yavuz çok hasta bir şeyler yapın’’ dedim. Tekrar Yavuza döndü .

      -Yavuz’ê min kuderê te dêşi?
      -Hunderê min dêşe’’
       -Hundere se, SIKTIR KE !
        Bu diyalog bir kaç defa daha ayni şekilde tekrarlandı. Ben müdahale ettim, “Kirve  bu böyle  SIKTIR KE le olmaz. Kalk bana havlu soğuk su getir. Köyün içine git aspirin, gripin, ateş düşürücü, ağrı kesici ne bulursan. Daha da yoksa  TALSÊW, (kurutulmuş ekşi elma), kurutulmuş kara erik veya kaysı bul getir” dedim. Kirvem onları bulmaya gitti; ben Yavuz’un ateşini düşürmek için ıslak bezi çeşitli yerlerine koydum. Neyse, biz Yavuzu biraz rahatlattık. Çocuk rahatlayınca ve biraz ateşi düşünce uyudu. Yavuz`un bunu iyi hatırlaması lazım.
        Simdi biz Yücel kardeşimizin dediğine gelelim. Beni de kirvemin şu meşhur lafıyla SIKTIR KE !. 
        Güzel demişsin. Bizde öyle bir anlayış hakim ki, aynı Kirvem ŞÜKRÜ`nün deyişiyle SIKTIR KE  anlayışı! Bu anlayışı yıkmadığımız müddetçe değerlerimize de sahip olamayız ve bir yere varmamız zor görünüyor. Bilmem anlata bildim mi?
       Bu arada; burada ismi geçen O güzel insanları, muhtar Hıdır amcayı, kirvem Şükrü’yü ve eşini saygıyla anarım, nur içinde yatsınlar. Güzel insanlardı onlar.

Hepinize saygılarımla.
 

15/03/2009


 Süleyman Doğan

15.03.2009 / http://seydan-dersim.tr.gg / gomanweb

 

SÜLEYMAN DOĞAN'IN TÜM YAZILARI >>>