23 NİSAN BAYRAMI VE HAPİSTEKİ KÜRT ÇOCUKLARI

 

Mustafa Elveren-Em.Öğrt.

 

Yarın ülkemizde “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” kutlanacaktır. Senaryosu resmi ideoloji tarafından yazılan, 89 yıldır izlemekte olduğumuz filmi 23 Nisan’da tekrar gösterime koyacaklardır. Kaymakam, Vali, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı koltuklarına birer öğrenciyi birkaç dakika oturtup, çocuklara çok değer verdiklerini bize yine yutturacaklardır.

 

Bir taraftan bu göstermelik resmi törenler yapılırken, diğer taraftan “teröre destek” gerekçesiyle başta kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yerleşim birimleri olmak üzere, ülkemizin bir çok kentinde binlerce Kürt çocukları göz altına alınmış, işkence görmüş ve şu anda yüzlercesi de hapislere konulmuştur. Bu çocukların duruşmaları hala devam etmektedir.

 

Destek amacıyla Diyarbakır’daki çocukların duruşmasına giden Uzman Psikolog Banu Vardar; “Diyarbakir'da 1 gün yaşamak bile, bu çocukları anlamak için yeterince veri veriyor insana.” demektedir. Yine destek amacıyla Mersin ve Adana’daki çocukların duruşmalarına katılan yazar Esra Çiftçi ve çevreci-siyasetçi Bilge Contepe ise; “Ailelerin sessiz ve endişeli bekleyişleri ile karşılaştık. Çocukların adliyenin izbe bir yerinde demir parmaklıklar arkasında hücrelerde tutulduklarını öğrendik. Çocukları göremedik” şeklinde kaygılarını dile getirmişlerdir.

 

Türkiye’de Kürt sorunu demokratik yöntemlerle çözülmediği sürece, bu çocukların dramı ve olayların daha da artarak devam edeceği anlaşılmaktadır. Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimlerinde çocuk olmak kadar baba olmak da zordur. Çünkü, Kürt sorunu devam ettiği sürece, sorunun çözümüne dikkat çekmek için gösterilerin ve “polise taş atma” gibi eylemlerin yapılması kaçınılmazdır. Bu eylemlerde çocukların ve kadınların ön saflarda olması da yadırganacak bir durum değildir. Geçmişten günümüze kadar başta Filistin olmak üzere, Dünya’nın bir çok ülkesinde de böyle olmuştur.

 

Yanlış uygulamalardan dolayı bu çocukları yarın her birini “terörist” olmaya aday durumuna getirildiğinin farkında mıyız? Bu korkunç yanlışlardan bir an önce dönülmesi şarttır. Aksi halde, bu güne kadar çektiğimiz acılara yenileri eklenerek yaşamaya devam edeceğiz. Bunu bize yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

 

Artık resmi ideoloji iflas etmiştir. O nedenle, Türkiye “TEK”lik psikolojisinden bir an önce kurtulmalıdır. Tüm kimliklerin eşit olması hukuksal bir gerekliliktir. Alt-üst kimlik gibi ucube hikayeleri bir tarafa bırakıp, gerçek demokratik çözümün uygulama zamanı geldi ve geçmektedir.

 

Gelin daha umutlarımız tükenmemişken, sağcısı ve solcusuyla, islamcısı ve alevisiyle, kemalisti ve liberalıyla, Türk’ü ve Kürt’üyle, azınlıkta bulunan diğer ırkların ve inançların birlikte yaşama kültürünü geliştirip, hayata geçirelim. Aksi durumda bölünmekten kurtulamayız. Bunu bir an evvel gerçekleştiremezsek, yarın çok geç olabilir. 

 

Bu durumda siz yarınki “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı nasıl bir duyguyla kutlarsınız? Bu kutlamanın çocuklar için bir anlamı ve önemi kaldı mı?

 

Yüzlerce Kürt çocuklarının hapse atıldığı bir ortamdayken, “Bayram benim neyime?” demekten kendimi alamıyorum. Her şeye rağmen, Dünya’da tüm çocukların bir arada kardeşçe kutlayacakları bayramların olmasını diliyorum.

 

Mustafa Elveren

 

E-Posta Adresi: mustafaelveren@gmail.com

 

Web: www.gomanweb.com

 

 

22.04.2009 / Gomanweb

 


E-POSTA İLE GELEN YORUMLAR


böyle iki yüzlü, riyakar alçakça çocuk sömürüsü yapan dünya egemenlerinin bir de tutup şarkılarla vicdan süpürmesi yok mu hiç dayanamıyorum. karnı şiş aç çocuklar oluşturup sonra da iki şarkı üç etkinlikle köpeğin pisliğini örtmesi gibi örtüvereceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.
hiroşimada çırılçıplak kalmış yanmakta olan bedenlele koşan kızların katilleri, çamur çörekleri yiyen, çöplükten beslenen insanları yaratan dünya egemenleri... olmayan vicdanları ile sahte gözyaşları ile çıkıp da çocuk fuhuşlarının üzerinden nemalanmalarını gözlerden uzak tutup iki dize üç ezgi ile her şeyi yutturacaklarını mı sanıyorlar. YANILIYORLAR.

ezilen sömürülen çocuk istismarları ve tutuklanmaları ile sürüp giden acımasız sisteme karşı sadece demokratik çözüm gibi havada kalan bir söz yetmez. açıkça sosyalizmi istiyoruz. demek gerekir. neden bu söylenmiyor? eğer bunda ısrar edilirse ben bunda kasıt olduğunu düşüneceğim. gizli uzlaşmalarına çocukları alet edenleri de kınarım.
evin / evin.okcuoglu@gmail.com

avrupa birleşip sınırları kaldırarak tek bir ülke olup tek bir dil kullanıp dünyaya hakim olmaya çalışıyor, çin kendi bütünlüğünü koruyarak küçülmemek için dünyanın canına okuyor, bir çok devlleten müteşekkil amerika varlığını korumanın yolunun birlik olduğundan bahsediyor, rusya aynı türküyü çağırıyor, sizin ise yaptığınıza bakın. Allah sizlere güneydoğu insanına, bu ülke insanına, kürk insanına yaptığınızın hesabını muhakkak soracaktır. yavaş yavaş nefret tohumlarını serdiniz, yeşerdi ve meyve verdiler, siz kürtlerle türklerin düşman olduğunu mu sanıyonuz, böyle değildi, ama hem sizin, hem sistem hakimlerinin yoğun çabaları sonucu, kiminin kargaşadan, kiminin sistem bekçiliği yapmaktan geçimini sağlama isteği sonucu insanlar birbirlerini düşman olarak görmeye başladılar. yıllar yılı eziyet ettiğiniz insanların hiddeti altında boğulacaksınız, gün gelir ömrümüz yeterse görürüz. elde edip edebileceğiniz şey bu topraklardan -ermeniler gibi- sürülüp gitmek olacaktır. -ki onlar sizlerden çok daha kalabalık ve güçlüydüler ve devlet o zaman çok daha güçsüzdü-  Allah insanlığı şeytanın emrinde kargaşa çıkartarak onların mutsuzluğuna sebep olan insanlardan korusun, AMİN.

CENG İZ TEZCAN / cengiztez@hotmail.com


Merhabalar

Ben de Kürt cocugu olmamama ragmen ilk kez 16 yasindayken politik nedenlerle cezaevine girmistim ve bu giris sonrakilerin ili olmustu. Sikayetci degilim, tam aksine o dönem nasil onurlu bir durusum varsa bu günde israrla ayni cizgimi sürdürmeye devam ediyorum.

Fakat sizden cok ciddi bicimde farklarimiz var.

1- Bu asagilik kapitalist sisteme baskaldiran sadece Kürt cocuklari degil, ve dünya da sadece bedel ödeyen Kürt cocuklari degildir. Biz hepsi icin savasiyoruz. Sizlere, milliyetcilere ragmen.

2-Bu sistemde cözüm aramaniz, sizin kullandiginiz terminolojiye göre, anlatilan (ne oldugu da belli olmayan) demokratik cözüm gibi bir anlayisin olamayacagini, tüm cocuklarin ancak ülkeler emperyalizmden tamamiyla koptukca, onun sömürgesi olmaktan ciktikca, tam bagimisiz ülke oldukca basarilacagini neden gizleme geregi duyuyorsunuz.

Kürt halkinin tam özgür bir halk olma hakkini siz bile edlinden alamazsiniz.

Emperyalistlerle bagi ekonomik bagi olan hic bir özgür olamaz.


3- Su düzenin empoze ettigi bizimkiler (Kürtler), digerleri (Ermeniler, Türkler ) anlayisindan vazgecin.


Ve lütfen bana bir daha mail göndermeyin. Milliyetcilik anlayisiniz bayiyor artik.

Yasasin Sosyalizm, Yasasin Halklarin tam bagimsizlik mücadelesi, kardesligi


 

Demir Zigana / emekciisci@googlemail.com