Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

SEVMEYİ  BİLMEK

 Güney Güncel


Insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layik görmedigi için
Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için.
Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korktugu için.
Duygularini ifade etmekten korkuyor, rededilmekten korktugu için.
Yaslanmaktan korkuyor, gençliginin kiymetini bilmedigi için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya bir sey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için.’’

W.Shakespeare


Bir ninniyi kiskandiracak kadar güzel sesiyle çakil taslari arasindan sizip gelen su, çimenler, dag çiçekleri, ceylanlar, kuslar, denizler, yeni dogmus süt kokan bebekler, güller, toprak, rüzgarda nazli nazli devinen yapraklar, agaçlar, kisacasi her sey. Ne yana baksam her sey bana insanlari anlatir. Insanlarin inceligini, duyarliligini, insancilligini, sevecenligini ululugunu, yaraticiligini, sanatçiligini.

Dünyada bunca yikim, kiyim,zulüm,ihanet ve kötülükler olmasina ragmen, yine de insanlar hakkinda kötü düsünemiyorum. Insanlari öylesine güzel, öylesine derin, anlamli, zarif incelikli düsünüyorumki, onlari günes gibi sicak, toprak kadar vefali, su kadar temiz, çimenler gibi zarif, ceylanlar kadar güzel, kuslar gibi özgür ve verimli bir toprak kadar agir ve olgun düslüyorum.

Ya güller, gülleri anlatacak kelime bulamiyorum, o üstün gururlu, minnet nedir bilmeyen, kendinden güzelliginden emin, güller bana daima genç kizlari hatirlatir. Ince, hassas, kizararak bakan, soluveren, hemencecik küsen, kirilan, tatli bir söze gülümseyise hemen açiveren yüregini. Güllerki her yapragi binbir mana binbir renk, ahenk ve ifade dolu.

Savaslar, silahlar, ölümler, iftiralar, intikamlar, açlik, sefalet,ilkel irkçilik,dini bagnazliklar, kan, kin, nefret, bütün bunlar beni hayal kirikligina ugratsa da; her seye ragmen insanlari güzel düslemekten kendimi alamiyorum. Çünkü insanlari yeryüzünün en degerli varligi olarak görüyorum. Vicdan, adalet, merhamet ve sevginin, insani insan eden ögelerin en basinda geldigini unutmayarak yasiyorum. Insani insan eden bir diger öge ise bilinç ve düsüncedir, duyguysa olaylar karsisinda ve yasamda insanin yasadigi aci ve sevinçtir. Iyilik, dostluk, güzellik, adaletli ve vicdanli olmak salt insana özgü bir olgudur. Çünkü insan sosyal bir varliktir. Aydinlik ve karanlik nasil biribirinin ziddiysa, iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik de biribirinin ziddidir. Ama evrende her sey iç içedir ve beraber yasar. Karanlik, kötülük, çirkinlik nasilki körlügü, cehaleti, zulmü, haksizligi, adeletsizligi, vicdansizligi, sevgisizligi, hosgörüsüzlügü temsil ediyorsa. Aydinlik,iyilik, güzellik de, bilgiyi,dogruyu, dostlugu, merhameti, dürüstlügü, adaleti ve vicdani temsil eder. Unutmayalimki, tabiati günes aydinlatir, insani da bilgi. Bilgi eger iyinin ve vicdanin hizmetinde ise hakça paylasim ve adalet olur. Yoksa, haksizlik, vicdansizlik, zulüm ortaya çikar.

Yirmibirinci yüzyilda hala insanin inancina, diline, kültürüne,bilincine, düsüncelerine, görüsüne ket vurarak, baski uygulayarak hakaret ederek bir yere varmaya çalisan sirtlanlari anlamaktan güçlük çekiyorum. Tertemiz bir suyu bulandirmak ne kadar kolaysa, bir insani dininden, inancindan, görüsünden, renginden, dilinden,tipinden dolayi, hor görmek,küçük düsürmek, asagilamak, iftira atmak da belki o kadar kolaydir.

Önemli olan yasamayi bilmek ve yasarken de paylasmayi, dünyada her insanin yasam hakkina saygi duymayi, insanlari anlamayi ve en önemlisi de hosgörüyle bakmayi savunmak ve sevmesini bilmek. Her sey son derece hassas ve basit. Zor görünse de. Insanlari diger canlilardan ayiran özellikler de bunlar olsa gerek…

Ama sirtlanlar gün aydinligini sevmez. Güzellikler onlarin meselesi degildir. Onlarin gülistani çirkinliklerdir. Nefrettir, kindir, düsmanliklardir. Onlarin hiç kimseye merhameti sevgisi saygisi olmaz, hatta kendilerine bile. Yürekleri, beyinleri, kan kin nefretle doludur. Erdemleri namuslari bacaklari arasindadir,namuslari kadar beyinleri ve yürekleride kirlidirler.

Bence bu dünyada ihtiyacini duydugumuz ve muhtaç oldugumuz en önemli sey sevgi, dostluk ve hosgörüdür. Küçücük bir tebesüm ve tatli dil, karsimizdakine verebilecegimiz en güzel hediyedir, unutmayalim. Insanlar sevmeli, sartlar ne olursa olsun insanlar sevmesini bilmeli. Hayata hosgörü ile bakilinca olaylara pek çok sey yumusuyor. Bunu hepimizde biliyoruz mutlaka, ama yinede söylemeliyiz biribirimize, hatirlatmaliyiz. Çünkü yasamin tadi ayrintilarda gizlidir, yasamak sevmektir, hissetmektir, anlamaktir.

Sevgi, insanlara bagisladigimiz bir duygu, bir armagan. Bu yüzden bazen tek tarafli da olabiliyor ve bu yüzden bunu hiç tanimadigimiz insanlara da bahsedebiliyoruz.

Severek yasamak güzeldir, severek yasamanin güzelligini ve önemini farkedenler de güzeldir… Dünyada bir sey olabilmenin ötesinde çok daha önemli bir sey var aslinda; insan olabilmek. Insan olabilmenin kosulu ise tek; yüreginde sevgi tasiyabilmek. Yoksa kim oldugumuz, nereden geldigimiz, hangi ülkenin pasaportunda adimizin yazili oldugunun ne önemi var. Bu dünyada sadece insan degil miyiz. Herman Hesse diyor ki,‘’Ben vatanseverim ama, önce insanim. Her ikisinin bir arada yürümedigi yerde daima insana hak veririm’’ Baskalarinin hep ayrilan yanlarini degil, birazda ortak yanlari ortaya çikarilmaya çalisilmali, sonradan yaratilan ve dayatilan din, dil, mezhep, irk, tarikat, kültür, bölgecilik seyhlik asiretcilik gibi kavramlar yüzünden ve o kavramlarin kutsanmasindan çikan savaslara, katliamlara, haksizliklara karsi durulmasi gerekmiyor mu? Insanligin ortak degerleri olan hosgörü, sevgi, saygi, baris, özgürlük, bireysel hak, adalet gibi evrensel degerlere inanmakta kimin ne zarari olabilir, insani duygulardan yoksun ve insanliktan nasibini alamamis sirtlanlardan baska.

Yilginliklarin yorgunluklarin damarlarimizda dolasiyor olmasi bizi biktirmamali ve de ilgilendirmemeli. Bize yüregimiz gerekli, sevgiyi görmek ve duvarini örmek için. Korkmadan, yilmadan bozgunlardan ve sevgiyi kirleten yozluklardan.

Düsüncelerimiz, yargilarimiz, önyargilarimiz; ne kadar barajlar, dalkiranlar insa etsede o yakici yildirimlarin beynimize ulasmamasi için, ne kadar tarihsel, kültürel ideolojik gündelik paratonerimiz olsa da, bir yerden sonra, en azindan söyle kendi yüregimizle basbasa kaldigimizda , eminim anlariz. Eminim anlariz, bir kez olsun, biz de yürekten o sorulari sorarsak kendimize, sormak durumunda kaldigimizi tahayyül edersek hiç olmazsa.


Yasama dair.

‘’Yasamaya zaman ayirin, zira zaman bunun için yaratilmistir…
Düsünmeye zaman ayirin, basarinin bedeli budur…
Sevmeye zaman ayirin, güçlü olmanin kaynagi budur…
Etrafiniza bakmaya zaman ayirin,günler bencilliginize yetmeyecek kadar kisadir…
Terbiyeli olmaya zaman ayirin, insan olabilmenin sembolü budur’’…

Goethe

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu