Konuk Defteri Arşivi

Sivas Katliamında Yaşamını Yitirenler

FOTOGALERİLER

Mizah-Eğlence

YÖREMİZDEN YAZANLAR

VİDEOLAR

ANASAYFA

TARİHİ-KONUMU

DOĞA VE TURİZMİ

EĞİTİM-YAŞAM

GELENEKLERİ

ÜRÜNLERİ

Gelenekleri - Efsaneleri

Seyfi Muxundi-HİZOL (İZOL) TARİHİNE KATKI / MUXUNDU ÇEVRESİNDE BİR TARİHİ GEZENTİ-Değişik tarihlerde yaptığım alan araştırmalarda şu çok dikkatimi çekmiştir. Nerede bir Ermeni kilisesi kalıntısı varsa yanı başında muhakkak bir Alevi ziyareti ya da türbesi vardır. İsnis’te, Kupık’te, Hülam’da, Kardere’de, Blan’da bunun son kalıntılar açıkça mevcuttur. Örnek alarak Blan’da Mesil Babanı hemen üstünde kilise vardır. Devamı
Seyfi Muxundi-KİRVELİK (DERSİM’DE KİRVELİK) / Kirvelik Dersim’de kutsal bir bağdır. Aile akrabalığında daha önemlidir. Ahlaksal değeri en üst yapılardan biridir. Hem dinsel, hem geleneksel mertebesi vardır. Dinsel mertebe olarak Aleviler İslamlıktan daha önce gelen Hz. İbrahim Peygambere (İbrahim’e Xelîlûllah) son derece saygı gösterirler. Devamı
SEYFİ MUXUNDİ - KALO GAĞAND / Hem bir gelenek hem de bir inanç olgusu olan Kalo Gağandi'nin (Kalé Gağandı), Dersim inacında ayrı bir yeri vardır. Geleneğin en önemli özelliği dayanışmayı, dostluğu ve sevgiyi ifade eden motifleri içinde taşımasıdır. Bir arada olmayı esas alan bu gelenek muhtemelen, ilkel dönemin son aşaması ile köleci topluma geçişin ilk döneminden kalmadır. Çünkü yemek vermek, yemek şölenleri düzenlemek genellikle bu dönemlerin ürünüdür. Üretimin belirli sınıfların elinde olması ve köleliğin, "karın tokluğunu çalışmayı" esas almasından dolayı, insanlar yeterince beslenememekteydiler. Onun içindir ki insanlar, bu tür gelenekleri yaratarak bir bakıma kendi içlerinde dayanışmayı sağlamışlardır.  Devamı
SEYFİ MUXUNDİ-COŞİK BAWA (COŞPA) / Bugün Coşîk Bawa'nın (halk, çoğu zaman Coşpa der) bulunduğu yerin bir tepe olması, etrafının koru ağaç kümeleriyle çevrili olması ona aynı önem kazandırmaktadır. Bir ziyaret yeri olan Coşîk Bava'da, birçok ziyaretin aksine tek bir ağaç yoktur. Burada bine yakın meşe ağaçları vardır. Ortada bulunan mezarın etrafında ağaçlar, Cem düzeniyle dizilmişlerdir.    Devamı

DERSİM'DE BİLİNMEYEN BİR EVLİYA:  "ÇORÎBORÎ"     

Seyfi MUXÛNDÎ

Alevi Kürtlerde "Pir"ler önemli bir yer tutarken Dersim'de, yanısıra "Jarr/Jarre" (ziyaretler) de önemli bir yer tutar. Tarıq (ewliya/evliya)'ın, bu ziyaretler arasında önemli bir yeri vardır. "Tuba Ağacı"ndan olduğu söylenen Tarıq'ın boyunun genellikle yedi boğum uzunluğunda olduğu söylenmekte­dir. Tarıq'ın, dalının kökleri gökte, kendisi aşa­ğıda olduğu, Ali ile Kamber'in yolculuğu sıra-sınde elde edildiği rivayeti sık sık anlatılmakta­dır. Ancak, genellikle bütün Tarıq'ların (ewli-ya) "Tuba" ağacının dalından olmasına rağmen, bu özellikleri taşımayan, "Tuba" ağacından olmayan bazı evliyalara da rastlamaktayız. İşte bunlardan birisi de "Çorîborî" evliyasıdır. "Çorîborî", külahtır. Çorîborî törenine geç­meden önce, bu sözcük üzerinde durmak istedim.         Devamı

İNCEBELEK TEPESİ (ZİYARET) VE GAĞEND

Mustafa Elveren

İncebelek Tepesi Köyün kutsal saydığı  ziyaret konumunda olan bir yerdir.Tepenin üzerinde bulunan ağaçlar hiç bir kimse tarafından kesilmez. Rivayete göre, bu ağaçların kesilmesi için askerlere emir veren bir subay, kesimi yapan askerler kendilerini yaraladıklarını, anlatılmaktadır.

Her yıl Ocak ayında Gağend bayramında yöre halkı bu tepenin başında yemekler yaparak ve kurbanlar keserek, dağıtırlar.

Gağend geleneği veya inancı Ermenilerden kaldığı tahmin edilmektedir.       (ME)

Salih Göçer

GELENEKLERİMİZ  GÖRENEKLERİMİZ

ESKIDEN YÖRE KÖY DÜGÜNLERIMIZ: Karekter ve prensibim geregi, siz güzel dostlarimi ve site ziyaret eden dostlari en samimi ve dürüst duygularimla sevgi ve saygi ile selemliyarak satirlarima basliyorum. Degerli dostlar; siz yeni nesil insanlar bilmezsiniz. Ancak benim emsallerim ve daha yasli insanlar gayet iyi hatirliyacaklar, eskiden diyelim bir evde genc bir erkek baska bir köyden kız istemeye gidilir, her iki taraf konusur, anlasir, artik baslik parayla mi mal veya altin karsiligi. Hic unutmam benim babam anami bir inek vererek dedelerimden baslik karsiligi almistir. Babam dedemlerin yegeni oldugu halde. Ne kadar isafsizca degi mi? Dügünün yapilacagi gün kararlasirilir, cevre köylere mumlar dagatilir, ya da köylere her eve dügüne tesvik amaciyla birer cocuk sekeri verilirdi. Diyelim dügünü 1 KASIM günü oglan tarafinda baslatilir, buna göre dügün sahibi o zamanin sartlari aile bütcesi neyi kaldiriyorsa örnegin ilk günü icin aksam 100 kisiyi doyuracak zilfet yemekleri hazirlanir, ikinci günü 4 koyun kesilir, ücüncü günü gelin eve girince  "sira kurt"  yemegi pisirilip davatlilere verilir. Bir davulcu bir de zurnaci esliginden oglan evinde calmaya baslanir, baska köyden gelen misafirleri karsida geldiklerini gören calgicilar 100 metre oglan evine kala onlara dogru yürüyerek ve davul çalarak karsilanirlar. Dügün evine gelen misafirlerde davullarinin üzerine gerekli bahsis koyar ve davulcularin coskusu daha da artardi. Dügünün basladigi ilk günde oglan evinde iki gün iki gece hic durmaksizin davul ile zurna calar, köy halki karili, kizli, gencisi, yaslisi baska köyden gelen misafirlerle birlikte GOWEND tutarak halaylar cekerlerdi. Davulcular yorulup ara verince bu sefer GOWEND Kürtce Gowend esliginde hep bir agizda söylenirdi. Mesela: *ZIMTEG SEWTI HEMBERE , HANIMI LI HANI MI LI* Böylelikle iki gün iki gece tamamladiktan sonra sira 3 ncü günü gelin alma tarafina gidilmek üzere, gelini almak icin 4 ve ya 5 bayan icin atlar eyerlenir, bayanlar *HIRAM* dedigimiz cesitli renklerde giyinirlerdi. Halk bunlara BERBI diyorlardi. Gelin tarafina gidecekler sadece bu kiyafeti giyerlerdi. Kiz tarafina rastgele herkesi göndermezlerdi. Belli basli 30 -40 kisiden olusan misafir köylerden gelenleri ve köy halkindan (Oglan tarafi köyden) bir davulcu , bir zurnaci, 4-5 Berbi atlarin üzerinde gelini bindirecek ata bir yasli misafir bu taraftan bindirirlerdi. Bu gurup kiz tarafina yola cikarken oglan tarafi davulsuz ve zurnasiz GOWEND esliginde türkü cagirmaya ve eylenmeye devam ederlerdi. O gece damada kina yakarlardi, gowend devam ediyordu, ta ki gelin eve ayak basana kadar. Gelini almaya giden gurup gelin evine calgilar esliginde varilir ve 200- 300 metre gelin evine mesafe kala gelinin kardesi ya da babasi bir at sirtinda dörtnalla dügün misafirlerini karsilamaya gider ve onlari gelinin alinacagi eve buyur ederek bir gece orada davul ve zurnalar esliginden halaylar cekilir, gowend tutulur, berbiler gelin odasinda tutulur, misafir gelenleri köy halki yatmak icin her heve 3-5 kisi kabul edilir, o aksam gelin evinde kina yakilir, misafirler ertesi gün gelin evine dönerek , kiz tarafinin geline verdigi esyalari bir bir görülür ve deger bicilir. Bu esyalara ceyiz adi verilirdi. tüm hazirliklar tamamlanir, kizin ceyizleri bir ata yükletilir, gelin ata bindirilip 4-5 Berbinin ortasina alinarak oglan evine gelmek üzere yola cikilir. Gelin oglan evine girmesine 300-500 metre mesafe kalinca Damata eslik eden sadic (Misawi Denirdi) cikarlardi damin üzerine sol elleri mendil ile agizlarini kapatir sag ellerinde birer elma ile dama cikarlardi Gelini atiyla damin kenarina (Siwingin) yaklastirirlardi önce damat elmayi birakirdi usulce gelinin basinin üzerine, sonra sadic-Misawi elmayi usülce birakirdi gelinin basina. Bu islem bitice gelini attan indirip aglan evine daha önce hairlanan duvaga oturturlar, pesinde oglani gidip misawi esliginde saka niyetinde yumruklaya yumruklaya gelinin duwagina getirip böylelikle o gece oglanla kiz muradina eriyip, ömür boyu kari koca olarak bir yastikta hayatlarini sürdürürler.

YENI DOGUM YAPAN KADINLARIMIZ: Hamile kadinlarimiz dogum yaptiklari ilk günü, o gece dogum yapan kadini yaliniz birakmamak icin,genc delikanli erkeklerimiz ve genc delikanli kizlarimiz dogum evine gidilir, dogumu yapan bayani alninda öpmek suretiylen gecmis olsun dileklerinden bulunur, baslanir el ele tutusarak gowend esliginde türküler söylemeye ve yöre oyunlarini bir calgici esliginden oynamaya sabahlara kadar devam ederdi. Bu üc gece boyunca hep böyle devam ederdi. Ertesi günü köy halkinin her evin hanimi kendine has en güzel yemegini pisirip tepsiye koyar dogum yapan hanimin evine gecmis olsun dileklerinden bulunurlardi. Bir eksikligim olduysa beni bagislayin.

Tüm okurlara saygilarimla...

25 EYLÜL 2007 / Salih GÖCER -  www.mehotornu.ch

ZİYARETLERİN HİKMETİ

Mustafa Elveren

 Babam tarafından bana aktarılmış bir olaydır.Aslında yaşanmış gerçek bir olaydır. Fakat, olayın kahramanlarının isimlerini tam olarak hatırlayamadığım için,  efsaneler başlığı altına almayı uygun gördüm.

Riçik Köyünde Ali ismindeki bir şahıs, Coşik ve Koman köylerinde birer kişiyle anlaşarak, gizli bir çete kurar. Ali ve iki kafadar,, "İncebelek ve  Coşik Baba Ziyaretleriyle rüyalarında görüştüğüni, meydana gelen olayları önceden bldiklerini" şeklinde çevre köylerin  halkına propaganda yapıyorlar. Bunu ispatlamak için de, emrindeki iki kafadarı, geceleri birini Coşik Baba Ziyaretine, diğerini de İncebelek Tepesi Ziyaretine göndererek, karşılıklı ateşler yaktırır. Halka da, bu ateşler karşılıklı yandığı zaman, ertesi gün köylerden birinde mutlaka üzücü bir olay olacağını da empoze ediyorlar. Ertesi gün, Çete elemanları gözüne kestirdiği bazı kişilere ait keçi, koyun,öküz,dana,inek vb hayvanlarını zehirleyerek, ölmelerini sağlıyorlar.Bu gibi olaylardan korunmak, malına zarar gelmemesi için halk Ali'ye para vererek muska (Eski yazı ile yazılmış bir kağıt parçası) yazdırmaya başlıyorlar.Muska yazdıranların malına hiç zarar gelmemesi, Tabi bu arada hep  muska yazdırmayanlara  zarar geliyor. Bu çetecibaşı bir gün Babamın dedesi İsmail'e diyor ki, "üç gün içinde senin öküzün ölecek". İsmail'in de sadece tem bu öküzünden başka hayvanı yokmuş, biraz da deli dolu bir tip olduğundan, birinci gün sesini çıkarmaz, Ancak zaman yaklaştıkça da canı sıkılır, parası da yoktur, Öküz de elden giderse, yaşamasının bir anlamı kalmaz. Hemen Çetecilere gider ve der ki, "Eğer benim öküzüme bir şey olursa, ben de sizi öldürürüm. Söylediğinden de ciddiymiş. Gerçekten öyle bir durumda bu çetecileri ele geçirdiğinde öldüreceğini herkesi inandırmıştır. Tabi Çetebaşı ve arkadaşları o günden itibaren köyü ve bölgeyi terk ederek. Elazığ ve Adana'ya kaçtıkları söylenmektedir. Böylece, halk rahat bir nefes alır.

Gağend

Pülümür com. sitesinin ziyaretçi defterinden Hasan Şen tarafından Gağend ile ilgili şu açıklama yer almaktadır.

"Dersim`in en eski geleneklerinden Gağani.. Gağani aralik ayının üçüncü haftasında başlar ve ocak ayının ilk haftasına kadar devam eder. Dört haftadır, çoğul kullanılması-Gağan değil Gağani- bundandır. Dersimin çok eski geleneklerinden biridir. Bazıları onu ‘Weihnachten’ diye tanımlasalarda, bu doğru değil. Hırıstiyan gelenekleri ile benzerlikler olsada, bu Dersim Aleviliği’nin özgün bir geleneğidir. Gağani dört hafta olmasına rağmen bizde ocak ayının ilk haftasında kutlanırdı. Gağan`da komşular ile ilişkiler –eğer bozuk ıse- düzeltilir, barışırlar. Ölenler hayırına ‘Niyaz’ (Oblate, heiliges Brot) dağıtılır. Bazıları oruç tutarlar. Akşam evde ‘Pêsare’ yapılır. Pêsare`nin içine çeşitli büyüklükte üç ağaç konur. Bunlardan en kısası ‘Rısk’ ortancası ‘Zewez’ (Heirat-Evlilik) en uzunu ise ‘Bereket’ i simgeler. ‘Pêsare’ yenirken bunlar kime çıkarsa, o konuda şanslı demektir. Çocuklar sabah erkenden kalkarlar, en güzel elbiselerini giyinerek hediye toplamaya giderler. Her evin kapısını giderek öncelikle ‘Gağanê sıma bımbarek bo’ (Gağanınız kutlu olsun) diye selamlar ve sarkılar eşliğinde hediyelerini alırlar. Hediyeler daha çok badem çekirdeği, ceviz, kuru üzüm yada meyve olurdu. Hediyeler un, yağ vb olabilirdi, kimde ne varsa. Akşama ise gençler köyün ‘tek efendisidirler’ istedikleri eve gider istedikleri yemeği yaptırır istedikleri kadar eğlenirler. Onları misafir eden aile bu ziyaret ile onurlandırılmış olur. Gece geç saatlere kadar eğlenilir bu eğlencelerin en tanılmışı ‘Khalo Gağandır’. Yaşlı saf bir adam, genç güzel karısı ve yardımcısı vardır ancak bütün seyirciler oyunun aktif katılımcılarıdır. Kimi gençler Khalo Gağan’ın karısını ayartmaya çalışır kimi, onunla tartışır v.s. Khalo Gağan’ın bir rolü de köylerden topladığı hediyeleri çocuklara dağıtmaktır. „Zeyi“ Kırmancki de evlenerek evden ayrılan bayanlar için kullanılan bir kavramdır. „Bara Zeyiu“ demek zeyi`lerin payı demekdir. Bunlar kızkardeş, hala, ve teyzeler’dir. Bu vesile ile onlar mutlaka ziyaret edilir ve „Zemel“ (hediye) götürülür. Hediyeler ihtiyaca göre belirlense de –davara mı ihtiyacı var davar, paraya mı ihtiyacı var altın- genelde ‘kızartılmış koç yada ‘Pêsare’ olabilir. Hediyeyi götüren kişi çok hürmet görür. Hala hatıralarımdır en fazla 10-12 yaşındaydım Paxê Haviye’ de evli olan ablama Sabriye’nin Gağan hediyesini götürdügümde ablamın kaynı ‘Ap Albava’ (nur içinde yatsın) benim için yere yatak serdırmişti kendisi ise ilerlemiş yaşına rağmen kürsüde oturmuştu. Bana en sevdiğim yemekler yapılmıştı. Bu hediyeler ve ziyaret ile ‘Zeyi’lere; onlara aile için yaptıklarından ötürü teşekür edildiği, unutulmadıkları anlatılmak istenir. Şu an Gağan ayında bulunmaktayız. Bu güzelim Dersim Geleneği’ni yaşatalım. Zeyi`lerin „Zemel“ (hediyesini), onları ziyaret etmeyi unutmayalım."

KAYNAK: hasan şen www.pulumur.com (ziyaretçi defteri)