Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

KÜRD’Ü BU DURUMA DÜŞÜRENLER UTANSINLAR

Mustafa Elveren – Em. Öğrt

Otuz yedi yıldır beni zehirleyen sigara illetinden kurtulmak için üç gündür direniyorum. Tam bu sırada kızımın dershane sınavına girmesi için beraber dershaneye gitmek üzere, duraktan dolmuşa bindik. Binerken  konuşması ve her şeyi ile kürt olduğu anlaşılan 16 yaşlarında bir genç, oturduğu koltuktan biraz sıkışarak  “Amca ayakta kalma, (oturduğu koltukta sıkışarak)  sen de otur..” Beni tanıyan bizim  kürt gençlerinden biri olabileceğini düşünerek hemen dediğini yaptım ve yanına sıkışarak oturdum. Kucağında küçük bir çanta vardı. O çantanın bir ucu benim sol bacağım üzerine gelmişti.. Bir-iki durak gidince,  pantolonumun sol cebi üzerinde sanki bir elin gezdiğini fark ettim. Elimi cebimin üzerine götürdüm, içinde on lira kağıt para.vardı, yerinde duruyor, Kendi kendime “Herhalde bu genç çocuğun elindeki valizin sürtünmesinden olmuştur.”  Diyerek, pek önemsemedim. Ancak,  üç gündür karşısında direndiğim sigara illetinin tüm zehirsel baskısını üzerimde hissediyordum. Tahminen 3 veya 4 durak sonra bu genç dolmuşta indi. O indikten sonra ben tekrar pantolonumun sol cebini  yoklamaya başladım. Fakat,  cepteki on Liranın yerinde yeller esiyordu.. Biraz sıkça kontrol etmeye başlayınca, karşımdaki koltukta oturan ve kucağında iki çocuğu bulunan bir bayan, “Amca o adam senin cebindeki parayı alınca ben gördüm, benim gördüğümü fark edince de hemen durakta indi. Ben de bu çocuklarım yanımda olduğu için korkudan sana söyleyemedim. Bize bir şey yapabilir diye,” deyince, ben de “Pek önemli değil, zaten on lira. almış, cebimin o kadar derinliğinde parayı çıkartabiliyor ve ben fark edemez kadar hantallaşmışsam, adama helal olsun, bu çocukları bu duruma düşüren sistemin sahipleri utansınlar” şeklinde tepkimi göstererek, olayı geçiştirdim,

Sınavın bitiminden sonra, o hırsızlık psikolojisinin etkisiyle (Bir  kürdün  diğer bir kürdü  çarpması beni çok etkilemişti) eve döndüm. Her zamanki gibi, internet üzerinde güncel haberleri okumak oldu., günlük olarak çok sık güncellenen kurdistan-post sitesini okumaya başladım. Sayın Yaşar Kaya’nın HEP dönemi ile ilgili pazarlıkları anlatan makalesini keyifle okuyup,  biraz rahatlamıştım. Aynı sitede bu defa , Feridun Yazar ve Tarık Ziya Ekinci’nin  şu demeçleri hemen göze çarpıyordu. ”PKK koşulsuz derhal silah bırakmalıdır..”  Her iki önemli kürt siyasetçisinin demeçleri ister istemez insanı düşündürüyor. Acaba, bu kürt siyasetçiler, AKP İktidar(sız)’ı ile gizli bir görüşme ve el altında pazarlıklar  mı yaptılar? Yoksa  bu kadar açık ve net olarak  hem de hiçbir koşul ileri sürmeden PKK’nin derhal silah bırakmasını istemek, bu güne kadar pek alışık bir durum değildir. Bunun cesaretle falan hiçbir ilgisi yoktur. Olsa olsa bu bizim bilmediğimiz başka bir şeydir. Yine aynı sitenin editörü tarafından yazılan şu cümlelerinin üzerinde hepimiz biraz kafa yormamız gerekiyor, diye düşünüyorum.  “Kürtçülük siyaseti” ne bulaşmış Kürt yaşlılarını anlamakta insan zorlanıyor. Yaşları ilerledikçe biz mi onlar karşısında çok çocuk kalıyoruz? Bir bildikleri var da aklımız mı ermiyor?...”  Gerçekten de bu ihtiyarları anlamakta ben de çok zorlanıyorum. Hala da anlamış değilim. Neyse ki, geçen günkü Radikal Gazetesinde DTP Eş Başkanı Sayın Ahmet Türk’ün “Dünyanın hiçbir yerinde görüşme ve altyapı olmadan silah bırakılmadı…Biz, demokratik siyasetin önünün açılmasını istiyoruz…Silahlar patladığında duygular, mantığın önüne geçiyor…'Kürt sorunun çözümü demokratik siyasetten geçer. ..” (17.04.2006/Radikal)  şeklinde yaptığı açıklamaları hatırlayınca, doğrusunu söylemek gerekirse, Sayın Ahmet Türk’ün söylemini daha gerçekçi ve  inandırıcı buldum. 

Ve Kurdistan-post sitesinden ayrılarak,  Ü.Ö.Gündem Gazetesi sitesinde dolaşmaya ve okumaya devam ettim. Çok sıkıntılı günler geçiren, Afyon Cezaevindeki oğlunun ziyaretleri sırasında tanıştığım  Sayın Ali Rıza Yurtsever, bakın kendi köşesinde nasıl feryat ediyor? “."Hukuksuzluğu, anti demokratik uygulamaları, Kürt ve Türk kardeşliğini torpillemeye dönük kaybettirici politikaları boşa çıkarmanın adımı olarak tüm demokrasi güçlerinin dayanışma ve birlikte mücadelesi ertelenemez bir görevdir." Biz bu uyarıları  yıllardır yapıyoruz, Sayın Yurtsever.. Yapmasına yapıyoruz da, sonuçta ne oluyor? Sonuçta, her iki kesimdeki fanatikleri ve savaş yanlıları tarafından “Ne kardeşliği, ne barışı ulan!” gibi  tehditkar  söylemlerle karşılaşıyoruz. Bu kafayla giderse, bırak kardeşliği, birlikte yaşamak bile hayal olmak üzeredir. İster “bir ucubedir”, denilsin, ister “Türkleşme hareketidir” densin, kim ne derse desin, adını ne koyarlarsa koysun, Sayın Abdullah Öcalan tarafından geliştirilen barış ve özgürlük projesi olan ”Demokratik Cumhuriyet “ tezi,  bir çok kürt ve türk çevreleri tarafından  alay edercesine  dikkate alınmadı. Bu gün karşı çıkanlar,yarın bu projeyi  mumla arayacaklardır. Ama, iş işten geçmiş olacaktır.

Hala AKP'den medet  bekleyen sözüm onlara kürt aydınlarına ne demeli? "Kelin merhemi olsa kendi kafasına sürer" . Yüzde on barajını kürtlerin önüne koyan güçler, kendileri de bu barajın altında kalarak, AKP'yi iktidar(sız) yaptılar. Tamamen militarizmle ve bürokrasiyle uzlaşan bu iktidar(sız), Türkiye'de başta kürt sorunu olmak üzere, ne türban, ne İHL, ne insan hak ve özgürlüklerini, ne de demokrasi sorununu çözemez. İlk başlarda belki biraz umutlanmıştık, fakat sonradan anlaşıldı ki, bunlar AB ve ABD ile Dünya siyaset konjonktürü gereğince yaptıkları zorunlu makyajdan başka bir şey değildir

Tüm bu karmaşa ve kafa karışıklığı, toz dumanı içinde, Ape Musa’nın  deyişiyle “Yine Kürde sadece direnmek kalıyor” Evet direnmek kalıyor. Ben ise, otuz yedi yıldır beni baskısı altına alan sigara zehirine karşı direnmeye devam ediyorum. Sonunda ben  kazanacağım. Bunda kesinlikle eminim.

Mustafa Elveren

www.komanweb.bravehost.com

22.04.2006

Mustafa Elveren'in Tüm Yazılarını okumak için tıklayınnız >>

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu