Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

KORKU CUMHURİYETİ VE İRTİCA 

Mustafa Elveren – Em. Öğrt

Türkiye’nin en üst düzey bürokratları, politikacıları ve bir kısım milliyetçi-ulusalcı kesimleri tarafından; “irtica ve bölücülük vardır” şeklinde sıkça dile getirenler, her  ne hikmetse aynı zamanda AB’ye de karşı olanlardır. Bunda bir gariplik yok mu? Hiçbir Avrupa ülkesinde irtica tehdidini duydunuz mu?  O halde Sayın Prf. Mehmet Altan’ın deyimi ile “bizi böyle bir tehlikeden kurtaracak temel hak ve özgürlükleri tavizsiz uygulayan can simidi AB” olması gerekmez mi? AB ile irticai yan yana koymak mümkün müdür?  Bu soruları daha da çoğaltabiliriz.

Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren “Ülke ve rejim Komünizm tehditi altındadır” diyenler, Sovyetlerin dağılması ile birlikte bu defa  her gün “ülkemiz irtica ve bölücülük tehditi altındadır” demeye başladılar. Yani seksen üç yıldır korku üzerinde kurulmuş bir cumhuriyetimiz vardır. Bir ülkenin yönetim şeklinin adı cumhuriyet olmasıyla hiçbir şey değişmeyebilir. İngiltere sembolik  de olsa krallıkla yönetilmektedir, ne olmuş yani? Adı Cumhuriyet olan bir çok ülkeden ekonomik ve sosyal olarak çok çok ilerisindedir. İran İslam Cumhuriyet’inde hala recm gibi çok katı İslami kurallar uygulanmaktadır. Türkiye’de ise hala göstermelik bir demokrasiden öteye bir adım ileri gidilmemiştir. Çünkü, temellerini ırkçı veya dinci kurullara göre oluşturmuş düzenlerin isminin cumhuriyet olmasının hiçbir değeri yoktur.

Peki ülkemizde gerçekten irtica ve bölünme tehditi yok mu? Elbette var. Ancak, bu öyle devleti ve rejimi tehdit edecek nitelikte ve güçte değildir. Aslında, bu durum istihbarat kurumları ile Ordu tarafından çok iyi bilinmektedir. Eğer irtica tehditi varsa, zaten Devlet Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruluşu başına musallat etmiştir. İrticanın en alasını buradan aramak gerekir. İşin ilginç tarafı ise, irtica vardır diye bağıranların Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurumun Devlet içinde yer almasını isteyenlerdir.

 Dikkat edilirse, “irtica ve bölücülük” ülkeye hakim oldu diyenler: 1- AB’ye karşıdırlar, 2- İrticaya en çok pirim veren Devletin Diyanet İşleri Kurumunu savunanlardır. 3- Temel hak ve özgürlük istemlerini “bölücü, yıkıcı ve irticacı” olarak değerlendirenlerdir. 4- Demokrasi çerçevesinde görüşlerini dile getirenleri linç etmeye kalkışanlardır.(Bunun en açık örneği,  daha bu gün Dünya’nın en büyük  ödülü olan “Nobel 2006 Edebiyat” ödülünü kazanan Sayın Orhan Pamuk’a yapılan linç girişimleridir)

Öyle ise,  ortalık neden bu kadar gürültüye getiriliyor? Ben diyorum ki, yeşil cüppeliler ile siyah cüppelilerin iktidar kavgasıdır. Çok iyi biliyoruz ki, cüppelerin ve yüzlerin renkleri değişik olabilir, fakat, sermayenin yani paranın rengi  tüm Dünya’da aynıdır.  konuyu bir kez de MİT Eski Uzmanı Prof. Sayın Mahir Kaynak’ın analizinden bakalım; “Ekonomik kontrolü kaybeden bürokrasi zaten yönetimdeki etkinliğini kaybetmektedir ve bir süre sonra egemenlik tamamen ekonomik gücü elinde tutanların olacaktır. Asıl sorun yeni egemenlerin kimlikleri ve dünya üzerendeki bağlantılarıdır. Şu anda ülkemizde egemenliğin ele geçirilmesi mücadelesi yaşanmaktadır”   Önemle üzerinde durulması gereken bir analizdir.

Değerli yazar Sayın Prof. Mehmet Altan’in. “İrtica Çankaya’nın kod adı mı?” sorusu bence çok anlamlıdır ve bu çerçevede de bir değerlendirme yapmak  mümkündür. Sayın Altan’ın Gazetem.Net sitesinde yayınlanan aynı başlığı taşıyan haber-analiz  yazısını okumanızı tavsiye ederim.

11.10.2006

MUSTAFA ELVEREN

E-POSA         : elverenmustafa@hotmail.com

WEB SİTESİ: www.komanweb.bravehost.com

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu