Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

F  I  K  R   A   L  A  R

ÜLKEMİZDE YAŞANMIŞ GERÇEK FIKRALAR!!!

Aynı turizm şirketine ait iki otobüs, yolda karşılastı şoförler ellerini bırakıp birbirini selamladı 52 kişi öldü. Bitlis

Asabi çoban ot yemeyen koyununu tüfeğin dipçiğiyle dövmeye başladı, tüfek ateş aldı çoban öldü. Bitlis

Odun kesmek için ağaca çıkan çiftçi, Nasreddin hoca fıkrasındaki gibi bindiği dalı kesmeye başladı. Farkettiğinde iş işten geçmişti dalla birlikte yere çakıldı hastanede öldü. Antalya

İki odayı yıkıp tek oda yapmak isteyen bir evsahibi, işi abarttı. Tek duvar için kazma yerine dinamit kullandı. Mahalleyi havaya uçurdu. Yaralandı Trabzon

Şaşkın köylü üç katlı evinin terasındaki kömürlükte buzağı beslemeye basladı. Buzağı büyüdü, 250 kiloluk dev bir inek oldu. bulunduğu odaya sığmayan inek, 3 katlı evden vinçle indirildi. Izmir

Karadenizli iki kardeş, çatıdaki hurdaları satmak istedi. Ağabey çatıya çıktı,demir yığınlarını asağıdaki kardeşine atmaya basladı. Kardeşi ise hepsini tuttu biri hariç: Buzdolabı... Onun da altında kalıp ağır yaralandı. Hastanede,"hızlı attı tutamadım" dedi. Izmir

Lise öğrencisi C.S. telefonunu aldı eline başladı rehberde kayıtlı tüm numaralara çağrı bırakmaya. Son kişiyide çaldırdıktan sonra karşılık gelmesini bekledi. Aradan 2 saat geçmesine rağmen bir tane bile çağrı gelmemişti. C.S. hıçkırıklar içinde demek bu koca dünyada bir tane arkadaşım bile yok, artık yaşamamın hiçbir anlamı kalmadı diyerek evdeki tüm sarımsak ve soğanları (yaklaşık 2 çuval) yiyerek intihar etti. C.S. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından C.S. nin telefonunu inceleyen polisler telefon ayarlarından numaranın gizlendiğini tespit ettiler. Çorum

Son Güncelleme: 2007-10-06

Kaynak: hekimce.com

Cehennem

bush,italyan başbakanı ve tayip erdoğan şeytana gitmişler.bush sormuş:
-italya ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1250 yıl sonra
italyan başbakanı ağlamaya başlar:
-ben göremicem,ben göremicem

bush sorar:
-amerika ne zaman dünyanın kıralı olcak?
şeytan:
-1300 yıl sonra
bush ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem

tayip erdoğan sorar:
-biz ne zaman ABye gircez?
şeytan ağlamaya başlar:
-ben göremicem ben göremicem

Oruç tutan tilki

Bir gün tilki ormanda tek başına gezerken ağaca asılmış bir parça et görür.

Etin yanına yaklaşarak incelemeye başlar ve etin arasına gizlenmiş bir bomba görür.

Ete hiç dokunmadan 10–15 metre kenara çekilerek uzanır ve beklemeye başlar.

Biraz sonra kurt çıkagelir ve eti görür, şöyle bir sağa sola bakınırken tilkiyi görür ve sorar:

"Eti gördünmü?"

Tilki: "Evet gördüm"

Kurt: " Peki neden yemedin ?"

Tilki: "Ben orucum."

Kurt: "Ben yiyebilir miyim o zaman?" diye sorar.
Tilki: "Buyur ye, afiyet olsun!"

Kurt eti ısırmasıyla bombanın patlaması bir olur ve kurt ağır yaralı bir şekilde 8–10 metre ileriye sürüklenir.

Tilki bulunduğu yerden kalkarak etin yanına gider ve başlar yemeye.

Buna gören kurt sorar:

"Lan Hani sen oruç tutuyordun?"

Tilki: "Top atıldı duymadın mı?" :-)

Ahrette de...
Bektasi, vaaz dinlemeye gitmis. Hoca vaazinda icki icmenin bütün kötülüklerini, zararlarini sayip dökmüs, hatta icki icenlerin sirat köprüsünden boyunlarinda dünyada ictikleri bütün icki siseleri asili oldugu halde gececeklerini anlatmis. Bektasi sormus:

"Hocam, boyna asilan siseler bos mu olacak dolumu?"

Hooca, incecik köprüden dolu siselerle gecilirken dengenin kolay saglanamiyacagini düsünerek:

"Elbette ki dolu olacak" diye yanıt vermis.

"Hay agzini öpeyim Hocam, desene ahrette de yasadik!" demis.

Muhtar

Temel gece eve cok sarhos gelmis, üstelik kendi üzerinede hatiri sayilir sekilde kusmustur.

Karisina karsi durumu idare etmek icin ;

-Ula kari, muhtar bugün icti icti sonrada Pantolonima kusti.

Karisi Pantolonu alip yikamaya gider az sonra sesi duyulur.

-Ula Temel muhtar üstüne kusmakla kalmamis pantolonuna da sicmistir.

(Kaynak: fikra.gen.tr)

Hayattan çeviriler

"Ben balığa çıkıyorum" "Ben, elimde bir çubukla bütün gün sandalda oturacağım ve denizdeki balıkları izleyeceğim."
-
"Yemeğe yardım edeyim mi ?" "Yemek neden hala masaya gelmedi ?"
-
"Sevgilim biraz ara ver, sabahtan beri evi temizleyeceğim diye helak oldun."
"Şu elektrikli süpürgeyi artık sustursan iyi olacak, filmin içine ettin!.."
-
"Hmmm. Evet çok ilginç hayatım" "Sen hala konuşuyor musun?"
-
"Hafızam pek iyi değildir,biliyorsun" "İlk öptüğüm kızın evinin yolunu, bugüne kadar ki, arabalarımın teknik özelliklerini hatırlıyorum ama senin doğum gününü unutttum!"
-
"Seni düşünüyordum ve sana bu gülleri getirdim canım" "Köşe başında gülleri satan kız tam bir afetti."
-
"Endişelenme tatlım, küçük bir kesik"
"Aslında tam damarımı kestim ama canımın ne kadar acıdığını itiraf etmeyeceğim.
-
"Hani nereye düştü? Bulamıyorum işte!"
"Yakalamak için ellerimi açtım ama yakalayamadım, dolayısıyla attığın gibi kendin bul!"
- "Tabii ki seni duydum hayatım"
"Ne söylediğin hakkında en ufak bir fikrim yok ve umarım anlayınca, 3 saat bağırıp çağırmazsın."
-
"Biliyorsun güzelim.. Başkasını sevemem."
"Senin çığlıklarına bile zar zor alıştım ve daha kötüsüyle karşılaşma riskini göze alamam."
-
"Muhteşem görünüyorsun.."
"Tanrım ne olur bu denediğin son elbise olsun, yoksa kalp krizi geçireceğim"

Öp Beni

Delikanlı sevgilisini aksam eve bırakır.Evin önünde masum bir fısıltıdan  sonra ateşlenir.Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum...
Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da olmazsa kendisi gelecekmiş ama o hayvan oğlu hayvana söyle elini Diyafon düğmesinden çeksin dedi''
.

ÇIKAR AĞZINDAKİ BAKLAYI  

Kaynak: .dehsetfikralar
Babaerenlerin çok küfürbaz bir arkadaşı vardır. Adı Mehmet. Babaereenler olur olmaz herşeye küfreden Mehmet'i bu huyundan vazgeçirmek için ağzına bir bakla tanesi koyar ve böylelikle küfür etmesine engel olur. Çünkü Mehmet her küfür etme isteğinde aklına ağzında taşıdığı bakla tanesi gelir ve küfür etmekten vazgeçer. Bir gün birlikte yürürlerken pencereden bir kadın onlara seslenir :
-Babaerenler biraz dururmusunuz? Hafiften yağan yağmura rağmen durup beklerler, bir hayli de ıslanırlar.Kadın tekrar pencereden başını uzatmış :
-Artık gidebilirsiniz, Babaerenler! Babaerenler bu olaydan hiçbirşey anlamaz.
-Hanım, bizi neden beklettin bu yağmurun altında? Bak bir hayli ıslandık.
-Boşuna bekletmedim. Babaerenler, tavuğumu kuluçkaya yatıracaktım. "BU işi yaparken başında kavuk olan birine bakarsan civcivler tepeli çıkar" dediler de onun için beklettim. Babaerenler hemen Mehmet'e döner :
-Tam sırasıdır Mehmet, çıkar ağzındaki şu baklayı. 

BİTSİN BU DAVA  
Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar..Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor...Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor...Ama çaktırmadığını sanan kendisi...Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu...Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi.. Davayı kazanamam. Hadi kazandim, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin...Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız...Yillar geçiyor.Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor.. Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektasi'ye...
-Kesmedim, diyor Bektaşi...
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi..
-Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini...
-Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz...
-Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım...
-Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava.. 
BİRBİRİNE KARIŞTIRDIN  
Bektaşi'nin bir uyuz eşeği ile besili bir ineği varmış...İnekten süt sağıp satıyor, kazandığı paranın yarısıyla uyuz eşeğe arpa alıyormuş.Eşek bir işe yaramıyormuş.Bir gün dayanamayıp dua etmiş :
-Ey yüce Allahım, beni şu eşekten kurtar! Ertesi sabah ahırın kapısını açmış ki ne görsün?İnek ölmüş eşek kalmış... Bektaşi o hırsla sokağa fırlayıp milleti başına toplamış :
-Ey ahali şu yerde yatan nedir?
-İnektir!
-Ya şu ayakta duran uyuz?
-Eşektir! Bektaşi açmış ellerini yukarıya :
-Ey ulu Allahım, sana kırk yılda bir ricada bulunduk, onda da eşekle, ineği birbirine karıştırdın!
 
BİR GÜN FAZLA TUTMUŞ  
Adama sormuşlar :
-Kaç gün oruç tuttun?
-Hastalığım nedeniyle, ancak bir gün tutabildim! Aynı soruyu, orada bulunan Bektaşiye sorunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş :
-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!
 
BEKLİYORUM  
Canlardan birine, Ramazanda sormuşlar :
-Erenler kaç tane oruç tuttun?
-Henüz nasip olmadı.Tuzak kurdum bekliyorum
BAYRAMDAN BAYRAMA  
Bektaşiye sormuşlar :
-Rakı içer misin?
-Akşamdaaaan akşaaaama...
-Namaz kılar mısın?
-Bayramdan bayrama, bayramdan bayrama...
BEKTAŞİ VE SOFU  
Koyu sofu bir adamcağızla Bektaşi, bir başka kente gitmek üzere bir kervana katıldılar. Sofu, ikindi üzeri namaz kılacağını söyledi. Bektaşi :
-Geç kalırsan kervanı kaçırırsın ; onun için sünneti bırak da yalnız farzı kılıver, diye öğüt verdi. Bektaşi'nin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladılar. Ertesi sabah sofu, Bektaşi'ye sitem etti.
-Dün bana sünneti kıldırmadın, gece rüyama Peygamber Efendimiz girdi. Bektaşi adamın sözünü ağzına tıkadı :
-Daha ne istiyorsun! Farzı da bırak rüyana bu kez Tanrı girsin!
 
BAKIN BEN GİRİYORMUYUM  
Bektaşinin biri caminin önünden geçerken bir bakmış caminin içindekiler bir eşeği ellerinde sopalar dövüyorlar. Bektaşi hemen araya girip :
-Bu eşeği neden dövüyorsunuz?, diye sorar. Cemaat bektaşiye dönerek cevap verir :
-Allahın evine girdi de ondan. Bektaşi hemen cevabı yetiştirir :
-Ya kardeşim o tabiki girer.O nun aklı yok fikri yok.Bakın ben giriyormuyum.
 

Bir kürt ve Temel ))))
www.nurhakdagi.net/

Bir kürt ve Temel Amerikaya zengin olmak için gitmişler. 1 sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar... Bir sene sonra Temel yine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş bizim kürt çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra -Temel: Valla ben hiç bir baltaya sap olamadım der. Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın. _ Kürt: Eh işte durum iyi der. Valla bu amerikalılar salak. Bir fal makinası yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala bakıyor der. Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşirler. Bir sene sonra yine kürt limuzini ile gelir ve beklemeye başlar. 10 dk sonra tepeden dabadabadabna bir helikopter iner ve içinden bizim Temel çıkar. Kürt şaşırır. Ulan nasıl olduda bukadar zengin oldun? - Temel : Valla bu amarikalılar çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim der. 5$'a elini veriyorsun fala bakıyor. 10$ vermezsen elini geri alamıyorsun.

GaRip caN

Kayıp Para....

Biri içinde 1 milyar bulunan cüzdanını kaybetmiş. Kaybettiği yerdekilere cüzdanını getirene 100 milyon vereceğini söylemiş. Kalabalıktan bir ses daha duyulmuş.
-O cüzdanı bulup bana getirene 250 milyom vereceğim...!

GaRip caN ((((((((((
www.nurhakdagi.net/

AYIK GÖRDÜN MÜ?  

Babaerenlere sormuşlar :
-Sen neden hiç namaz kılmıyorsun?
-İçkili iken namaz kılınmaz. Kur'an'da bu konuda ayet var.
-İyi ama, o ayet sarhoş olanlar için.
-Doğru söylüyorsun ama beni hiç ayık gördün mü imanım?
 

ALLAH ŞİMDİ NE YAPIYOR?  

Bir gün yolda yaya giden bir Bektaşinin önüne bir atlı çıktı :
-Baba, dedi, bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın? Bektaşi yanıt verdi :
-Elimden gelen bir şeyse, hay hay, oğlum.
-Şunu öğrenmek istiyorum : Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine içerliyen derviş, hic belli etmemiş :
-Yanıt veririm ama, bir şartla, sen o attan in, ben bineyim.
-Neden?
-Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam:
-Hadi, demiş söyle bakalim. Allah şimdi ne yapıyor? Bektaşi :
-Ne yapacak, demiş, atı senin gibi budalanın elinden alıp, benim gibi akıllıya veriyor, deyip atla uzaklaşmış.

ALLAH'IN KEMALİ  

Bir mecliste Kuranı Kerim'den söz açılmıştı.Kuran'ın eşsizliginden ve olağanüstü bir eser olduğundan bahsedilirken, odanın bir köşesinde kendi halinde çubuğunu içmekte olan bir Bektaşi söze karışarak :
-Evet, Allahın kelamı cidden eşsizdir. Ama, yazısı biraz karışıktır!,...der. Dinleyenlerden biri hayret ve biraz da hiddetle sorar :
-Karışık mıdır, nerden biliyorsun? Bektaşi acınacak bir tavırla cevap verir :
-Alnımın yazısından!
 

KÜCÜKiSTAN BASBAKANI

Kaynak: www.sirince.net

İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı :
- İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.

Mükemmel Koca

Gönderen: Ulusalokul.com

Özel bir kulüpte birkaç adam antrenmandan sonra soyunma odasında üzerlerini değiştirmektedirler, bu arada bankların üzerindeki cep telefonlarından biri çalar.
—Merhaba.
-“Merhaba tatlım benim” der telefonun diğer ucundaki kadın. Hala kulüpte misin?
—Evet.
—Harika. Sana iki blok uzaklıkta bir alışveriş merkezindeyim ve güzel bir mink kürk gördüm. Müthiş bir şey. Satın alabilir miyim?
—Kaç para*
—Sadece 1500 dolar.
—Peki, madem o kadar hoşuna gitti o halde al.
—Ahhhh. Teşekkür ederim tatlım. Ha birde Porsche bayisinin yanından geçerken bir 2001 model Porsche’ye pazarlık yaptım adam iyi bir fiyat verdi. Bizim BMW yi değiştirsek iyi olacak.
—Ne kadar?
—Sadece 65.000 dolar.
—Tamam ama bu fiyata tüm özellikler dahil olsun isterim.
—Harika. Ama kapatmadan önce bir şey daha var.
—Ne?
—Bu sabah emlakçının oradan geçiyordum ve geçen yıl beğendiğimiz evin satılık olduğunu gördüm. Hani önünde büyük bir bahçesi olan, deniz manzaralı, havuzlu ev.
-Ne kadar istiyorlar?
—450.000 dolar. Banka da bunu alabilecek paramız olduğunu biliyorum.
—Tamam, git ve satın al ama pazarlık yap en son 420.000 dolar ver. Tamam mı?
-Tamam tatlım.Teşekkürler……Seni seviyorum.
-Hoşça kal…..bende seni.
Adam telefonu kapatır ve arkadaşlarına döner;
—Bu telefon hanginizin?

Yetenek Meselesi..

Gönderen: Ulusalokul.com

İlkokul 5. sınıffta resim dersinde öğretmen:
-Çocuklar konu serbest,hayvan resimleri çizin bakayım, dedi.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı.Öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını farketti. Bu bir sinek resmiydi. Öğretmen şaşkınlıkla sordu:
-Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
-Evet öğretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki at sanki kağıttan fırlayıp çıkacak.. O kadar canlı....
Şaşıran öğretmen:
-Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi.
Son dersten sonra Ahmet'le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı, bir adam yatıyordu.
Öğretmen konuşmaya başladı:
-Geçmiş olsun efendim.
-Teşekkürler.
-Ben oğlunuzun...
-Allah kahretsin oğlumu.
-Aman böyle söylemeyin,yaptığı resimler...
-Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
-Ama beyefendi, böyle yetenekli bir çocuğun...
-Yeteneğine başlatmayın şimdi.
-Peki ne oldu, niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu essoğlusu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş...

Trafik Polisi

Gönderen: Ulusalokul.com

Trafik polisi arabayı durdurmuş ve eğilip sormuş:
-Ehliyet ruhsat lütfen..
-Tabii buyrun, demiş şoför ve vermiş. Polis bakmış bir problem yok.
-Pekii, demiş polis, çevre vergisi pulu?
-Burada, buyrun.. demiş adam.
-İlk yardım çantanız var mı?.. demiş polis.
-Tabii, deyip bagajı açmış adam. Polis bakmış içinde eksik yok.
-Yangın söndürücü?
-Burada buyrun.
-Zincir?
-Derhal çıkarayım buyrun.
Polis daha sonra tekrar sormuş:
-Mezdeke kaseti var mı?
Şoför çok şaşırmış..
-Evet var, buyrun, demiş.
Polis:
-Tamam siz onu takın teybe ve sesini açın demiş ve başlamış polis oynamaya. Şoförün şaşkınlığı daha da artmış ve dayanamamış sormuş:
-Hayrola memur bey?
Polis cevap vermiş:
-Ee eşşek değilsin.. artık takarsın bi 20 milyon.

AMİN

Gönderen: Ulusalokul.com

Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler. Alış veriş yaparken 'kahrolsun amerika' diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun üzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz' derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve "Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim' der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak
-Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi? deyince
Bakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun amerika!(ses yok)
-Kahrolsun amerika!(ses yok)
-Kahrolsun amerika!
Papağan dile gelir:
-Amin evlatlarım

"Orospu mu olcan sen lan!.."
GÖNDEREN: Memiş

Adam müftüye gitmis
"Yahu,hakikaten biz cennete gittigimizde huri alacak miyiz?"
demis
Müftü, "namazini kilar, orucunu tutar, zekatini verirsen 4
huriyi alacaksin elbette" demis.
Adamin derdi baska "Peki benim hanim cennete gidince ne
olacak?" demis
Müftü cevap vermis
"Ona da 4 Nuri düser"
Adam saskin, ne yani esit haklara mi sahip olacaklar
Kös kös evine dönmüs
Bakmis karisi namaz kiliyor
Basmis tekmeyi
"Orospu mu olcan sen lan!.."

SEVGİLİ KARIMA

GÖNDEREN: Hasan Dişyar

Adamin biri yeni ulastigi otele kaydini yaptirir. Odasina girdiginde masada bir bilgisayar görürür ve karisina e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdigi mesaji farkinda olmadan yanlis bir adrese gönderir.... Tam bu sirada farkli bir yerde kadin, kocasinin cenaze
töreninden evine yeni dönmüstür ve bilgisayarindaki maili görür, arkadaslarindan geldigini düsündügü maili okuyunca oldugu yere  yigilip kalir.  Odaya giren annesi yerde yatan kizini ve ekrandaki mesaji  görür:

Kime : Sevgili karima
 Konu : Yeni ulastim.
 Tarih : 16 Mayis 2004
 Benden haber aldigina sasiracagindan eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulastim ve kaydimi yaptirdim. Hersey yarin senin buraya gelecegini düsünülerek hazirlanmis. Seninle bulusmayi dört gözle bekliyorum. Umarim benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Seni Çok Seviyorum...

Not : Burasi çok sicak...

Heykel

www.Ulusalokul.com

Kadın yatakta sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve girdiğini duyar ve "Çabuk! Koşeye geç ve bir heykel gibi davran..." diyerek adamın heryerine bebeyağı sürerek bebe pudrası serper,
- "Sakın kımıldama ve bir heykelmişsin gibi davran" der.
Kocasi gelir,
- "Bu nedir hayatım?..." diye sorar.
- "O mu? Sadece bir heykel hayatım. Smith' ler yatak odaları için bir tane almışlardı çok beğendim bizim için de bunu ısmarladım." der Kadın...
Kimse o andan itibaren heykel hakkında konuşmaz ve daha sonra yatarlar.
Gece saat iki sularında adam kalkar ve doğruca mutfağa gider. Sonra elinde bir sandviç ve bir kutu bira ile geri döner ve heykel gibi duran adama dönüp:
- "Al bakalım, bir şeyler ye, ben 3 gun boyunca Smith'lerde salak gibi dikilirken kimse bana bir bardak su bile vermemişti!"

ANNE...

www.Ulusalokul.com

Süper markette alışveriş yapmakta olan genç adam, kendisini
takip etmekte olan yaşlıca bir hanimi fark eder. Kadını görmezlikten

gelse de, kadının dik dik bakmaya devam eder. Nihayet kasa önünde
kuyruğa gelirler. Kadın adamın bir kaç sıra önüne düşmüştür.
"Özür dilerim" der kadın"..böyle dik dik bakmam sizi rahatsız etmiş
olmalı.. üzgünüm. Ama geçenlerde ölen oğluma o kadar benziyorsunuz ki..
" "Bunu duyduğuma üzüldüm," diye cevap verir genç adam "Sizin için
yapabileceğim bir şey var mi?" "Evet," der kadın, Simdi ben dışarı
çıkarken 'Güle güle , anne!' diye seslenebilir misiniz bana?
Bu bana iyi gelecek." "Tabii ki," diye cevap verir genç adam.Yaşlı
kadın çıkarken genç adam ona el sallar ve 'Güle güle , anne!." diye
bağırır.
Birisini mutlu etmenin derin hazzı içinde kendi kendine gülümser.
Kendini çok iyi hisseder. Ödeme sırası kendine gelince kasanın
127 dolar yazdığını görür. "Bu nasıl olur?" diye sorar kasiyere
"alt tarafı üç parça bir şey aldım!." Kasiyer gayet sakin
"Anneniz, onun hesabini da sizin ödeyeceğinizi söyledi.."

Striptizci baba
e-kolay.net
Öğretmen öğrencilere sıarsıyla babalarının ne iş yaptığını sormuş. Avukat, doktor, hakim, memur derken sıra sessiz ve sıkılgan bir çocuk olan David'e gelmiş. Öğretmen ona da babasının ne iş yaptığını sormuş. David anlatmaya başlamış: - Babam bir gay barda striptizci olarak çalışıyor. Herkesin içinde çırılçıplak soyunuyor. Eğer iyi bahşiş veren birileri olursa onlarla birlikte geceleri evlerine gidiyor. Öğretmenin rengi atmış. Diğer Çocuklara oyalanmaları için bir görev verip David'i bir kenara çekmiş: - David, baban gerçekten bu işi mi yapıyor? - Hayır öğretmenim, babam aslında Bush için çalışıyor ama sınıfın önünde söylemeye utandım.
Çocuktan Al Haberi
e-kolay.net
Ortaokul öğrencisi kahramanımız, babasının omuzuna dokunur, sorar: - Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamız lazım. Nedir politika? Baba oğlunun yaşına uygun bir formül bulur: - Bak yavrum, şimdi şu kelimeleri iyice aklında tut... Ben ücretli çalışıyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayı nasil harcayacağımıza annen karar veriyor, ona HÜKÜMET de. Hepimiz aslında senin için çabalıyoruz, sen HALK'sın. Bebek kardeşine bakan dadın, IŞÇI SINIFI. Kardeşini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari böyle ezberle, yarın kahvaltıda sana politikayı anlatırım. Oğlan bunları ezberler, akşam olur, herkes yatar. Gece bizimki, kardeşi küçük bebeğin ağlamasıyla uyanır. Gider bebeğin odasına, bebek altını kirletmiş ağlamaktadır. Annesinin odasına girer, annesi derin bir uyku çekmektedir, uyanmaz. Dadının odasına gider, bir bakar ki, babası dadısıyla aynı yatakta, "Bebek ağlıyor" demesine hiç aldırış eden bir halleri yok. Bizimkisi gerisin geriye döner, yatar... Ertesi sabah kahvaltıda babasına, "Baba ben politika neymiş anladım" der. Babası "Neymiş söyle bakalım" diye sorunca anlatır: "KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HÜKÜMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda değil. Ve de GELECEK bok içinde..."
Evlenirken Neredeydin

Adamın işi varmış.Ankara'ya gidiyormuş,tam uçağa binerken kulağında bir ses:
- Binme,bu uçak düşecek dönmüş bakmış kimse yok ama içine bir kurt düşmüş binmemiş.İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:
- Uçak düştü kurtulan olmadı koşmuş Haydarpaşa'ya bilet almış tam trene binecek aynı ses kulağına:
- Binme bu trene raydan çıkacak dönmüş bakmış yine kimse yok trene binmemiş gelmiş eve sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş:
- Tren Eskişehirde raydan çıktı şu kadar ölü şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş koşup,otobüse bilet almış tam binerken yine o ses.
- Bu otobüse binme,freni patlayacak dönmüş yine kimse yok dayanamamış bağırmış:
- Sen kimsin yahu?
- Ben senin iyilik meleğinim Adam iyice kızmış:

- Ulan evlenirken neredeydin!

Zincirleme kör talih

e-kolay.net

üç adam cennetin kapısında sorgu meleğinin karşısında duruyormuş (doğal olarak yeni ölmüş adamlar bunlar)
 İlk adama nasıl öldüğünü sormuş melek
 Adam anlatmış: "Uzun süredir karımın beni aldattığından
 şüpheleniyordum. İş seyahatine gitme bahanesiyle evden çıktım
 ve 2 saat sonra haber vermeden
 döndüm.Karım çıplaktı ve banyodan yeni çıktığını söyledi ama ben
 ona
 inanmadım çünkü saçları kuruydu.
 Hırsla evi aramaya başladım, kimse yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el gördüm.Yarı çıplak ter içinde
 bir adamdı
 bu...
 
 Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok şanslıymış, çiçek
 tarhının
 üzerine düştü ve ölmedi. Ben de buzdolabını üzerine attım.
 Adam öldü
 ama ben de kalp krizi geçirdim."
 Sıra ikinci adamdaymış:
 "Şortumu giymiş evimde günlük sporumu yapıyordum.
 Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım, birden şerit koptu
 ve beni üzerinden fırlattı, pencereden dışarı uçtum.
 
 Neyseki alt katın penceresine tutunabildim. Ama manyağın biri
 beni ellerime vurarark ağağı düşürdü. Neyseki çiçeklerin üzerine
 düşüp kurtuldum ama sapık herif bu sefer de üzerime buzdolabı attı ve burdayım işte..."

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu