Müzik-Video

Konuk Defteri

Ýletiþim Formu

 

 

Sivas Þehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden Ýtibaren HÝT

“Hatirla Sevgili” Dizisinin Yarattigi Tartismalar Vesilesiyle

Deniz Gezmis, Kurt Ozgurluk Hareketi ve Hikmet Kivilcimli Uzerine

Asagidaki yaziyi 2001 yilinda yazmistik. Kivilcimli ve Kurt Ulusal Hareketi iliskisini ele alan uzun bir yazinin ikinci bolumuydu.

Yazi icinde alinti yapilan ve Deniz’in olumunde soyledikleriyle ilgili yazilar ise cok daha once yazilmisti. O zamanlar Genelkurmay’in Deniz Gezmis’i “Millilestirme” operasyonlari yeni baslamisti.  Ve bu operasyonlara daha ilk ciktiklari anda verilmis bir cevapti.

Simdi bir TV dizisi vesilesiyle Deniz Gezmis ve o zamanlara tekrar bir ilgi olusmus. Bu vesileyle bu eski yaziyi tekrar yayinlayarak tarihin bu unutulmus veya unutturulmaya calisilan zembereklerini bir kez daha hatirlatalim.

Demir Kucukaydin

20 Nisan 2008 Pazar

 

 

Kivilcimli ve Kurt Ulusal Hareketi (2)

(Deniz Gezmis ve Kurt Ulusal Hareketi)

 

Kivilcimli’nin Ulusal sorunda birbirinden cok farkli hatta celisikmis gibi gorunen tavirlarini; bu gorunumun ne anlama geldigini ve nedenlerini ele almadan once Kivilcimli’nin Kurt Ulusal Hareketi uzerindeki etkilerini ele almaya calisalim.

Bu etkilerin incelenmesi biraz Arkeologlarin yaptiklari incelemelere benzeyecektir. Onlar bulduklari bir seramik parcasindaki desenlerden, yapilisindan, stilinden onun hangi kultur ve medeniyetlerin izlerini tasidigini, boylece cesitli kulturel baglantilari aciga cikarirlar.

Bu tur calismalar, kucuk ayrintilar uzerine yogunlasmayi gerektirir. O farkliliklarin neler oldugu ve nedenleri uzerine yogunlasma olmadan da bu tur etkilerin ortaya cikarilmasi ve anlasilmasi olanaksizdir. Bu nedenle bundan sonraki bolumlerde, bu etkilerin bilincine varilmasi icin bu tur bir yogunlasmaya gidilecektir.

Kurt Ulusal Hareketi’nin Temel Bir Ozelligi

Kurt ulusal hareketi, bir butun olarak bir cok siyasi hareket ve orgutlenmelerin cebirsel bir toplamidir. Kimi burjuva ve feodal egilimleri yansitan hareket ve partilerden, Kemal Burkay gibi bir tur TKP benzeri reformizme, kucuk sol sekter gruplardan PKK’ye kadar uzanan genis bir yelpazedir. Kurdistan’daki butun sinif ve egilimler bir sekilde bu ulusal harekette kendi egilimlerini de yansitirlar. Bunlar sadece yatay, siniflarin konumlarindan kaynaklanan bir farkliliklar degildir, ayni zamanda, dusey diyebilecegimiz, zamansal, tarihsel bir farkliliktir da. Cesitli siyasi sekillenmeler ilk sekillendikleri donemin problematiklerini, ideolojik ve entelektuel iklimini yansitirlar ve cogu kez orada taslasip kalmis yasayan bir fosil gibidirler.

Ne var ki, bu hareketin ezici bir bolumunu PKK temsil eder. Bu oylesine guclu bir etkidir ki, farkli siniflar egilimlerini PKK karsisinda ya da ona ragmen temsil edemeyeceklerini sezdikleri icin, PKK’nin cekirdegini olusturdugu hareketin icinde yer alarak etkilerini koruma ve arttirma yolunu secmislerdir. Bu nedenle Turkiye soz konusu oldugunda, Kurt Ulusal hareketi ile PKK’yi anlamdas olarak kullanmak, pratik olarak fazla bir soruna yol acmaz.

Bu elbette PKK’nin temsil ettigi temel akimin yekpare bir akim olmadigi anlamina da gelir. Aslinda gerek PKK ve cevresindeki ic mucadeleler son durusmada, Kurt ulusal hareketi icindeki farkli siniflar arasindaki mucadelelerdir ve onlarin yansimasidirlar. Bu anlamda bakildiginda, Kurt Ulusal Hareketi, cok sert ve ciddi ic mucadeleler yasar. Butun bu sert mucadelelere ragmen, ona rengini ve damgasini vuran Abdullah Ocalan olmaya devam etmektedir. Bu hareket ilk ortaya cikisindaki bazi ozellikleri korumaya devam etmekte ve bu ozellikler sayesinde bu ozellikleri pekistirici ozellikler kazanmaktadir.

PKK’nin bir cok ozellikleri siralanabilir. O en modern Kurt hareketidir. En son dogan Kurt hareketidir. Butun Kurdistan parcalarinda etkili tek harekettir. Kurt yoksullarinin hareketidir. Bir kadin hareketidir. Hic bir asirete dayanmayan bir Kurt hareketidir. Etkisi belli bir mezheple sinirli olmayan bir laik harekettir. Bu ozellikler daha uzatilabilir. Ve bu ozellikler bir ic butunluge de sahiptirler. Yani ozellikler birbirlerini uretirler. Yani modern bir hareket olmasi, kadinlara ve yoksullara dayanmasi, laik olmasi, bir asirete dayanmamasi vs. biri olmadan digeri olmayacak ozelliklerdir.

Ne var ki, Kurt Ulusal hareketinin, cok temel bir farki da vardir. O gerek kurulusunda gerek sonra icinde Turklerin de yer aldigi ilk ve tek hareket olma ozelligini korumaktadir. Hic bir Kurt hareketinin kurulusunda Turkler yoktur. PKK’nin kurulusunda ve ilk sehitleri arasinda Turkler vardir. PKK gerillalari arasinda daima Turkler de yer almistir ve PKK komutanlari arasinda bir cok Turk asilli komutan da bulunmaktadir. Daha bastan beri, PKK’nin butun diger Kurt hareketlerinden en temel farklarindan biri bu olmustur ve bu ozelligini hala da surdurmektedir. Ve sadece Turkler degil, Kurdistan’daki baska uluslardan insanlarin da bulundugu bir harekettir.

Zaten bu fark anlasilmadan, Kurt hareketinin Imrali ile yaptigi strateji degisikliginin anlami ve bunun nasil mumkun olabildigi anlasilamaz. Kurt Hareketi, Imrali ile bir bakima sadece Kurt hareketi olmaktan cikip, Turkleri de Kapsayan bir sosyal hareket olmaya dogru bir adim atmisti. Ocalan son Urfa davasi savunmasi ve Avrupa Insan haklari Mahkemesine savunmasinda ise, sadece Kurtlerle ve Turklerle ilgili bir hareket olmaktan cikip, Orta Dogu capinda bir hareket olmaya yonelmektedir. Butun bu muazzam degisiklikler onun temelindeki, sadece Kurtlere dayanmayan, kendini ezen ulustan insanlari da kapsayan bir hareket olmasiyla derinden baglantilidir.

Bu cok tayin edici bir farkliliktir. Bir Irlanda Kurtulus hareketinin kuruculari, kahramanlari arasinda ya da saflarinda bir Ingiliz bulamazsiniz. Bir Filistin hareketinin kuruculari, kahramanlari ya da onderleri arasinda bir tek Yahudi bulamazsiniz. Ama Kurt hareketinin adeta tamami olan PKK’nin kuruculari, kahramanlari ve onderleri arasinda Turkler de vardir.

Kurt hareketini biraz yakindan gozleyen sunu gorur. Kurtler arasinda, Turklere karsi son derece hakli bir kirginlik ve kizginlik vardir. Turklerin gosterdikleri irkci tavirlar ve kucumseme; Kurtlerin acilari karsisindaki ilgisizlik ve baskiya gosterdikleri destek... butun bunlar genis Kurt yiginlar arasinda Turklere karsi son derece hakli bir kirginlik ve kizginliga yol acmistir. Bu oylesine derin bir farkliliktir ki, Turkiye’yi ve Kurdistan’i bir anda Yugoslavya’ya cevirebilir. Ocalan’in Avrupa’ya ciktigi ve Kacirildigi siralar Kurtler ve Turkler arasindaki bu farklilik cok net olarak goruluyordu.

Ne var ki, Kurt kitleleri arasindaki bu yaygin kirginliga ragmen, PKK’nin kadrolarina dogru yukseldikce, Ocalan’da zirvesine varan tamamen buna zit bir egilim de gorulur. Burada da aksine, bitmek tukenmeksizin Turk ezilenlerine, sosyalistlerine uzatilan bir el, Turk dusmanligina karsi surekli bir mucadele vardir. Kurt Ulusal hareketinin ceperlerinde Turklere rastlanilmaz, ama yogun merkezine dogru gidildikce, yani PKK kadrolarina dogru cikildikca Turklerin (ve baska uluslardan olanlarin) oraninda bir yukselme gorulur.

Ezen uluslar gibi onlarin sosyalistleri de ezilen uluslarin hareketine karsi daima anlayissiz, yukardan bakici, hatta dusmanca yaklasirlar. En iyileri bile ezilen ulusu kurtarilacak bir nesne olarak gorme hastaligindan kurtulamaz ve onlari bir ozne olarak kabul etmez. Ozne olarak onlar bir muttefik degil bir rakip ve dusman olarak gorulurler ezilen uluslarin hareketi ezen uluslarin sosyalistlerince. Turk sosyalist hareketi de bir istisna olusturmaz.

Peki nasil olmaktadir da, gerek ulusal baski altindaki genis Kurt yiginlari, Turklere karsi bir kirginlik ve kizginlik icinde olmalarina ragmen, genis Turk yiginlari da, Kurtlerin aci ve mucadelelerine karsi anlayissizlik, ilgisizlik ve dusmanlik icinde bulunmalarina ve Turk sosyalist hareketinin genel olarak Kurt ulusal hareketine karsi sovence tavrina ragmen, karsi bir egilim var olabilmekte; Kurt hareketinin politikasina bu karsi egilim damgasini vurabilmektedir. Hem de eli hep havada kalmasina ragmen.

Eger Turk sosyalist hareketi icinde karsi ornekler olmasaydi, Kurt hareketi icinde Turk ezilenlerine, sosyalistlerine el uzatan egilim var olamazdi; bu egilim olmasaydi da Turkler icinden bu egilimi destekleyen ve guclendiren ornekler cikmazdi. Yani Kurt hareketinin Turk sosyalistlerine uzattigi el Turk sosyalistlerinin kucuk de olsa bir kesiminin Kurt hareketi icinde yer almasina olanak saglamis, ve Turk ve baska uluslardan sosyalistlerin bir ornek olarak varligi PKK’nin bu cizgisini, karsi basinc karsisinda savunulabilir ve ikna edici kilmistir. Yani karsilikli olarak birbirini destekleyen diyalektik bir etkilesim soz konusudur. Tipki, uzay boslugundaki bir gaz bulutunda, belli bir yerdeki yogunlasmanin daha buyuk cekim gucune yol acmasi, daha buyuk cekim gucunun daha buyuk yogunlasmaya, bunun tekrar daha da buyuk cekim gucune vs..

Bu surec bir kere basladiktan sonra kendi kendini tekrar uretir ve gelistirir. Aciklama zorlugu burada degildir; zorluk bu surecin ilk kez nasil ortaya cikabildigindedir. Burada cok kucuk bir etkinin devasa sonuclara yol acmasi soz konusudur.

Soyle bir ornek verelim. Bir terazi dusunun her iki tarafta da esit agirliklar olsun, dengede olsun. Bir tarafa koyulacak, kucucuk bir agirlik, butun dengeyi alt ust eder. Ordular savasinda da boyledir. Guclerin dengede oldugu bir durum dusunun. Bir tarafa yapilacak kucuk bir destek, karsi tarafin yenilgisine ve imhasina yol acabilir. Burada o kucuk farkliligin sonuclari, onun kendi agirligiyla hesaplanamayacak kadar buyuk olur.

Ya da soyle bir ornek verilebilir. Bir namlunun ucundaki kucucuk, diyelim ki, milimetrenin onda biri kadar bir sapma, hedefte metrelerce bir sapmaya yol acabilir. Aslinda dogada bir cok baska turlerin olusumu bu tur kucuk sapmalardan dolayi ortaya cikmaktadir. Kucucuk bir sapmanin yol actigi ozellikler, kendini besleyerek bir kar topu gibi buyumekte, sonunda devasa, onunde durulmaz bir ciga donusmektedir.

Iste, Kivilcimli’nin Kurt ulusal hareketi uzerindeki etkisi boyle bir etkidir. Baslangicta, kucucuk, adeta ihmal edilebilir gibi gorulebilecek bir etkidir. Hatta bu etkiye ugramislar bile bu etkinin farkinda olmayabilirler. Ama bu oyle bir etkidir ki, yol actigi sapma, yol actigi kucuk yogunlasma, yol actigi kucuk denge degisikligi ile onun yukarida sozunu ettigimiz ozelliklerinin ortaya cikmasinda tayin edici bir rol oynamistir ve de oynamaktadir.

Oynamaktadir cunku, Kivilcimli’nin Kurt hareketi uzerindeki etkisi, sadece bir kere gerceklesmis, ilk dogusta bir yon degisikligine yol acmis bir etki degildir. Ayni zamanda tekrar tekrar bir etkidir.

Kivilcimli’nin Kurt hareketi uzerindeki etkisi, birbirini izleyen uc dalga halinde gorulur.

Birincisi 60’li yillarin sonundaki ilk etkilerdir. Bunlar kisisel iliskilerle yayilan gorusler ve “Halk Savasinin Planlari”, “Devrim Zortlamasi”, “Oportunizm Nedir?” gibi kitaplar uzerinden, Turkiye Sosyalist hareketi, ozellikle THKO ve THKP-C uzerinden, ilk sekillenmeye yapilan dolayli bir etkidir.

Ikincisi, 70’lerin sonunda, Ihtiyat Kuvvet Milliyet adli kitap araciligiyla PKK’nin dogusu sirasinda dogrudan bir etkidir.

Ucuncusu de, simdi icinde bulunulan fazda, ozellikle Ocalan’in “Bizler Ibrahimiyiz” dedigi Urfa Davasi Savunmasi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne savunma olarak verilen “Sumer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Dogru” basligiyla yayinlanan kitapta gorulen, Kivilcimli’nin Tarih Devrim Sosyalizm, Allah Peygamber Kitap gibi eserleri uzerinden bir etkidir.

Bu etkiler anlasilmadan Kurt hareketinin bu gunku ve dunku ozellikleri anlasilamaz. Bu ilk bakista kucuk gibi gorulen etkiler, sadece Kurt hareketinin degil, uzun vadede belki Orta Dogunun ve belki de dunya tarihinin gidis yonunde etkide bulunabilecek, devasa sonuclara yol acabilecektir.

Kivilcimli’nin Deniz Gezmis Uzerinden Etkisi

1960’li yillarda yukselen isci ve ogrenci hareketi bir cok kitle orgutlenmelerine, bu orgutlerin onder kadrolarinin ortaya cikmasina yol acmistir. Ama bunlar icinde iki tip birbirinden ayrilabilir. Bir yanda bir orgutun yonetiminde oldugu icin onder durumunda olanlar vardir. Bunlarin karizmatik bir kisilikleri yoktur, bir kitle hareketinin onderi ve bayragi degildirler. Ornegin Behice Boran, Aybar, Kemal Turkler, Sulker, Huseyin Inan, Mahir Cayan. Bir kitle hareketiyle ozdeslesmis bayrak tipler degildirler. Hatta Huseyin Inan THKO’nun gercek onderi olmasina ragmen, Dev-Genc’in dar kadrolari disinda kimsenin tanimadigi bir tiptir.

Bir de, bir hareketin yukselisinin sembolu olmus, genis kitlelerin gozurde sembol, bayrak ve onder olarak kabul gormus tipler vardir. Cetin Altan TIP’in ilk yukselis yillarinda biraz boyleydi. Turkiye’de sosyalizm bir bakima Cetin Altan’in adiyla ozdeslesmisti.

Isci hareketinde, Insaat iscileri arasinda Ismet Demir boyle bir tipti. Ogrenci hareketinde Istanbul’da Deniz Gezmis, Ankara’da Sinan Cemgil bu kategoridendi. Deniz, yukselen ogrenci hareketinin Istanbul Universitesindeki, Sinan ODTU’deki bayragi ve onderiydi.

Bunlardan Ismet Demir ve Deniz Gezmis, yani 60’lardaki yukselisin one cikardigi bu iki kitle onderi ve bayragi, Dr. Hikmet Kivilcimli ile kisisel iliski, onun fikirlerinden ve yasamindan dogrudan dogruya etkilenme icindeydiler.

Yani 60’larin ikinci yarisinda, en militan ogrenci ve isci hareketlerinin karizmatik onderleri dogrudan dogruya Dr. Hikmet Kivilcimli ile baglantiliydilar. Dolayisiyla bunlarin kimi ozelliklerinin dogrudan dogruya Hikmet Kivilcimli ile baglantilari vardir.

Ismet Demir’in onderi oldugu, santiyecilerin buyuk bolumunu Kurt isciler olusturuyordu. Ismet Demir’in onderi olarak orgutledigi ve yuruttugu, Batman Iskenderun Boru Hatti, Kadincik Baraji, Aliaga, Iskenderun’da yapilan direnis ve tecrubelerin, genis yiginlarin yazili olmayan hafizasindaki birikimler ve bunun Kurt hareketinin uzerindeki etkileri ayrica incelenmeye deger. Ancak biz burada konumuz olmadigindan bunu geciyoruz ve kendimizi Deniz Gezmis ile sinirliyoruz.

Deniz Gezmis butun diger ogrenci hareketi onderlerinden cok temel bir farkliliga sahiptir. Deniz Gezmis, Kurtler ve “Kurt Sorunu” karsisinda, butun diger ogrenci hareketi liderlerinden farkli bir profil cizer. Bu farkli profil, Kurt Ulusal hareketinin ilk dogus anlarinda, yukarida deginilen ozelliklerinin olusmasinda tayin edici bir onemde olmustur. Bu farkli profilin kaynaginin ne oldugu arastirildiginda, karsimiza Dr. Hikmet Kivilcimli cikar.

Deniz Gezmis’in Farki

Deniz Gezmis 1960’lar kusagi icinde Kurtlerle bagimsiz ve ayri bir ozne olarak, yani Kurt olarak iliski kuran tek sosyalist genclik onderidir. Dikkat edilsin, diger Dev-Gencliler de Kurtlerin kendi kaderini tayin hakkini ilke olarak tanirlardi. Yapacaklari devrimle Kurtleri de Kurtarmayi dusluyorlardi. Ama bunlar butun egemen ulus sosyalistlerinde gorulen ozelliklerdir. Ezilen ulus ve onun hareketi bir nesne olarak gorulur. Onlarin ayri bir ozne olarak kabullenilisi noktasina gelince akan sular durur.

Deniz Gezmis bu noktada butun diger ogrenci onderlerinden farkliydi. O Kurtlerle, onlari ayri bir ozne olarak kabul ederek iliski kuruyordu. Ve eger boyle yapmasaydi, Istanbul Universitesi’nde devrimciler ustunlugu saglayamazdi. Istanbul’daki ogrenci hareketinin, Kurt ulusculariyla iliskisinin uzeri ortulmustur.

Deniz Gezmis’in bu ozellikleri ve Istanbul Universitesine egemen olusta Kurtlerle Kurt olarak yapilan ittifak ve bunda Deniz Gezmis’in belirleyici onemi hakkinda ortada yazili bir sey bulunmuyor. Bu incelenmeyi ve toprak altindan cikarilmayi bekliyor.

Bu etki ve gizlenmesi konusunda, daha once yazmaya basladigimiz “Kurt Sorunu Uzerine Yazilar” baslikli yazida, (ki bu yazida simdi okudugunuz bu yazinin tezlerinin ilk taslak ifadeleri de vardir) sunlari yazmistik:

“1968 sonbaharindan sonra “Tam Bagimsiz Turkiye Icin Mustafa Kemal Yuruyusu” isimli Samsun - Ankara yuruyusu ile birlikte Deniz Gezmis’in onderi oldugu gruba katilmis, daha sonra da bu grubun kurdugu Devrimci Ogrenci Birligi’nin bir uyesi ve militani olmustum.

O donemde Sosyalist genclerin toparlandigi orgut Fikir Kulupleri Federasyonu idi. Bu orgut TIP’in Universite gencligi icindeki kolunu olusturuyordu. TIP’in burjuva sosyalizmine karsi gelisen Milli Demokratik Devrim sloganiyla yukselen kucuk burjuva devrimciligi ve radikalizmi, ozellikle universite gencligi arasinda etkili olmustu ve Ankara Fikir Kulupleri Federasyonu TIP’in kontrolunden cikarak, MDD’cilerin eline gecmisti. Istanbul’da ise, FKF TIP’in kontrolunde bulunuyordu ve, radikal devrimciler, FKF disinda Devrimci Ogrenci Birligi’nde orgutlenmislerdi. Yani, henuz ortada Dev-Genc olmamasina ragmen, DOB Istanbul’un Dev-Genc’i sayilabilirdi.

Bu orgut, o donemde Istanbul’daki butun eylemlere damgasini vurmustur. Bu orgutun bir uyesi oldugumdan, bu orgutun kimi karakteristiklerinin konumuz bakimindan onemli bazi yonlerine deginmekte yarar var.

Bu orgut esas olarak sehirli genclere dayaniyordu. Herkes kendini sosyalist olarak tanimliyor ve sosyalist bir Turkiye’ye ulasmak icin once Demokratik Devrim yapmak gerektigi anlayisini savunuyordu. Ancak orgutte iki farkli egilim de vardi, tabii bu egilim farkliliklari bu gun bulundugumuz yerden geriye bakinca goruluyor, o zamanlar kimse bunun farkinda bile degildi.

Bir yanda gecmisinde Turkiye Isci Partisi deneyi veya o cevrelerden gelenler, yani isci sinifi ve sosyalizmin ilk sekillenmede belirleyici oldugu insanlar, diger yanda Yon hareketi ve TMTF olaylari gibi yerlerden gelenler yani daha ziyade Milli Kurtulus ve Anti Emperyalizm motifi onde olanlar.

Bu farklilik, bu orgutun iki karargahinda da gorulurdu. Bir yandan Tunel’de 27 Mayis’tan sonra, bir takim ilgisiz orgutler bir araya getirilerek kurulmus TMGT kullanilirdi. TMGT’nin CHP, tabii senatorler (yani cuntalar), Ilhan Selcuk, Dogan Avcioglu gibilerle baglantilari vardi. Cagaloglu’ndaki Merkez ise, Ismet Demir’in Yapi Iscileri Sendikasi (YIS) idi. Mihri Belli’nin cikardigi Turk Solu da ayni binanin yine bu sendika tarafindan verilmis alt katinda cikiyordu. YIS ise daha ziyade Hikmet Kivilcimli’nin damgasini tasiyordu. Ismet Demir'in bize verdigi ust kattaki odada, Kivilcimli'nin kuflenen kitaplarinin uzerinde yatiyorduk. Bir sene sonra, o buyuk isci olaylarinin ardindan o uzerinde yatip yuzune bile bakmadigimiz kitaplar hizla tukenecek, buyuk bir aclikla okunacaktir.

Devrimci Ogrenci Birligi, TMGT’ye egemen olan cevrelerin  hosuna gitmeyen isler yaptiginda oralardan dislanir YIS’e siginirdi. Devrimci Ogrenci Birligi icinde, insanlar her iki tarafa da giderler iki tarafi da kullanirlardi ama, zamanla farkli mekanlarda yogunlasmalar da vardi. YIS’de daha ziyade TIP’li gecmisi olanlar ve Isci sinifina gitmek, ezilen insanlarla baglar kurmak gibi kaygisi olanlar yogunlasirken, TMGT’de daha ziyade, digerleri yogunlasiyordu. Zaten daha sonra da, YIS'e takilanlardan THKO'nun Istanbullulari ya da DOB'luleri ve Doktorcu olanlar, TMGT'ye takilanlar ise genellikle Mihri Belli'nin etrafini olusturmuslardir.

Tekrar belirteyim ki, bu oyle kesin bir ayrim degildi, belli belirsizdi. Tipki bir bulutsudan ilerde farkli gezegenleri olusturacak ilk yogunlasmalarin baslamasi gibidir. Yoksa her iki taraf ta digerine gidiyordu.

Eger sembolik isimlerle konusmak gerekirse, Deniz ve Cihan YIS ekibinden, Mustafa Gurkan (ki simdi adi unutulmus bu insan o zamanlar Deniz kadar ve hatta bazen Deniz’den de etkiliydi ve Deniz’in arkadasiydi ayni zamanda) TMGT ekibindendi. Tabii ben de ilk orgutlu siyasi yasama TIP Karsiyaka ilcesinde baslamis bir insan olarak zaten YIS takimindandim.

Tahmin edilebilecegi gibi Kurt Sorunu veya Milli Mesele konusunda bu iki takimin o zaman net olmayan farklari vardi. Bu fark daha ziyade bir vurgu farki gibi goruluyordu.

Bu manzarada Deniz Gezmis’in cok ozel bir durumu vardi. Deniz hem Turkiye Isci Partisi’nden geliyordu, hem de TMTF olaylarindan ve diger cevrelerden. Yani deniz, bu iki farkli gelenegi de sahsinda birlestirmisti.

Bunlari nicin belirtiyorum? Cunku Devrimci Ogrenci Birligi, bu gun genellikle, sadece Milli Kurtuluscu ve MDD’ci olarak tanimlanmakta, onun ornegin Kurtlerle ve iscilerle iliskilerinin ozellikleri gormezden gelinmektedir. Buna bir yandan o zamanki FKF’lilerin ihtiyaci vardir, o zaman MDD’cilerin ne kadar siniftan uzak MDD’ciler oldugunu, dolayisiyla kendi konumlarini haklilastirabilmek icin. Diger yandan, o gunun MDD'cileri de bu gun Bati Calisma grubuyla calisiyorlar; 28 Subati destekliyorlar; hasili simdiki Ilhan Selcuk veya Dogu Perincek gibilerin konumunda bulunuyorlar. Bunlarin da ayni sekilde gecmislerindeki Kurtlukle ve sosyalizme ilgili seyleri unutma ve tarihi bu gun bulunduklari yerden yazma ihtiyaci vardir. Boylece o zamanin bolunmesindeki iki taraf da, farkli gerekcelerle benzer bir resmi ilettiklerinden, yeni kusaklarin kafasinda o doneme iliskin gercekle ilgisi olmayan bir tablo olusmaktadir.

Iki  taraf da, gercegin ayni tek yanina vurgu yapmaktadir farkli gerekcelerle, burada bu unutulmus yana agirlik vermek gerekiyor. Zaten bu unutulmak istenen halka olmadigi takdirde kendi dusunsel evrimimi de aciklayamam.

Sunu belirteyim, bu gun geriye baktigimda, Devrimci Ogrenci Birligi gibi, anti emperyalizm vurgulu ve o zaman bile beni rahatsiz eden milliyetci vurgular tasiyan bir orgutun uyesi olarak, Kurt sorununu kavramamda, ya da Kurt sorunundaki sonraki tavirlarimda Deniz Gezmis'in cok onemi oldugunu fark ediyorum. Yasarken bunun farkinda degildim. Simdi geriye bakinca goruyorum. Ama onun kadar ilginc olan diger nokta, Deniz'in bu etkisinin aslinda, Kivilcimli'nin etkisi oldugudur. Kivilcimli Deniz araciligiyla bir etkide bulunmustur. Hem o donemin ogrenci olaylarina, hem de bizzat bu satirlarin yazarinin evrimine. Kivilcimli'nin bu bilinmeyen etkileri cok onemlidir ve ilerde yeri geldikce bununla sik sik karsilasilacaktir. Bu ayri bir yazi gerektirecek bir konudur da.

Deniz'in butun o donemde Istanbul'daki ogrenci onderlerinden ve bizim DOB cevresindekilerden en onemli farki, onun Kurtlerle Kurt olarak iliski kurmasiydi. Ve bunu politik bir mucadele icinde yapiyordu. Deniz, Kurtlerle Kurt olarak, ayri bir ozne olarak ittifak yapan Istanbul’daki ilk onderdir. Ve kanimca bu sadece mucadelenin baskisindan ve gerekleri ile aciklanamaz. Deniz’de bu konuda, yaygin olandan cok daha farkli bir formasyon bulunuyordu.

Bu farklilik daha ilk Isgal Komitesi Icra Konseyi'nde bile gorulebilir. Bir Kurt Milliyetcisi olan Kemal Bingollu bu komitededir. Saldirilara karsi hep Kurtlerin silah gucu yardima gelmistir.

Once sunu bilmekte fayda var. Devrimci Ogrenci Birligi olarak, Istanbul Universite’sine egemen olmamiz, fasistlerle bir seri fiziksel kavgalari gerektirmistir. Once onlar ustundu, sonra denge saglandi ve en sonunda kelimenin tam anlamiyla onlari Bakircilar Carsisi'na doktuk. Ancak butun bunlarda, Kurtlerle ittifak yapilmistir. Bu ittifaki orgutleyen ve olusturan kisi de Deniz Gezmis’ti.

Istanbul’da, sanirim Kurt tevkifatina dayanan bir Kurt Milliyetcisi cevre bulunuyordu. Bu cevrenin kimi ogrenciler ve yurtlarda, ozellikle Diyarbakir yurdunda belli bir etkisi vardi. Bu cevre genellikle Suleymaniye camii civarindaki  bazi kahveleri karargah olarak kullaniyordu. Deniz’in bunlarla surekli bir iliskisi ve diyalogu vardi. Bu diger devrimcilerde bulunmayan bir ozellikti.

Dikkat edilsin, henuz devrimci ogrencilerin cogunun kafasinda Kurt sorunu diye bir sorunun bile olmadigi bir donemde Deniz onlari ayri bir ozne olarak kabul edip, onlarla oyle iliski kuruyordu.

Daha once de belirtildigi gibi, devrimcilerin buyuk cogunlugu Kurt ve/veya Alevi idi. Ama devrimci harekette bu kimlikle yer almiyorlardi, sosyalist veya devrimci diyorlardi kendilerine. Ama cok kucuk de olsa Istanbul’da sosyalizme sempati duysa da kendini Kurt olarak tanimlayan bir grup vardi, ozellikle Diyarbakir yurdu cevresinde, Deniz, bunlarla ve bu kimlikleriyle iliski kuruyordu. Bu o donemde baskasinda gorulen bir ozellik degildir Istanbul’da.

Peki nereden geliyordu Deniz’in bu ozelligi. Kanimca Hikmet Kivilcimli’dan. Deniz TIP Uskudar, ilcesinde calismis, Hikmet Kivilcimli’yla da bu donemde tanismis ve hatta Kivilcimli’yi TIP uyeligine tavsiye etmisti. Kivilcimli ile bir cok kereler onun muayenehanesine gidip konusmustu. Bizlere sik sik  “eski tufeklerin” hikayelerini anlatirdi, muhtemelen cogunlugunu Kivilcimli’dan duydugu.

Kisisel kanim odur ki, Kurt sorunundaki bu hassasiyet, bu olagan disi tavir baska turlu aciklanamaz. Yoksa Deniz de digerlerinin cogu gibi bir memur cocuguydu ve hic ulusal veya dinsel baskiyi yasamamisti. Onun bu farkinin tek izahi Hikmet Kivilcimli ile olan iliskisi olabilir. Kendi kisisel deneyimim de bunu kanitlar niteliktedir. Ilk kez gittigim acik oturumlardan birinde Kurtlerin ayri bir ulus oldugunu, bes on dakikalik bir konusma icinde bize anlatan Kivilcimli’nin,  kendisini onceden defalarca ziyaret eden, saatlerce onunla konusan Deniz Gezmis ve arkadaslarina bu konudan uzun uzun soz etmemesi olanaksizdir.

Yani Deniz’in bu konudaki esnekliginde ve hassasiyetinin ardinda Kivilcimli vardi. Kivilcimli ise daha 1930’larda “Ihtiyat Kuvvet Milliyet” isimli kitabi yazip, Turk solunun anca 1970’lerde tartisip cogunlugunun hic bir zaman kabul etmedigi, Kurtlerin ayri orgutlenmesi, Kurdistan’in Somurge oldugu gibi tezleri savunmustu.

Dolayisiyla Kurtlerin ayri bir ulus oldugu, onlarin ayri bir ozne olarak var olusu gibi Turk solunun buyuk bir bolumunun hala kabul etmedigi  gorusleri, farkina bile varmadan, bilincsiz ve kendiliginden bir sekilde, buyuk bir ic hesaplasma yasamadan pratik icinde kabul edisimin ardinda, Deniz dolayimiyla Kivilcimli oldugu kanisindayim.

Ancak bunu ancak bu gun bir var sayim olarak ileri surebiliyorum, yoksa o donemde boyle oldugunun farkinda degildim Bu varsayim yanlis ise de sonuc degismez, Deniz’in benim ulusal sorundaki evrimimde belirleyici bir etkisi oldugunu dusunuyorum, bunu da bu gun dusunuyorum, yasarken, hatta ondan sonraki yillarda farkinda degildim. Bu farkina varisim ve bu konunun uzerine dusunmem, bundan bir kac yil once, Deniz’in son sozleri vesilesiyle yazdigim bir yaziyla basladi.

Politik Kurtlerle iliskimi, onlara iliskin gozlemlerimi, ilk izlenimlerimi dusundugumde, hep kafamda Deniz ile birlikte oldugum sahneler canlaniyor.

Bir kac kere silah isleri icin Diyarbakir yurduna gidisimiz; Bir kac kez Suleymaniye’de Kurt milliyetcilerinin gittigi bir kahveye gitmemiz; FKF’deki bir toplantida, karsi tarafin bize karsi Kurtleri kiskirtmak istemesi ve Deniz’in Biz Kurtlerin kendi kaderini tayin hakkini savunuyoruz diyerek, provakasyonu bosa cikarmasi ve plani tersine dondurmesi, Kurt arkadaslarla birlikte toplantidan sonra toplu halde cikisimiz; Cinaralti’nda Diyarbakir’dan gelmis,  terzi iki TIP’li ile Deniz’in konusmalari. Bu Diyarbakirdan gelmis kisilerden birinin Mehdi Zana oldugunu saniyorum. Bu, Deniz'in farkliliginin Kurtlerce de bilindigini, bunun farkinda olduklarini da gosterir. O zaman devrimci cevreler disinda pek taninmayan Denizle gorusmek istemeleri ve gorusmeleri anlamlidir. Belli belirsiz hatirladigim butun bu sahnelerde Deniz var. Bunlar ayni zamanda o donemden Kurtlere iliskin olarak hatirladigim tek sahneler.” (http://www.comlink.de/demir/biyograf/kurtsor/kurtsor03.htm )

Burada okuyucuya tekrar sunu belirtelim. Kendi tezimiz olan, Deniz Gezmis’in o donemdeki ogrenci liderleri arasinda, digerlerinden farkli olarak “Kurt Sorunu”nda en ileri anlayisa sahip olan onder olduguna iliskin onermenin kanitlarini yine kendi anlattiklarimiz olusturuyor. Bunun nedeni de, yine yukarida aciklandigi gibi, bu tarihi yasayanlarin, bu gunku konumlari acisindan gercegi unutturmak ve tahrif etmek zorunda olmalaridir. Biz olaylarin canli sahitlerinden biri olarak, olgulara iliskin karsi iddialarda bulunanlar cikarsa bunlarla her sekilde yuzlesmeye de haziriz.

Bu uzun alintiyla anlatilmak istenen, Deniz Gezmis’in “Kurt Sorunu”nda butun diger sol ogrenci hareketi onderlerinden farkli bir tavri oldugudur. Bu bir olgudur.

Bu olgunun diger bir kaniti da, Deniz Gezmis’in son sozleridir. Asagiya bu son sozlerin tahrifiyle ilgili daha once yazdigimiz bir yaziyi aktaracagiz. Burada, hem bu farklilik cok daha net olarak gorulur, hem de bu farkliligin nicin ve nasil ortuldugu ve gizlendigi, bunun icin de olaylarin tahrifine kadar gidildigi. Bu yazi ayni zamanda, Deniz Gezmis’in Kurt sonunundaki tavrinin tahrif edildigine, ortuldugune iliskin onermemizin bir kanitini da sunmaktadir.

 “12 mart'ta olenlerin anisi nasil canli tutulabilir? Onlar hakkinda duygu catlatan yazilar, siirler yazarak degil. O tecrubelerin analizi ile. Ve olgulari hic atlamayarak.

Son zamanlarda onlarin olumleriyle ilgili bir suru yazi yollandi ama bunlarin hic biri o deneylerin analizini icermiyor. Sadece duygulara hitap etiyorlar. Ama daha da kotusu, Kurt Ulusal kurtulus Hareketi'ne karsi bir tavri, Anti-Emperyalist gerekceli sovenizmi, Ilhan selcuk gibilerin tavrinin sosyalist soylemli; demokratik soylemli verisyonunu savunmanin araci yapiliyor.

Onlarin konumuna dusmeden ve duygusalliklarda bogulmadan o deneylerden cikarilabilecekleri tartismak mumkun olmayacak mi?

Deniz, Yusuf ve Inan'in konumlarindan baslayalim.

Ama bu konumlarin analizi icin bazi olgulari, tarihi carpitmalari da gostermek gerekiyor.

Deniz'in son sozleri soyle aktarildi bir tartisma forumuna:

"YASASIN TAM BAGIMSIZ TURKIYE !

YASASIN ISCILER, KOYLULER !

KAHROLSUN EMPERYALIZM !"

12 Mart doneminde bu son sozler ve mektuplar elden ele daktiloyla cogaltilmis olarak dolasiyordu. Cok iyi hatirliyorum simdi, Deniz'in son sozleri icinde Kurt halki ve Marksizm-Leninizm de geciyordu.

Hafizasi zayif bir insanim ama bunu iyi hatirliyorum. Cunku bunlari okuduktan sonra birileriyle tartismistim. Deniz'in idam sehpasinda, mahkemedeki ulusal kurtuluscu cizgiden daha farkli, gercek dusuncelerine uygun bir cizgide konustugunu; aslinda Turkiye devriminin uc onemli ayagini ifade ettigini iddia ediyordum. (Yani Marksizm Leninizm, Isci Sinifi ve Koyluluk ile Ezilen Ulus Kurtler) Deniz olurken digerlerinden daha farkli bir mesaj verdi diye tartismistim.

Eh Duvar yikildi, oradan "Marksizm-Leninizm" cikarilip atilabilir. Eh su kurtler de cogunlukla su "kadin ve cocuk katili"; "Fuhrer" benzeri "Serok" Apo'nun pesinden gittiklerine gore, "Kurtler" de cikarilip atilabilir. Boylece demokratik, bagimsizlikci, isci ve koyluden yana gunun Genel Kurmay icazetli sosyalizm anlayisina uygun bir Deniz yaratilabilir. Bugunku cizgi bu degil mi. Istediginiz kadar keskin komunistlik yapabilirsiniz ama su Kurt meselesinde siniri bilin. Deniz de bu sinirin icine cekiliyor.

68'liler Vakfi, (birisi yollamisti gene aradim bulamadim, gazetede de cikmis goremedim) Samsun'dan Ankara'ya yuruyus duzenlemis. Tam ne yaziyordu hatirlamiyorum simdi ama haberi okuyunca midem bulandi. Tahmin ediyorum kimler var oralarda. Bugun artik, Kurt sorunu karsisinda Ilhan selcuk ya da CHP cizgisine gelmis eski DOB ve FKF uyeleri. Cogu o yuruyuste de vardi. Ben de o yuruyusteydim cunku biliyorum. O yuruyusu basindan sonuna kadar yuruyen tek kisiydim de galiba. O yuruyuste ilk kez, daha sonra DEV-GENC ve DOB'u olusturacak kadrolar birbirini denemis, tanimis; Istanbul Ankara baglantilari kurulmustu.

O zamanlar Samsun'dan Ankara'ya yurumenin bir hareketi dogurmak bakimindan bir anlami vardi. Ama bugun; Kurdistan'da olaganustu hal ve bir savas varken; Samsun'dan yola cikmak, herhalde Genel Kurmay saksakciligindan baska bir sey olamaz. Bugun Genel Kurmay saksakciligi yapmayan namuslu bir insanin Diyarbakir'dan Ankara'ya  yurumesi gerekir, Samsun'dan degil. O zaman ugrayacagi saldirilar ise malumdur.

Ne ilgisi var denecek, Deniz'in son sozleriyle bunun.

Var hem de cok. Deniz'in son sozlerini aktaran belli ki onu baska bir yerden almis. Aldigi yer ne olabilir? Bu sozler genellikle hep Halit Celenk'in hazirladigi kitaplarda cikti. O bu olayin tek sol sahidiydi. Anlasilan son baskilarda Deniz'in sozleri degistirilmis ve 68'liler vakfinin; cizgisine gelmis. Kendisi mi yapti, baskalari mi yapti bilmiyorum. Ama ortada sinsi bir tahrifat oldugu belli.

Kalkip kitapliktan Halit celenk'in hazirladigi Onur Yayinlari arasinda cikmis 1987 tarihli "Idam Gecesi Anilari" adli kitabi aliyorum. Hazirlayan: Halit celenk. Kitabin 84. Sayfasinda Deniz'in son sozleri soyle aktarilmis:

"Yasasin tam bagimsiz Turkiye. Yasasin ... Yasasin ... Yasasin isciler, koyluler. Kahrolsun Emperyalizm." *

Orada bir de yildiz var. Nedir o yildiz diye dip nota bakiyoruz:

"* Deniz Gezmis'in idam sehpasi altinda soyledigi bu sozleri yayinlayanlar hakkinda TCK'nin 141-142. Maddelerine dayanilarak Istanbul 3. Agir Ceza Mahkemesinin 977/585 esas sayili dosyasi ile dava acilmistir, dava surmektedir."

Demek ki, hafizamiz bizi yaniltmiyor. O nokta nokta yerlerde Marksizm-Leninizm ve Kurtler vardi.

O zaman hic olmazsa, biraz namuslu olarak nokta nokta koyulmus ve okuyanin anlayacagi bir dip not eklenmis.

Ya simdikinde, su Internet tartisma forumlarina yollananda, ne noktalar var ne de dip not. Bildigimiz kadariyla bu arada 141 ve 142 de kalkmisti. Bu sefer hukuki degil, sosyolojik yaptirimlar (mueyyideler) devreye girmis anlasilan. Ya da soyle diyelim: Deniz hadim edilmis.

***

Deniz, Yusuf ve Huseyin'in son sozleri karsilastirilinca su gorulur: Deniz'in son sozleri Programatiktir, hamasi degildir, duyguya degil akla hitap eder ve digerlerinden cizgi olarak cok daha radikal bir noktadadir. Sosyalist bir temel icinde o gunun strateji anlayisini yansitmaktadir. Huseylin ve Yusuf'un son sozleri ise daha duygusal, daha dramatiktir ama bir program olmaktan cok kendi yaptiklarinin gerekcesi ve aciklamasidir. Cizgileri ise kabaca anti-emperyalizm olarak belirir. Her ikisi de sosyalist olmasina ragmen, son sozlerinde sosyalizmden iz yoktur. Deniz'de sosyalizme giden yolda bir asamayi ifade eden sey onlar icin bir kendi basina bir hedeftir adeta.

Bu bir raslanti degil aslinda. Deniz, bizim kusak icinde, daha cok kucuk yasta Kivilcimli'nin bir sekilde etkisinden gecmis (TIP uskudar ilcesindeyken, Kivilcimli'yi TIP uyeligine onermis ve bu yuzden atilmisti yanlis hatirlamiyorsam.) yani sosyalist bir temeli olan birisiydi. Iyi bir egitimi ve bilgi birikimi vardi ama bunu gosteren biri degildi ve nihayet Kurdistan'li idi. Fasistler o zamanlar Deniz'in Ermeni oldugunu soylerlerdi. Deniz buna cevap vermezdi genellikle. (Vermemesinin nedeni Ermeni olmasi degil, Ermeni olmadigini soylemenin Ermeni olmayi kotu bir sey olarak gorme anlamina gelecegiydi.) Ama kendi aramizda konustugumuzda, Kurt bir tarafi oldugunu soylemisti. Dolayisiyla Deniz bizler arasinda, birkac Kurt veya Hristiyan azinliklardan arkadas haricinde, ulusal sorun konusunda en hassas, en uyanik kisilerden biriydi.

68 Universite isgallerinde Kurt ogrencilerin durumu ve onemli etkisi uzerine bu gune kadar ciddi bir inceleme yapilmadi. Ancak, simdi geriye bakinca, ancak Kurt ogrenci arkadaslarla ittifaki saglayarak ancak o zamanki Bozkurt ve Mucahit takimini universitelerden uzaklastirabilmis ve onlarin terorunun onunu kesebildigimiz daha acik goruluyor.

Devrimci Ogrenci Birligi'ni goz onune getiriyorum simdi. Kalanlarin cogu herhalde simdi 68'liler vakfindadir. Bunlar o zamanlar da Kurt ogrencilere karsi belli belirsiz bir sogukluk, Kurt sorununa uzaklik icindeydiler. Ama Deniz farkli idi. Beyazit'tan Aksaray'a inerken soldaki Diyarbakir yurdu; oraya gidislerimiz. Oradaki arkadaslarin silahlariyla her zaman hazir ve nazir yardimimiza gelmeleri. (Bizler cogu sehir cocuguyduk ve elimize silah almamistik.)

Suleymaniye'nin arkasindaki bir suru kucuk dukkanlar ve orada Kurt milliyetcilerinin gittigi bir kahve geliyor simdi aklima hayal meyal. Deniz'le oralara gidip onlarla konustugumuzu bazi konularda yardimlarini isteyip sagladigimizi hatirliyorum.

Zaten Kurtler de Deniz'in bu konudaki farkliliginin bilincindeydiler ya da bunu seziyorlardi. Yine belli belirsiz bir sahne geliyor gozlerimin onune. Diyarbakir'li bir terzi bir arkadasiyla gelmisti Deniz'le konusup tartismaya. Bu terzi muhtemelen Mehdi Zana idi. Herhalde bir rastlanti degildi bu.

Elbet, Alevilerle birlikte Kurtler olusturuyordu Turk devrimci hareketinin cogunlugunu. Ama burada alisilmisin disinda olan, Kurt arkadaslarla Kurtler olarak ittifak yapilmasiydi. Turk devrimci hareketinin bir unsuru olarak onlarin var olusu durumundan farkliydi bu. Bunu bilincli bir politika ile uygulayan Deniz'di ve bu politika sayesinde 1969-70 doneminde yavas yavas once dengeyi saglayip sonra da Istanbul Universitesi'ne egemen olabilmistik.”

Bu uzun alintilardan sonra tekrar hareket noktamiza donelim. Yukarida aktarilan yazilarda gecer ayak soylenmis olan onermelerdir bu yazinin konusu. Sonuc cikarmaya temel olacak iki temel onermeye dayanmaktadir.

Istanbul’daki ogrencilerin lideri Deniz Gezmis’in Kurt sorunundaki tavri, diger Dev-Genc ve DOB’lulerden ve THKO’lulardan farklidir. Bu onun son sozlerinde de, Istanbul Universite’sindeki ogrenci lideri olarak hareketlerinde de gorulur.(Bu fark bu gun icin yasayanlarca gizlenmektedir, bu nedenle bu farkin kanitlari olarak genellikle kendi anlattiklarimizi kullanmak zorunda kaliyoruz.)

O halde su soru geliyor ortaya: Deniz Gezmis’in bu farki nereden gelmektedir? Ne sulalesinin Kurdistan’daki kokleri, ne ailesinin sinifsal durumu, ne de o siralar etkisinde bulundugu sol akimlar ve orgutlenmeler bunu aciklayabilir.

Ailesi tipik sehirli kucuk burjuva memur aydin bir ailedir. Oradan gelen sadece Kemalist ve milliyetci etkilenmelerdir. O siralar yukselen MDD hareketi, butunuyle anti emperyalizm vurgulu bir harekettir. Kemalist kucuk burjuva cevreleriyle yakin iliski icindedir. Daha once de TMTF olaylarinda yine benzer cevrelerin etkisi vardir Deniz Gezmis uzerinde. Deniz Gezmis’in onderi oldugu Devrimci Ogrenci Birligi’nin bu anti emperyalizm ve milliyetcilik vurgulu tavrinin bu gun o hareketten yasayanlari getirdigi yer ortadadir. Bunlar Kurt hareketinin en buyuk dusmani olan cevrelerdir ve Bati calisma grubuyla birlikte calismaktadirlar. Bu tavir gokten zembille inmemistir. Bu tavir oylesine uzaktir ki, Deniz’in tavrina, kendilerini onun devamcisi gibi gostermek icin, son sozlerini bile tahrif etmek zorunda kalmaktadirlar.

Peki nasil olmaktadir da Deniz’de adeta bir mutasyon ortaya cikmaktadir ne sinifsal konumu, ne iliskide bulundugu cevreler bakimindan bir ayrim olmayan diger devrimci ve sosyalist DOB’lu, Dev-Genc’li ya da THKO’lu arkadaslariyla.

Bu farkin bir tek aciklamasi bulunmaktadir: Dr. Hikmet Kivilcimli’nin etkisi.

Bu satirlarin yazari bu etkinin canli sahididir. Kivilcimli ile Deniz Gezmis iliskisinden bir cok yerde soz edilir. Ancak bu iliskinin Deniz uzerindeki etkileri hic inceleme konusu yapilmamistir. Halbuki Deniz’in bir Marksist olarak sekillenmesinde ve egitiminde bu etkiler belirleyicidir.

Bilindigi gibi Deniz Gezmis, Uskudarlidir. Ayni donemde Kivilcimli da orada yasamaktadir. Deniz Gezmis bir cok kereler Kivilcimli ile gorusmeye gitmistir. Hatta Kivilcimli’yi uye olarak TIP’e onermis ve bu yuzden de TIP uyeliginden olmustur. Bu iliskinin nasil kuruldugunu, Erim Suerkan, ki kendisi de ayni zamanda DOB uyesiydi, soyle anlatiyor:

“Hikmet kivilcimli ile tanismamiz soyle oldu. 1965 yilindaydi. Nurettin bir gun Sahaflar’dan kitap alirken Hikmet Kivilcimli’nin “Tarih Devrim Sosyalizm” adli kitabina rastliyor. Bakiyor bir Turk sosyalistinin kitabi. Ceviri degil. Ozgun bir eser. Ilgisini cekiyor ve kitabi aliyor. Okuyup bakmamiz icin bize de getirdi. Bizim de ilgimizi cekti. Kitabin arka kapaginda kitabi yazanin adresi var. Ayrica kitap hakkinda elestirileriniz varsa yazin, gelin goruselim diye bir de not var. Biz de Nurettin, Deniz ve ben kalktik Cagaloglu’nda bulunan adrese gittik. Kendimizi tanittik. Iste boyle boyle dedik. Kitabinizi okuduk ilgimizi cekti. Neyse sohbetimizde kendisinden bahsetti. Bu arada bizim Uskudar’da oturdugumuzu ogrenince kendisinin de Salacak’ta oturdugunu soyledi. Boylece Hikmet Kivilcimli ile diyalogumuz kurulmus oldu.”  (Turan Feyizoglu, Deniz Bir Isyancinin Izleri, s.46)

Simdi, henuz yeni sekillenmeye baslayan bir lise ogrencisi, birden bire dunyanin en capli Marksistlerinden, Turkiye sosyalist hareketinin en guclu teorisyenlerinden ve eylem adamlarindan biriyle karsilasiyor. Biri henuz ilk politik tecrubelerini edinen bir genc, digeri yillarini hapislerde gecirmis bir savasci. Bu karsilasmanin genc uzerinde nasil bir etki yaratacagi tahmin edilebilir.

Ayrica bu iliski oyle bir kere karsilasmayla da bitmis degil. Bir cok kereler gorusuluyor. Hatta Deniz Kivilcimli’yi TIP uyeligine oneriyor. Kivilcimli gibi eski bir savascinin, bu genc ve sosyalizme ilgi duyan insanlara bilgi ve tecrubelerini aktarmak icin, onu yakindan taniyanlarin cok iyi bilecegi gibi, nasil bir caba icinde olacagi tahmin edilebilir. Ve bu anlatilanlarin onemli bir kisminin da Kurt sorunu olacagi cok aciktir. Bunu bizzat bizim yasadigimiz ve baska bir vesileyle anlattigimiz basimizdan gecen bir olay gosteriyor.

Bu olayi soyle anlatmistik o yazida:

“Kurt'lerin ayri bir ulus olduklarini, garip bir rastlanti sonucu ve daha hic Kurt tanimadan, ilk kez Dr. Hikmet Kivilcimli'dan duydum.

Balikesir'den sonra Karsiyaka Erkek Lisesi'nde donemi bitirmis, fabrikalarda iscilik yaparak bir yil bekledikten sonra, yine sosyalizmle ilgili oldugunu dusundugumden, Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Sosyoloji Gece bolumune kaydolmus; is arayarak ve diger zamanlarda da Beyazit civarinda kahvelerde pinekleyerek universitelerin acilmasini bekliyordum. O yillarda, Aksaray'daki Turkiye Ogretmenler Sendikasi (TOS) lokalinin altindaki Konferans salonunda, sik sik sosyalistlerin tertipledigi ve katildigi konferanslar, acik oturumlar olurdu. Biz de tasradan gelmis sosyalistler olarak bunlarin hic birini kacirmaz, her duydugumuzu, her gordugumuzu buyuk bir aclikla sunger gibi icimize cekerdik. Yapacak isimiz olmadigindan; ve eski tasra sinemalarinda cocuklugumuzda sinemaya cok erkenden gidip beklemenin aliskanligiyla, bir iki saat oncesinden toplantinin yapilacagi salona gider ve beklerdik.

Yine boyle bir acik oturuma, toplanti baslamadan epey once, daha salonda kimse yokken bir arkadasimla birlikte gidip oturmus, sakalasarak, herhalde sosyalizmden konusarak vakit geciriyorduk. Tek tuk bizim gibi erkenciler dusuyor ve birbirlerinden aralikli olarak salonun farkli yerlerine oturuyorlardi. Bu arada yasli ama oldukca dinc gorunuslu bir adam geldi tam arkamiza oturdu. Bir sure sonra, cok saygili bir dille bizim konusmamiza katilmaya basladi, daha sonra da bize Turkiye'nin toplumsal yapisi uzerine anlatmaya basladi; tam ne anlattiklarini hatirlayamiyorum ama konusmasinin bir yerinde Kurtlerden ayri ve ezilen bir ulus olarak soz etmesi dikkatimi cekmis ve ona "Kurtler baska bir ulus mu?" diye sormustum. O da oyle olduklarini soylemisti. Gerci buna ozel bir onem de vermemistim ama ilk kez boyle bir sey duyuyordum. Daha sonra bu yasli adam kalkip gitmis biz de kendi konusmamiza, devam etmistik. O yasli adamin kim oldugu hakkinda hic bir fikrimiz yoktu.

Bir sure sonra, o bizimle konusan yasli adami konusmacilar arasinda gorunce sasirdik ve bundan gizli bir gurur bile duyduk. Daha sonra da, konusmacilar tanitilirken bu yasli adamin Dr. Hikmet Kivilcimli oldugunu ogrenecektik. Konusmacilar tanitilirken, dinleyiciler sirayla onlari alkisliyordu, sadece Dr. Hikmet Kivilcimli da herkesle birlikte alkislamaya baslamisti. Bu benim cok garibime gitmis ve yanimdaki arkadasa, adam amma da kendini begenmis, kendi kendini alkisliyor demistim. Arkadasim da, bunun bir Komunist adeti oldugunu, onun tam komunist gibi davrandigini soylemisti. Bunun uzerine cahilligimden bir kere daha utandigimi ve o yasli insanin dediklerini daha dikkatli dinledigimi hatirliyorum.” (http://www.comlink.de/demir/biyograf/kurtsor/kurtsor01.htm )

Bir acik oturum oncesinde, kisa bir zaman icinde bizlere bile Kurt’lerin ayri bir ulus oldugundan, Kurdistan’in somurge oldugundan bahseden Kivilcimli’nin, defalarca gorustugu Deniz Gezmis’e bahsetmemesi dusunulemez. Aciktir ki, Deniz Gezmis’te butun diger bulundugu orgut ve arkadaslarindan farkli olarak bu mutasyona yol acan Hikmet Kivilcimli’dir. Deniz’in farkli tavrinin ve tutumunun, idam edilmeden onceki son sozlerinin baska bir aciklamasi olanakli degildir.

O halde tekrar ozetleyelim.

Deniz Gezmis’in Kurtler Karsisindaki tavri, butun cagdaslarindan farklidir. Onlari bir ozne olarak gorur ve oyle iliski kurar; son sozlerinde oldugu gibi, Kurt sorununu Turkiye’de devrimin temeli olarak koyar.

Bu farkin nedeni Dr. Hikmet kivilcimli’yi tanimis ve ondan etkilenmis olmasidir.

Simdi eger bu fark Kurt hareketinin sekillenmesinde bir etkide bulunmussa, bu dolayli olarak Kivilcimli’nin bir etkisidir, Deniz Gezmis uzerinden.

Bu satirlarin yazari, bizzat 12 Mart doneminde, Deniz’in son sozlerinin bulundugu daktiloyla dagitilan metinlerin Kurt ogrencilerde nasil bir cosku yarattiginin ve sosyalist Kurtlerin konumunu nasil guclendirdiginin bir cok kereler sahidi olmustur.

Eger Deniz Gezmis, olurken Turk ve Kurt halklarinin kardesliginden soz etmese, Kurt ulusal hareketi icinde o ilk sekillenis yillarinda sosyalizme olan sempati gelisemez, bir cok Turk devrimcisi de Kurt sorununun onemini kavrayamazdi, yani Kurt hareketinin icinde Turkler de yer almazdi. Bu gun o hareketin, Turk solunun butun soven yaklasimlarina, Turklerin sovenizmi karsisinda Kurtlerin kirgin ve kizginligina ragmen zerrece Turk dusmani olmayan tavri odaya cikamaz ve varligini surduremezdi.

Turk sosyalistlerinin Kurt sorununda gosterdikleri en kucuk bir hassasiyetin bile Kurt sosyalistlerinde nasil bir cosku ve umut yarattiginin ornegin olarak, Ocalan’in su soyleri alinabilir:

“Musa Anter ve Hikmet Kivilcimli gibi sahsiyetleri Istanbul’da tanidim. Musa Anter DDKO’nun ruhu gibiydi. Tecrubelerini aktariyordu. “Oyuna gelmeyin” diyordu. Hikmet Kivilcimli’dan bizzat “Mezopotamya’nin cocuklari, mucadelenizde basarilar dilerim” sozunu duymustum. Fakat bende en koklu tercihe yol acan yilin son gunlerinde, illegaliteye cekilmesine cok az kala, Mahir Cayan’in ITU’de kursuye tek basina cikip (elestirdiklerim cogunlukta olmasina ragmen), gur ve oldukca inanc, kararlilik ve bilinc arz eden sesiyle “Revizyonizm bir gercektir, karsi cikilmalidir. Kurt sorunu ortbas edilemez, kabul edilmelidir. Oportunizm tavirlarinda israr ederse, baglar kesilmelidir” anlamindaki konusmasi, sol sempatizanligimi derinlestiriyordu.”

Burada Ocalan acik olarak, Mahir Cayan’in Kurt sorunundan soz etmesinin sol sempatizanligini derinlestirdiginden soz etmektedir.

Ocalan, Avrupa Insan Haklari mahkemesine sundugu savunmada da sunlari yaziyor:

“1970’ler Ankara’sinda devrimci gencligin sesi gur ve korkusuzdu. Tuzakli bir sahada korkusuzluk oldugu hissediliyordu. Ama onlar senin soy varligina sahip cikacak kadar cesur ve ozverili idiyseler ve eger sende sinirli bir onur duygusu varsa, bu gencleri takip etmekten geri duramazdim. Mahir Cayan’larin Kizildere’de sahadeti ve Deniz Gezmis’lerin idamlari, biz namuslu sempatizanlara anilarini takip etme gorevi vermisti. Artik okul bir bahaneydi. Halk adina hareket edecegim kesindi. Ama en basta idam sehpasinda bile adi haykirilmis benim halkim, Kurt halki nasil bir halkti? (altini biz cizdik) Bunun bilinmesi gerekiyordu. Ulusal soruna boyle basladim.”

Burada bir Turk sosyalistinin Idam sehpasinda Kurtlerin adini haykirisinin yarattigi etki bizzat Kurt Ulusal hareketinin onderinin kaleminden ifade edilmektedir.

Eger bu ornekler olmasa, solun ne Ocalan icin ikna ediciligi ve cekiciligi olurdu ne de Kurtlerin hayal kirikliklarinin baskisi karsisinda direnme gucu. Deniz’in tavrinin ve son sozlerinin de Sadece Ocalan icin degil, binlerce Kurt devrimci icin benzer bir etkide bulundugu gormezden gelinemez.

Turk solunun sovenligiyle celiski icindeki bu ayriksi ornekler incelendiginde, bizzat kendisi de bir ayriksi ornek olan Kivilcimli’nin etkileriyle karsilasilir genellikle. Bu ayriksi ornekler, bu istisnalar olmasa, Kurt Hareketinin yazinin basinda deginilen, egemen ulustan kisileri de iceren istisnai durumu gelisemezdi.

Burada  Kivilcimli’nin ilk ve en belirsiz, kisisel iliski uzerinden dolayli bir etkisini ele aldik. Ama Kivilcimli’nin bu donemdeki diger bir dolayli etki kanali da Mahir Cayan’dir. Bu da tipki Deniz uzerindeki etki gibi unutulmus bir etkidir. Onu da diger yazida ele alalim.

 

23 Kasim 2001 Cuma

http://www.comlink.de.demir/

demir@comlink.de

 

20.04.2008 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

Ýletiþim Formu