BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Sizden Gelenler
Yayınlanma: 21 Şubat 2013

riza aydin23Şah İsmail’in Mahlası “Hatayi”

Rıza Aydın

Mahlas Alevi âşıklarının deyişlerinde kullandığı bir nevi imzalarıdır. Deyişi[1] söyleyen alevi ozan, yarattığı eserine kendi imzasını atıp, bu benim dercesine, deyişin (şiirin) son kıtasında kendi adını da anar; buna mahlas denir. Bu Alevi Tekke edebiyatının bir geleneğidir.

Alevi edebiyatında bazı ozanların (âşıkların) tarihsel süreç içinde mahlaslarını değiştirdikleri görülür. Bunun en çok bilinen örneği, 1826’da ki “Vakay-i Şerriye”[2] den sonra, Hacıbektaş’tan, Amasya’ya sürgün edilen, Hacıbektaş Postişini, Çelebi Hamdüllah Efendidir (1767- 1846). Hacı Bektaş Postişini olan, Çelebi Hamdüllah Efendi, Amasya’ya sürgün edilmeden önce “Hamdüllah” ya da “Hamdi” mahlasını kullanırken, Amasya’ya sürgün edildikten (yani 1827 yılından) sonra “Hasreti” mahlasını kullanır[3]. Yine ünlü Alevi ozanı Sıdkı Baba (1865-1928) da bir dönem “Pervana” mahlasını kullanırken, bir dönemden sonra da “Sıdkı” mahlasını kullanmıştır[4].

Alevi dünyasının tartışmasız en önemli, en etkili isimlerinden biri olan Şah İsmail (1487-1524) ise deyişlerinde sadece “HATAYİ” mahlasını kullanmıştır. Şah İsmail’in, ömrünün başından sonuna kadar, deyişlerinde kullandığı adı (Mahlası) yani deyişlerine attığı imza Hatayi’dir. Alevi dünyası ile ilgili, her şey üzerine bir tartışma olsa da bunun üzerine bir tartışmaz yoktur: Şah İsmail’in deyişlerinde kullandığı adı, mahlası, hiç tartışmasız Hatayi’dir[5].

Peki, hal böyleyse, Şah İsmail, Hatayi mahlasını nerden, nasıl almıştır. İşte bu konuda tartışma çoktur. Bu gün bir dostum arayıp bana bunu sordu, bende sürekli karşılaştığım bu soruya kısaca cevap vermek için, düşüncemi yazmaya karar verdim.

Bu konuda benim aklıma yatan en önemli tez, İsmail Onarlı’nın “Şah İsmail Biyografi’si” adlı, 2000 yılının, Temmuz ayında, Can Yayınlarından çıkan, -benim son derece önemseyip beğendiğim- kitabındaki görüşüdür. Ben Şah İsmail ile ilgili yazılan, romanlar da dâhil, bütün kitapları okudum, aklıma yatan bu oldu.

İsmail Onarlı söz konusu kitabında şöyle diyor: “İSMAİL’İN YOLA GİRİŞ CEMİ

Şeyh Haydar, oğlu İsmail’in doğumunun 7.inci günü sabahı Şamlu Hüseyin Bey’i yanına çağırtarak:

“Hüseyin Bey! Gerekli hazırlıklar yapılsın akşam Cem tutulacak” der.

Şamlu Hüseyin Bey:

“Şeyhim hayrola yine gelenler mi olacak ıraklardan dergâha?” diye sorar.

Şeyh Haydar:

“Yok! Beyzadem rüyamda Şah-ı Merdan Ali’yi gördüm. İsmail’in yedisinde ‘İkrar alma Erkânı’[6] yapılsın ‘Hakk Meydanı’na kabül edilsin” dedi. Bundan böyle İsmail’in hem Lala’sı olacaksın hem de Rehber’i olacaksın.”

Lala Şamlu Hüseyin Bey, ne diyeceğini bilemez. Ve Şeyh’ini dinlemeye epeyce divanda mühürlenmişçesine devam eder.

Şeyh Haydar:

Şimdi hemen kurbanlar tığlansın. Akşam lokmalar hazır olsun. Kurbanlardan bir tanesi; PAMİR yaylasının SHUGHNAN Karyesinden gelen İsmailî Dai Gulam Murtaza’nın Çin’in HITAY bölgesinden getirdiği mis keçilerinin erkek tekesini keseceksiniz. İkincisini ise; HATAY’ın Samandağı Karye’sinden NUSAYRİ Şeyhi Bünyamin El Fattullah’ın Hakkullah olarak getirdiği koçu keseceksiniz. Bu iki muhterem zat Cemimizin de baş konuklarıdır. Ona göre düzen tutula; Oniki hizmet sahipleri hariç sayacağım şu kırk kişilik Halife ve Beylerimiz; “Meydan Evi’nde[7] düzenlenecek ‘ikrâr Ayn-ı Cemi’nde gün batmadan hazır ola…” diye emirlerini verdi.

Şamlu Lala Hüseyin Bey ; Alemşah Begüm’ün altın sim işlemeli ipekli kundakla belediği ve boynuna oniki, lifli oniki renkli örgülü ip bağladığı İsmail’i kucağına almış bir vaziyette Cem Meydanı’na girer[8].

Gözcü; sopasını üç kez yere vurarak:

“Allah … Muhammed… Ya Ali!” der. Ve katara bir er geldiğini bildirir.

REHBER: Lala Hüseyin Bey:

“Hüüü … Erenler Şahı! Katara bir Er uzatıyorum” diyerek üç kez yüksek sesle tekrarlar.

Cemaattekiler hep beraber yere niyaz ederek; “Allah… Allah… Allah!” diyerek doğrulurlar.

Bu esnada bebek İsmail ağlıyor sanılarak Mürşidlik Makamındaki Şeh Haydar; kulağını kundağa doğru eğer. Aynı şekilde sağındaki Nusayrî Şeyhi ile solundaki İsmaili Dai de kulaklarını kundağa doğru kabartarak başlarını Şeyhin Kucağındaki İsmail’e eğerler.

İsmail onlarla birlikte salavat getirmektedir. Üçü birbirine bakarak duyduklarını tasdiklercesine başlarını öne sallarlar…

Üç kez salavattan sonra Mürşid; İsmail’in boynundaki ipi çözerek cemaate yüksek sesle:

“Bu eri! Hak-Muhamned-Ali yoluna alıyor! Katarına katıyoruz! Razımısınız, bu Masum-u Pak’dan!” diyerek üç kez tekrarlar. Cemaatta razılık anlamında üç kez yere niyaz edeler.

Mürşid; Kundağın tam orta yerine ipi bağlayarak ve “Allah- Muhammed- Ali!” diyerek ve üç düğüm atarak “Tığıbent” yapar...

Miraclama bittikten sonra, Lala Hüseyin Bey; İsmail’i kucağına alarak, Rehberi olarak O’nun adını ve Mürşidi Şeyh Haydar’a hitaben:

“Pirim olarak! Ben senden doğdum! Öyle ise bana bir yoleri adı koymak da sana düşer!” der.

Şeyh Haydar; dizlerinin üstüne doğrularak yüksek sesle, bir şeyh değil de bir hükümdar edasıyla:

“Muhammed-Ali soyundan Şeyh Safi yolağında İsmail’e öyle bir ad koyacağım ki, dünya durdukça hep anılacak” diyerek, sağındaki ve solundaki ulu zatlara bakarak, konuşmasına devam eder:

“Nuseyri Şeyhinin memleketi olan ‘HATAY’ ile İsmaili Dai’nin memleketi olan ‘HITAY’ın adlarını birleştirerek, İsmail’in ‘Tarikat Adı’nı O yerler anlamında ‘Hatayi’ koyuyorum. Bu iki mübarek insanı, Allah bugün için göndermiştir. Ve burada buluşturmuştur. Bu alâmet hayra işarettir ki İsmail doğmuştur. İsmail Hatayi ‘ŞAH’ olacak ve Kızılbaşların da, Hükümdarı olacaktır. Kuracağı “Kızılbaş Devleti[9]”nin sınırları da; Hatay’dan Hıtay’a kadar uzanacaktır… Hüü… Erenler…” demesiyle, cemaatte “Allah, Allah, Allah” uzunca bir karşılık verdiler.

Zakirler sazlarıyla ağırdan bir fon müziği çalmaya başladılar.”[10]    

Şah İsmail’in bütün hayatı boylunca kullandığı Mahlasın öyküsü böyle anlatılır bu kitapta. Benim bunca zamandır incelediğim tezler arasında aklıma yatanda budur. Şah İsmail’in hayatının bir dönemimde, başka bir mahlas kullanmış olup, sonrada bunu bir nedenden dolayı değiştirmiş olduğu vaki değildir. Bu yüzden söylenilen diğer yakıştırmaları asla doğru kabul edemeyiz[11].

Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Aşk ile. 20 Ocak 2013 Adana.

Rıza Aydın.



[1] Alevi ozanların söylediği şiirlere deyiş ya da nefes denir. Bunlarında çeşitli türleri vardır.

[2] Osmanlı Devletinde “Vakayi Hayriye” denilen, Yeni Çeri Ordusunun imha edildikten sonra Kızılbaşların kırılmasına yol açan şeye Aleviler “Vakayi Şerriye” derler.

[3] A. Celalettin Ulusoy, Pir Dergâhından Nefesler, sayfa 27. Rıza Aydın, Kaymak’ta şiir, söylence ve Efsaneler, Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Dergisi, sayı 58, yıl 2004, sayfa 67.

[4] Şeyh Cemalettin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkı Baba, yayın yılı 1984, Derleyip yayınlayan torunu Muhsin Gül.

[5] Şah İsmail, Safevi Devleti gibi önemli bir devletin kurucu padişahıdır. Bu devlet Akkuyunlu Devleti gibi önenlş bir devlet mirasının üzerine kurulmuş. Bu yüzden Şah İsmail’in şiirleri Safevi devletince basılmıştır. Faruk Sümer Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmelerinde Anadolu Türkmenlerinin Rolü adlı kitabında Şah İsmail’in Paris Milli kütüphanesinin 1541 tarihli elyazmalarından 12 şiirini kitabında yatınlar; bakınız sayfa 205. Şah İsmail bütün şiirlerinde Hatayi mahlasını kullanmıştır.

[6] Safevi yolağını anlatan Buyrukta, “Oğlan ikrarı alma”, “Kız ikrarı alma” ayrı bölümler halinde yazılmıştır yani böyle bir vardır. Fuat Bozkurt’un yayınladığı BUYRUK adlı kitabın 97 ile 100 inci sayfalarına bakınız.

[7] Alevi Cemlerine bu adda verilir.

[8] Cem evi Cemin yapıldığı mekânın genel adıdır. Meydan Cem evi içinde Dede, 12 hizmet sahipleri ile cemdeki hizmetleri, muhabbeti yürüten insanların oluşturduğu cem evi içindeki özel alana ise meydan denir.

[9] Şah İsmail’in önderliğinde kurulan Safevi Devletine kendileri “Kızılbaş devleti, Kızılbaş ülkesi, Kızılbaş ordusu, Kızılbaş padişahı” diyorlardı. Prof. Dr. Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü”, adlı kitabının önsözünde değindi bu konuyu kitabının 150. Sayfasında İskender Beğ-i Türkmen’in “Târih-i âlem ara-yi Abbasi” adlı eserine dayandırarak şöyle açıklıyor: “… Kızılbaş sözünü onlar övünerek taşıyorlardı. Bu deyim yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsurunu ifade etmiyor (Tavaif-i Kızılbaş, Pâdişâh-ı Kızılbaş, Ümerâ-yı Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş) onun kurduğu yaşattığı devlete ‘Devlet-i Kızılbaş’ ve hakim olduğu yere de ‘Ülke-i Kızılbaş’deniyordu.” F. Sümer’in “Türk unsuru” sözünü siz Türkmen olarak anlayın. O zamanlar Türkmenler tabiri, Avşarlar, Yörükler vb bir Oğuz boyundan bir gurubu ifade ediyordu, tarihi olarak o zamanlar Türk sözcüğü de Sünni Osmanlı devletinin taraftarlarını ifade ediyordu. A. Kazvini’nin “Sefavi Tarihi’nin” bir notunda “Devrif (1965) Orhan’dan gelen Türk kelimesini devlete bağlı olan halk ve izleyen olarak tanımlar.” deniyor.

[10] İsmail Onarlı, Şah İsmail Biyografi” İstanbul 2000, sayfa 19-24

[11] Hatayi sözcüğü ile ilgili Ferit Develioğlu’nun Lügatinde şunlar yazıyor: (A.İ yani Arapça isim): 1. Hatay kumaşı. 2. g.s. süslemede (teyzip) açılmış lotüsü andıran bir çiçek motifi, 3. tezipte, merkezini hatayi denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı. 4. güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kağıt cinsi. Hatayi: Hataya ait, Hatay ile ilgili. A. Celâlettin Ulusoy’da “Yedi Ulu’lar” adlı kitabında Hatayi sözcüğünün anlamı olarak sözlükteki bu anlamları vererek şöyle der: “Çiçek, çiçekle yapılan süsleme, Hint kumaşı anlamına gelen Hatayî mahlası konusunda çeşitli düşünceler ve söylentiler ileri sürülmüştür” der. Bakınız A. Celattin Ulusoy “Yedi Ulu’lar” sayfa, 31

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Ferhat Güven - Gola Hızır Sular Altında...

18.12.2014

Gola çeto sular altında kalırken Alevi Açılımı başladı. Ve bugün Gola Hızır sular altında kalırken Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu Munzur Üniversitesinde yaptığı açıklamada kutsal mekanları önemsediğini ifade etmişti... B
Dersim’de TMMOB’dan torba yasa tepkisi….

18.12.2014

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim Temsilcisi İbrahim Demir, yeni Torba Yasa'da yapılacak düzenlemeye tepki gösterdi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim Temsilcisi İbrahim Demir, yeni Torba Yasa'da
Oya Baydar - AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken

18.12.2014

Ergenekoncu/ Gladyocu derin devleti dağıtma, ülkeyi demokratikleştirme iddiası ve misyonuyla gelenlerin, iktidarlarını Ergenekonla kucaklaşarak pekiştirmeye çalışmaları ibret verici. AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken Oya Bay
Ferhat Tunç: DAİŞ’in Kobanê’ye saldırması nedeni AKP hükümeti

18.12.2014

Sanatçı Ferhat Tunç, Kobanê’ye insanı yardım koridorunun açılmasını isteyerek, DAİŞ’e AKP hükümetinden aldığı yardım nedeniyle Kobanê’ye saldırdığını dile getirdi. Fransızlar tarafından kurulan Kürdistan Dostluk ve
Dengekî jinê li warê strana Kurdî: Ayşe Şan

18.12.2014

´Erê ez hertim bi hesret dibêjim xweziya zimanê dîwarê mala me ya li Diyarbekirê hebûya û ji me re qala wan şevbêrkên dengbêjan bikira. Min di quncikan de li dengbêjan guhdarî dikir.´ Eyşe Şan di nava civata Kurdan da bi na
Bedeni  CÜBBELİ,  Aklı  ÜRYAN  Herif…

18.12.2014

Kadınlarımıza Yolumuza, Kutsal Değerlerimize, Deyişlerimize Dil Uzatma O Dilini Koparıp Oturağına Çakarım...!!! Bedeni CÜBBELİ, Aklı ÜRYAN Herif..CÜBBELİ AHMET;DİLİNİ TUT, EDEBİN VARSA EDEBİNLE OTUR yoksa;"EDEPSİZİM" de... BEH
İsmail Cem Özkan  -  Cibali Karakolu

18.12.2014

Üç perde ile seyirciyi selamlayan oyun, ilk perdesi bir düğün, İkincisi düğün sonrası gerdek odası(salonu), üçüncü sahne bir karakolda geçmektedir. Cibali Karakolu İsmail Cem Özkan Nuits de noces (Bir Düğün Gecesi) adlı bir F
'Maraş Katliamı ile Alevi ve Kürtler hedeflendi'

18.12.2014

Maraş Girişimi, Maraş Katliamı ile Alevi inancı ve Kürt kültürünün hedeflendiğine dikkat çekerek, "Türkiye, Maraş’tan Roboski'ye gerçekleştirilen bütün katliamlarla yüzleşmelidir. Bu yüzleşme sağlanmadan toplumsal adalet ve
Felluce'de Kadın Katliamını Lanetliyoruz!

18.12.2014

Vahşi DAİŞ çetesinin kadın katliamlarına geçtiğimiz gün Irak'ın Felluce kentinde bir yenisi daha eklendi. Irak İnsan Hakları Bakanlığı; bazıları hamile 150 kadının DAİŞ çeteleri tarafından cihad nikahı yapmayı kabul etmedikle
Sibel  Bulut  Yoldaş  ölümsüzdür!

18.12.2014

Kobane’de 12 Aralık günü YPG/YPJ güçlerinin IŞİD çetesine yönelik eylemi esnasında MLKP Savaşçısı Sarya/Eylem Deniz kod adlı Sibel Bulut yaşamını yitirdi. Rojava Kadın Devrimi adım adım gerçekliğini özgürlük yolunda gös
Hasan Bildirici - KCK’nin demokratik tepkiden kastı ne?

18.12.2014

Peki Yüksekova’da halk ve gençler, üstlerine gelen tank, top ve panzerleri nasıl durduracaklar. Hangi demokratik tepki ile? KCK’nin demokratik tepkiden kastı ne? Hasan Bildirici Çatışmazlık halinde olan KCK, Türk devletinin Kürdist
F tipi katliam destansı direniş

18.12.2014

O gün 20 cezaevinde 28 tutsak öldürüldü, 237 tutsak yaralandı. Dönemin Adalet Bakanı, "Herhangi bir zayiat yoktur" dedi. Bu vahşetin hesabı 14 yıldır sorulmadı. Devletin adına "Hayata Dönüş" dediği 19 Aralık Cezaevi Katliamı'nın
Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri

17.12.2014

Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri (EKSİKSİZ TAM LİSTE) Ülkemizde isimleri değiştirilen ve “Demokratikleşme Paketi”nin de başat maddelerinden biri olan “şehir ve köylerin eski gerçek isimleri” konusu,
Devrim ruhuyla sanat

17.12.2014

Devrim ruhuyla sanat Kültür Sanat Hareketi (TEV-ÇAND)  2000 yılında dağ sahasında kurumsallaştı. O günden bu yana Ş. Sefkan Sanat Okulu bünyesinde sinema, görsel (klip) ekibi, tiyatro, müzik, stand up, arşiv ve folklor ekipler
Dersim'den Kobanê'ye Kız Kardeşlik Köprüsü

17.12.2014

Dersim Yenigün Kadın Derneği, Kobane’den göç eden kadın ve çocuklar için belirlediği listeyle birlikte iki hafta sürecek yardım kampanyasının startını verdi. Bebek maması, çocuk bezi, bebekler için ilaç ve hijyen malzemeleri, s
Atardamarı Kesilen Kadın Kurtarılamadı

17.12.2014

Ameliyat sırasında atardamarı kesilen hasta, askeri helikopterle götürüldüğü Malatya’da hayatını kaybetti. Tunceli Devlet Hastanesi’nde safra kesesi ameliyatı olurken, atardamarı kesilen 48 yaşındaki Fatma Babayiğit, burada yapı
Fehim IŞIK - Savaştan barışa, çatışmadan çözüme...

17.12.2014

Heinrich Böll Vakfı, İsmail Beşikci Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile Açık Toplum Vakfı, geçtiğimiz hafta ‘Savaştan Barışa Çatışmadan Çözüme’ adıyla bir konferans düzenledi Savaştan barış
Erdal ER - Erdoğan ve Gülen’in suç ortaklığı…

17.12.2014

İkili arasında 2012-13 yılında başlayan iktidar savaşı; 17 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk operasyonuyla yeni bir aşamaya geldi. Erdoğan ve Gülen’in suç ortaklığı… Erdal ER AKP, 2002 yılının Kasım ayında iktidara g
İsmail Cem Özkan - Güneş Batarken Bile Büyük

17.12.2014

Her sanat eseri kendi gerçekliğini yaratır ve yaşatır, okuyucusuna ve izleyicisine bu geçekliğin varlığını kabul etmesini aruzlar. Güneş Batarken Bile Büyük İsmail Cem Özkan Goethe alman dilinin kurucusu kabul edilir, felsefe alan
İbrahim ARLI  -  KAYIP  ARANIYOR......

17.12.2014

KAYIP ARANIYOR...... Kayıp ilanları yeterince fark edilmiyor Türkiye’de, maalesef.. Her yıl binlerce insan kayıp oluyor. Sosyal ve insani sorumluluk gereğince bu kayıpların aranması ve bulunması için her gün yayınlanan televizyon prog
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ - ‘Yerli Malı ve Tutum Haftası’ Kutlaması

17.12.2014

‘Yerli Malı ve Tutum Haftası’ Kutlaması Nostalji Değil, Bir Anlayış Olmalıdır Ülkemizin ekonomik bağımsızlığının korunması ve sürdürülebilir bir ekonomik alt yapıya sahip olması için yerel üretim ürünlerini kullanmak ve
Yüksel Işık - 17 Aralık'tan 14 Aralık'a: Beraber Yürümüşlerdi!

17.12.2014

Cemaat, elbette “sütten çıkmış ak kaşık” değildir ama haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşısında durmak ve AKP Hükümetine karşı herkes için demokrasi şiarını yükseltmek, tarihi bir görevdir. 17 Aralık'tan 14 Aralık
Sosyalistler ve Sosyalist Hareketin Tarihinin Metodolojisi

17.12.2014

Bu sempozyumun konusu şöyle tanımlanmış bulunuyor: “Tarihi Konuşuyoruz - “Türkiye Devrimci Hareketi 12 Eylül 1980’e Kadar Olan Dönemi Tartışıyor”. Konu ve konuyu ele alacak olan Öznenin bu tür bir tanımlanması, her şeyden ö
Eyşe  Şan  Amed'de  anılacak.......

17.12.2014

Kürt müziğinin "taçsız ve tahtsız kraliçesi" olarak tanınan sanatçı Eyşe Şan ölümünün 18. yıldönümünde anılacak. Sanatçının şarkılarının seslendirileceği, Aram Tigran Kent Konservatuarı Orkestrasının vereceği konser
10 soruda: 17-25 Aralık operasyonları

16.12.2014

17 ve 25 Aralık 2013'te gerçekleştirilen operasyonlar, aradan bir yıl geçmesine rağmen Türkiye kamuoyu gündemindeki yerini koruyor. Operasyonlar hükümet ile muhalefet arasındaki en önemli gerilim başlıklarından. Hükümet bu operasyo
Dersim Halk Meclisi kuruluşunu ilan etti

16.12.2014

Dersim Halk Meclisi, "Demokratik özerkliğin inşa süreci" kapsamında kurulan mahalle meclisleri ve köy komünlerinin katılımıyla gerçekleşen konferansta Dersim Halk Meclisi ilan edildi. Dersim Halk Meclisi, "Demokratik özerkliğin inşa s
Ahmet Kahraman - '…sıra sana da gelecek!...'

16.12.2014

Kenan Evren'den sonra Fethullah da hukuk arıyor. Yarın, kimin "susma, sustukça sana da sıra gelecek" diyeceği ise gidişatın dehşetinden belli…Çünkü, burası Ortadoğu. Burada olmaz, olmaz… '…sıra sana da gelecek!..' Ahmet Kahraman
Handan Çağlayan - Leyla Zana: Bir Gün, Bir Dil, Bir Tarih

16.12.2014

Leyla Zana 6 Kasım 1991'de milletvekilliği yemin töreninde Meclis kürsüsünden “Min vê sondê ji bo gelê kurd û gelê tırk xwend" diye haykırdığında Kürt kimliğini artık görmezden gelmek mümkün olmayacaktı. Handan Çağlayan
74 yıllık tarihi toplu mezar / 3 mezara sığdırılmış 47 insan

16.12.2014

Kürdistan’ın her karış toprağında devlet tarafından katledilen Kürtlerin cenazeleri çıkıyor. Mûş’un Bêlatix köyünde, 1930’da aynı aşiretten 47 kişi elleri bağlı şekilde kurşuna dizilerek katledildikten sonra bu mezara gö
Nihat Ekinci - Gülen Hareketinden Paralel Örgüte

16.12.2014

Kürt gazetelere yönelik operasyonlar yapılarken “bunlar gazeteci değil teröristtir” diyen çevreler, bu günlerde Ahmet Şık gibi gazetecilerden “özür dileyenler” Gülen Hareketinden Paralel Örgüte Nihat Ekinci Gülen hareketi, F