BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Sizden Gelenler
Yayınlanma: 21 Şubat 2013

riza aydin23Şah İsmail’in Mahlası “Hatayi”

Rıza Aydın

Mahlas Alevi âşıklarının deyişlerinde kullandığı bir nevi imzalarıdır. Deyişi[1] söyleyen alevi ozan, yarattığı eserine kendi imzasını atıp, bu benim dercesine, deyişin (şiirin) son kıtasında kendi adını da anar; buna mahlas denir. Bu Alevi Tekke edebiyatının bir geleneğidir.

Alevi edebiyatında bazı ozanların (âşıkların) tarihsel süreç içinde mahlaslarını değiştirdikleri görülür. Bunun en çok bilinen örneği, 1826’da ki “Vakay-i Şerriye”[2] den sonra, Hacıbektaş’tan, Amasya’ya sürgün edilen, Hacıbektaş Postişini, Çelebi Hamdüllah Efendidir (1767- 1846). Hacı Bektaş Postişini olan, Çelebi Hamdüllah Efendi, Amasya’ya sürgün edilmeden önce “Hamdüllah” ya da “Hamdi” mahlasını kullanırken, Amasya’ya sürgün edildikten (yani 1827 yılından) sonra “Hasreti” mahlasını kullanır[3]. Yine ünlü Alevi ozanı Sıdkı Baba (1865-1928) da bir dönem “Pervana” mahlasını kullanırken, bir dönemden sonra da “Sıdkı” mahlasını kullanmıştır[4].

Alevi dünyasının tartışmasız en önemli, en etkili isimlerinden biri olan Şah İsmail (1487-1524) ise deyişlerinde sadece “HATAYİ” mahlasını kullanmıştır. Şah İsmail’in, ömrünün başından sonuna kadar, deyişlerinde kullandığı adı (Mahlası) yani deyişlerine attığı imza Hatayi’dir. Alevi dünyası ile ilgili, her şey üzerine bir tartışma olsa da bunun üzerine bir tartışmaz yoktur: Şah İsmail’in deyişlerinde kullandığı adı, mahlası, hiç tartışmasız Hatayi’dir[5].

Peki, hal böyleyse, Şah İsmail, Hatayi mahlasını nerden, nasıl almıştır. İşte bu konuda tartışma çoktur. Bu gün bir dostum arayıp bana bunu sordu, bende sürekli karşılaştığım bu soruya kısaca cevap vermek için, düşüncemi yazmaya karar verdim.

Bu konuda benim aklıma yatan en önemli tez, İsmail Onarlı’nın “Şah İsmail Biyografi’si” adlı, 2000 yılının, Temmuz ayında, Can Yayınlarından çıkan, -benim son derece önemseyip beğendiğim- kitabındaki görüşüdür. Ben Şah İsmail ile ilgili yazılan, romanlar da dâhil, bütün kitapları okudum, aklıma yatan bu oldu.

İsmail Onarlı söz konusu kitabında şöyle diyor: “İSMAİL’İN YOLA GİRİŞ CEMİ

Şeyh Haydar, oğlu İsmail’in doğumunun 7.inci günü sabahı Şamlu Hüseyin Bey’i yanına çağırtarak:

“Hüseyin Bey! Gerekli hazırlıklar yapılsın akşam Cem tutulacak” der.

Şamlu Hüseyin Bey:

“Şeyhim hayrola yine gelenler mi olacak ıraklardan dergâha?” diye sorar.

Şeyh Haydar:

“Yok! Beyzadem rüyamda Şah-ı Merdan Ali’yi gördüm. İsmail’in yedisinde ‘İkrar alma Erkânı’[6] yapılsın ‘Hakk Meydanı’na kabül edilsin” dedi. Bundan böyle İsmail’in hem Lala’sı olacaksın hem de Rehber’i olacaksın.”

Lala Şamlu Hüseyin Bey, ne diyeceğini bilemez. Ve Şeyh’ini dinlemeye epeyce divanda mühürlenmişçesine devam eder.

Şeyh Haydar:

Şimdi hemen kurbanlar tığlansın. Akşam lokmalar hazır olsun. Kurbanlardan bir tanesi; PAMİR yaylasının SHUGHNAN Karyesinden gelen İsmailî Dai Gulam Murtaza’nın Çin’in HITAY bölgesinden getirdiği mis keçilerinin erkek tekesini keseceksiniz. İkincisini ise; HATAY’ın Samandağı Karye’sinden NUSAYRİ Şeyhi Bünyamin El Fattullah’ın Hakkullah olarak getirdiği koçu keseceksiniz. Bu iki muhterem zat Cemimizin de baş konuklarıdır. Ona göre düzen tutula; Oniki hizmet sahipleri hariç sayacağım şu kırk kişilik Halife ve Beylerimiz; “Meydan Evi’nde[7] düzenlenecek ‘ikrâr Ayn-ı Cemi’nde gün batmadan hazır ola…” diye emirlerini verdi.

Şamlu Lala Hüseyin Bey ; Alemşah Begüm’ün altın sim işlemeli ipekli kundakla belediği ve boynuna oniki, lifli oniki renkli örgülü ip bağladığı İsmail’i kucağına almış bir vaziyette Cem Meydanı’na girer[8].

Gözcü; sopasını üç kez yere vurarak:

“Allah … Muhammed… Ya Ali!” der. Ve katara bir er geldiğini bildirir.

REHBER: Lala Hüseyin Bey:

“Hüüü … Erenler Şahı! Katara bir Er uzatıyorum” diyerek üç kez yüksek sesle tekrarlar.

Cemaattekiler hep beraber yere niyaz ederek; “Allah… Allah… Allah!” diyerek doğrulurlar.

Bu esnada bebek İsmail ağlıyor sanılarak Mürşidlik Makamındaki Şeh Haydar; kulağını kundağa doğru eğer. Aynı şekilde sağındaki Nusayrî Şeyhi ile solundaki İsmaili Dai de kulaklarını kundağa doğru kabartarak başlarını Şeyhin Kucağındaki İsmail’e eğerler.

İsmail onlarla birlikte salavat getirmektedir. Üçü birbirine bakarak duyduklarını tasdiklercesine başlarını öne sallarlar…

Üç kez salavattan sonra Mürşid; İsmail’in boynundaki ipi çözerek cemaate yüksek sesle:

“Bu eri! Hak-Muhamned-Ali yoluna alıyor! Katarına katıyoruz! Razımısınız, bu Masum-u Pak’dan!” diyerek üç kez tekrarlar. Cemaatta razılık anlamında üç kez yere niyaz edeler.

Mürşid; Kundağın tam orta yerine ipi bağlayarak ve “Allah- Muhammed- Ali!” diyerek ve üç düğüm atarak “Tığıbent” yapar...

Miraclama bittikten sonra, Lala Hüseyin Bey; İsmail’i kucağına alarak, Rehberi olarak O’nun adını ve Mürşidi Şeyh Haydar’a hitaben:

“Pirim olarak! Ben senden doğdum! Öyle ise bana bir yoleri adı koymak da sana düşer!” der.

Şeyh Haydar; dizlerinin üstüne doğrularak yüksek sesle, bir şeyh değil de bir hükümdar edasıyla:

“Muhammed-Ali soyundan Şeyh Safi yolağında İsmail’e öyle bir ad koyacağım ki, dünya durdukça hep anılacak” diyerek, sağındaki ve solundaki ulu zatlara bakarak, konuşmasına devam eder:

“Nuseyri Şeyhinin memleketi olan ‘HATAY’ ile İsmaili Dai’nin memleketi olan ‘HITAY’ın adlarını birleştirerek, İsmail’in ‘Tarikat Adı’nı O yerler anlamında ‘Hatayi’ koyuyorum. Bu iki mübarek insanı, Allah bugün için göndermiştir. Ve burada buluşturmuştur. Bu alâmet hayra işarettir ki İsmail doğmuştur. İsmail Hatayi ‘ŞAH’ olacak ve Kızılbaşların da, Hükümdarı olacaktır. Kuracağı “Kızılbaş Devleti[9]”nin sınırları da; Hatay’dan Hıtay’a kadar uzanacaktır… Hüü… Erenler…” demesiyle, cemaatte “Allah, Allah, Allah” uzunca bir karşılık verdiler.

Zakirler sazlarıyla ağırdan bir fon müziği çalmaya başladılar.”[10]    

Şah İsmail’in bütün hayatı boylunca kullandığı Mahlasın öyküsü böyle anlatılır bu kitapta. Benim bunca zamandır incelediğim tezler arasında aklıma yatanda budur. Şah İsmail’in hayatının bir dönemimde, başka bir mahlas kullanmış olup, sonrada bunu bir nedenden dolayı değiştirmiş olduğu vaki değildir. Bu yüzden söylenilen diğer yakıştırmaları asla doğru kabul edemeyiz[11].

Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Aşk ile. 20 Ocak 2013 Adana.

Rıza Aydın.



[1] Alevi ozanların söylediği şiirlere deyiş ya da nefes denir. Bunlarında çeşitli türleri vardır.

[2] Osmanlı Devletinde “Vakayi Hayriye” denilen, Yeni Çeri Ordusunun imha edildikten sonra Kızılbaşların kırılmasına yol açan şeye Aleviler “Vakayi Şerriye” derler.

[3] A. Celalettin Ulusoy, Pir Dergâhından Nefesler, sayfa 27. Rıza Aydın, Kaymak’ta şiir, söylence ve Efsaneler, Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Dergisi, sayı 58, yıl 2004, sayfa 67.

[4] Şeyh Cemalettin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkı Baba, yayın yılı 1984, Derleyip yayınlayan torunu Muhsin Gül.

[5] Şah İsmail, Safevi Devleti gibi önemli bir devletin kurucu padişahıdır. Bu devlet Akkuyunlu Devleti gibi önenlş bir devlet mirasının üzerine kurulmuş. Bu yüzden Şah İsmail’in şiirleri Safevi devletince basılmıştır. Faruk Sümer Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmelerinde Anadolu Türkmenlerinin Rolü adlı kitabında Şah İsmail’in Paris Milli kütüphanesinin 1541 tarihli elyazmalarından 12 şiirini kitabında yatınlar; bakınız sayfa 205. Şah İsmail bütün şiirlerinde Hatayi mahlasını kullanmıştır.

[6] Safevi yolağını anlatan Buyrukta, “Oğlan ikrarı alma”, “Kız ikrarı alma” ayrı bölümler halinde yazılmıştır yani böyle bir vardır. Fuat Bozkurt’un yayınladığı BUYRUK adlı kitabın 97 ile 100 inci sayfalarına bakınız.

[7] Alevi Cemlerine bu adda verilir.

[8] Cem evi Cemin yapıldığı mekânın genel adıdır. Meydan Cem evi içinde Dede, 12 hizmet sahipleri ile cemdeki hizmetleri, muhabbeti yürüten insanların oluşturduğu cem evi içindeki özel alana ise meydan denir.

[9] Şah İsmail’in önderliğinde kurulan Safevi Devletine kendileri “Kızılbaş devleti, Kızılbaş ülkesi, Kızılbaş ordusu, Kızılbaş padişahı” diyorlardı. Prof. Dr. Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü”, adlı kitabının önsözünde değindi bu konuyu kitabının 150. Sayfasında İskender Beğ-i Türkmen’in “Târih-i âlem ara-yi Abbasi” adlı eserine dayandırarak şöyle açıklıyor: “… Kızılbaş sözünü onlar övünerek taşıyorlardı. Bu deyim yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsurunu ifade etmiyor (Tavaif-i Kızılbaş, Pâdişâh-ı Kızılbaş, Ümerâ-yı Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş) onun kurduğu yaşattığı devlete ‘Devlet-i Kızılbaş’ ve hakim olduğu yere de ‘Ülke-i Kızılbaş’deniyordu.” F. Sümer’in “Türk unsuru” sözünü siz Türkmen olarak anlayın. O zamanlar Türkmenler tabiri, Avşarlar, Yörükler vb bir Oğuz boyundan bir gurubu ifade ediyordu, tarihi olarak o zamanlar Türk sözcüğü de Sünni Osmanlı devletinin taraftarlarını ifade ediyordu. A. Kazvini’nin “Sefavi Tarihi’nin” bir notunda “Devrif (1965) Orhan’dan gelen Türk kelimesini devlete bağlı olan halk ve izleyen olarak tanımlar.” deniyor.

[10] İsmail Onarlı, Şah İsmail Biyografi” İstanbul 2000, sayfa 19-24

[11] Hatayi sözcüğü ile ilgili Ferit Develioğlu’nun Lügatinde şunlar yazıyor: (A.İ yani Arapça isim): 1. Hatay kumaşı. 2. g.s. süslemede (teyzip) açılmış lotüsü andıran bir çiçek motifi, 3. tezipte, merkezini hatayi denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı. 4. güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kağıt cinsi. Hatayi: Hataya ait, Hatay ile ilgili. A. Celâlettin Ulusoy’da “Yedi Ulu’lar” adlı kitabında Hatayi sözcüğünün anlamı olarak sözlükteki bu anlamları vererek şöyle der: “Çiçek, çiçekle yapılan süsleme, Hint kumaşı anlamına gelen Hatayî mahlası konusunda çeşitli düşünceler ve söylentiler ileri sürülmüştür” der. Bakınız A. Celattin Ulusoy “Yedi Ulu’lar” sayfa, 31

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖNEMLİ AÇIKLAMA: 

Gomanweb Sitesi; düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi, evrensel basın-yayın ilkeleri çerçevesinde görüş bildirmek isteyen herkese açıktır. Yazıların içeriğinden yazı sahipleri sorumludur

YAYIN YÖNETMENİ

EN SON EKLENEN HABERLER

Tunceli Kışla Binası Harebeden Müzeye Dönecek

23.11.2014

Davutoğlu'nun Tunceli'ye Müjdesi; 'Dersim Müzesi' ve 'Munzur Üniversitesi'. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Dersim'de eski kışla müzeye dönüştürülecek ve adı da Dersim Müzesi olacak. 'milletimizinden BİR KEZ DAHA ÖZÜR DİLİYORUZ' B
İhsan Çaralan - 'Dersim açılımı' bir safsatadır!

23.11.2014

“1938 Dersim Katliamı” için Hükümet, “Dersimlilerden CHP özür dilemelidir” diye Erdoğan’ın “yalan yanlış bir özrü” ile başlatılan tartışmayı,”Bakın biz özür diledik CHP de dilemelidir” kampanyasına dönüştürm
Seyit Rıza, Berkin’in mezarında!

23.11.2014

Alevilik üzerine çalışmalarıyla tanınan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, AKP’nin “Alevi açılımı” ve “Dersim özrü” tartışmalarını gazetemize değerlendirdi. Alev
Namaz Kılabilir Miyim Hoca Efendi...???!!!

23.11.2014

- Hocam, malumunuz biz bazen bir ay dağda kalıyoruz. Üstümüzü değiştiremiyoruz. Bu şekilde namaz kılabilir miyiz hocammmm...??? Ses hafiften çatlak ve maganda tınısı var seste... Namaz Kılabilir Miyim Hoca Efendi...???!!! Sabah erken
Sorunu muhatapları ile çöz

23.11.2014

Hükümetin lütuf siyaseti izlediğini belirten Alevi kurumları, ‘Aleviler muhatap alınmadan Alevilik sorunları çözülemez’ dedi Başbakan Davutoğlu’nun bugün Dersim’e yapacağı ziyareti değerlendiren Alevi kurumları, AKP’nin lu
İnsanlığın Geleceği Var mı? Varsa Nasıl?

23.11.2014

Darboğaz (“Flaschenhals”) – İnsanlığın Geleceği Var mı? Varsa Nasıl? Bizler ve bizlerden sonra gelebilecek birkaç kuşak içinde insanlığın bir geleceğinin olup olmadığı sorusu bir cevap bulacaktır. Tarihte hiçbir kuşak bö
Onlar Suruç'talar; Bizleri de Çağırıyorlar

23.11.2014

Ayşe Günaysu'nun Röportajı “Suruç’un Kobané sınırına yakın küçük bir köyündeyiz. Kobané’den yeni gelmiş bir ailenin yerleştiği eve giriyoruz. 20 yaşlarında genç bir kadın çöküyor hemen yanımıza. Daha niçin gittiği
Av. Erdal Doğan; Özür Yüzleşmeyle Olur!

23.11.2014

Başbakan Davutoğlu’nun Dersim ziyaretini ve soykırıma ilişkin gazetemizde yayınlanan belgeyi değerlendiren Av. Erdal Doğan, hükümete ‘Alevileri inkardan vazgeçerek ve onların statü taleplerini yerine getirerek işe başlayın’ ça
Dengir Mir Mehmet Fırat -

23.11.2014

Öcalan’ın barış sürecinin devamında inkar edilemez bir rolü oldugunu da hep ifade ettim. Basit demogojiler ile söylediklerimi kendilerince degiştireceklerini zannedip, barış sürecini savunduklarını zannedenler "Havuz Medyası"Nın Ka
Cemaat operasyonu dediler, Alevi ve solcuları tasfiye ettiler'

23.11.2014

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, iddiaları gündeme getirdi CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Gülen cemaatine yönelik olduğu ileri sürülen operasyonda asıl hedefin Aleviler olduğunu iddia etti.CHP'li Veli Ağbaba konuyla ilgili, "
Kılıçdaroğlu'nun Kayınvalidesi Fatma Özdağ Vefat Etti

23.11.2014

CHPGenel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu'nun kayınvalidesi Fatma Özdağ hayatını kaybetti. Kılıçdaroğlu,KocaeliDerince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören kayınvalidesi Fatma Özdağ'ın hayatını kaybettiğiniErzurumBölge
Süryaniler ve Seyfo Toplantısına davetiye

23.11.2014

Süryaniler ve Seyfo Toplantısına davetiye Değerli Süryani Kardeşlerim, 13 Aralık 2014, Cumartesi günü, Bochum'da yapılacak olan Süryaniler ve Seyfo başlıklı kitabımın tanıtım toplantısına sizleri ve arkadaşlarınızı özel o
Dersim yalan ve hile değil somut adım istiyor

22.11.2014

Ahmet Davutoğlu’nun yarın Dersim’e yapmayı planladığı ziyaret ‘Alevi açılımı ilan edilecek, Dersim ismi iade edilecek’ propagandası eşliğinde günlerdir tartışılıyor. Başbakanın ziyaretini ve beklentilerini konuştuğumuz D
Hıdır Dulkadir - Dersim Halk Edebiyatından Örnekler

22.11.2014

Baharda kar altında çıkan kül rengi kumsal topraklara güneş vuruyor, buharlaşarak dumanlar tepeye doğru tırmanıyordu. O evin çardağında kürsüye oturur, sırtını duvara yaslardı. Hasan Arslan (Hese Fate) Kimdir? Hesê Kêk’in as
Stratejik Derinlikten Stratejik Beklentilerimiz…

22.11.2014

30 yıldır faaliyete geçirilemeyen OSB, TOKİ'nin yarattığı mağduriyet, tek un fabrikasının % 30 kapasiteyle çalışması, boşaltılan köyler, bitirilen tarım ve hayvancılık...Başbakan'ı beklerken işte eldekiler/ Tunceli EMEK Gazetes
Gülsen Feroğlu - Bavê min sen, Kobanê’ye savaşa gitmeden önce…

22.11.2014

Komünistlerin, devrimcilerin, Mustafa Suphiler, Deniz Gezmişler, Mazlum Doğanların, Paramaz Kızılbaşların idealleri uğruna ölümü göze almalarına “yazık ettiler hayatlarına… yla” değer mi biçtiniz, yine. Bavê min sen,Kobanê
Cemal Süreya'nın Ahmet Kaya'yla 1989'da yaptığı röportaj: Olmasaydı sonumuz böyle

22.11.2014

Ahmet Kaya: İnsan güzel yaşamalı, gelecekteki insanlara bir şeyler bırakmalı. Benim için güzel, paylaşmak ve kavgasız bölüşmektir... Cemal Süreya'nın Ahmet Kaya ile yaptığı röportaj 1989 yılına ait. Cemal Süreya röportajdan 1
Şeyhmus Diken - Zorla Kimlik İnşa Etmenin İflası

22.11.2014

Ercan Çağlayan kitabında arka plan Vilayat-ı Şarkiye (Kürdistan) ekseninde Diyarbekir’i masaya yatırmış. Zorla Kimlik İnşa Etmenin İflası Şeyhmus Diken Althusser’in “Devletin ideolojik ve baskı aygıtları” kavramsallığın
Ragıp Zarakolu - Hapisteki Yazarlar Günü

22.11.2014

Hapisteki Yazarlar Günü nedeniyle TYS, TYB ve PEN Türkiye Merkezi'nin düzenlediği ortaklaşa basın toplantısına katılım düşükmüş. Üzüldüm ama şaşırmadım. Çünkü ülkemde vakayı adiyeden yazarın hapiste olması! Hapisteki Ya
Ufuk Göllü - Saraylarla savaş kulübelerle barış

22.11.2014

Tayyip Erdoğan Başbakanlık’tan Cumhurbaşkanlığı’na terfi ettiğinde bu görev değişikliğinin anlamını büyütecek bir dizi söylem içerisinde oldu. Yandaş medya ve AKP kurmayları hep beraber başkanlık sisteminin avantajlarını s
Reyhan Yalçındağ - 3 Mirabel’den, Paris’de toprağa düşen 3 Can’a

22.11.2014

3 Mirabel’den sonra Paris’de katledilen Sevgili Sakine, Fidan ve Leyla gibi… 25 Kasım dolayısıyla tekrar alanlarda olmamızın nedeni, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadeleden de, devletlerin faşist zulümlerine karşı direnişt
Çalışma İzni Önündeki Engeller, Mültecilerin Sorunlarını Derinleştirmektedir

22.11.2014

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunda Suriyeli mültecilerin çalışma izinlerine ilişkin yaşanan tartışmalar üzerine MAZLUMDER Mülteci Hakları Merkezi aşağıdaki basın açıklamasını yapmıştır.   Suriye’de 2011 yılında başlay
Hüseyin Gazi Metin Dede - İslam Bizim Neremizde?

21.11.2014

İSLAM BİZİM NEREMİZDE? Hacı bilmem hoca bilmem,Beş vakit namazı kılmamRamazanda oruç olmamİslam bizim neremizde Çarşafım yok türbanım yokEhl-i sünnet fermanım yokArafat'ta kurbanım yokİslam bizim neremizde Cemimde yok sazımda y
Dersim Halk Meclisi Girişimi'nden Başbakanın Ziyareti Öncesi Basın Açıklaması

21.11.2014

Dersim Halk Meclisi Girişimi, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Pazar günü yapacağı ziyaret öncesinde beklentilerine yönelik bir basın toplantısı düzenledi. TunceliTicaret Ve Sanayi Odası toplantı salonundaki basın toplantısına Tunceli
Tunceli'nin Dağlarına Sedir Tohumları Ekiliyor

21.11.2014

Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü görevlileri, 25 ton sedir tohumunu, Hozat ilçesinde 300 hektar alanda toprakla buluşturuyor Orman İşletme Müdürü Yüksel: "300 hektarlık alandaki sedir karpeli ekimi, Tunceli'de ve Doğu Anadolu bölges
Tunceli'nin İlk Halk Pazarı Açıldı

21.11.2014

Tunceli Belediyesi tarafından Atatürk Mahallesi’nde yapımına başlanan kapalı otopark ve yarı açık pazar alanı hizmete açıldı. Tesiste bulunan otoparktan 76 araç faydalanabilecek. 68 pazarcı için ayrılmış pazar alanında 4 engelli
Kılıçdaroğlu 'Dersim'de CHP değil devlet özür dilemeli'

21.11.2014

Kılıçdaroğlu 'Dersim'de CHP değil devlet özür dilemeli' dedi, Özal'ı örnek gösterdi Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden Cumhuriyet gazetesi yazarıCan Dündar, CHP Genel Başkanı’nın Dersim katliamıyla ilgili CHP’nin devletin
Resul Erenler - Pir Seyit Riza’ya Saldırmak Senin Haddine mi?

21.11.2014

77 yıldır Dersimlilerin yüreklerinde kor gibi yanan bu acıyı, siz burjuva partileri dindirmesiniz. Siz ancak onu, siyaset malzemesi yapıp, acının istismarı üzerinde iktidarınızı garantiye almanın hesaplarını yaparsınız. Pir Seyit R
Adil Okay - Valizini Karısına Hazırlatan Erkek ‘Faşist’ Sayılır Mı?!

21.11.2014

12 Eylül darbesinden sonra birçok eski solcu ne yazık ki aslına döndü. Lümpenleşti. Alkol masası solcusu oldu. Bunların kadın sorununa ve bu konudaki yazılara - çalışmalara küçümseyici bakmalarının, değişime direnmelerinin neden
İ. Cem Özkan - Mukaddes Gezmiş hep oğlu ile yaşayacak!

21.11.2014

Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun bir neferi, önderi, yoldaşı Deniz Gezmiş bir 6 Mayıs sabahı aramızdan ayrıldı, ona ilk nefesinde şahitlik eden, son nefesini kendi nefesine katan annesi 20 Kasım günü oğlu ile buluştu... Mukaddes