BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Sizden Gelenler
Yayınlanma: 21 Şubat 2013

riza aydin23Şah İsmail’in Mahlası “Hatayi”

Rıza Aydın

Mahlas Alevi âşıklarının deyişlerinde kullandığı bir nevi imzalarıdır. Deyişi[1] söyleyen alevi ozan, yarattığı eserine kendi imzasını atıp, bu benim dercesine, deyişin (şiirin) son kıtasında kendi adını da anar; buna mahlas denir. Bu Alevi Tekke edebiyatının bir geleneğidir.

Alevi edebiyatında bazı ozanların (âşıkların) tarihsel süreç içinde mahlaslarını değiştirdikleri görülür. Bunun en çok bilinen örneği, 1826’da ki “Vakay-i Şerriye”[2] den sonra, Hacıbektaş’tan, Amasya’ya sürgün edilen, Hacıbektaş Postişini, Çelebi Hamdüllah Efendidir (1767- 1846). Hacı Bektaş Postişini olan, Çelebi Hamdüllah Efendi, Amasya’ya sürgün edilmeden önce “Hamdüllah” ya da “Hamdi” mahlasını kullanırken, Amasya’ya sürgün edildikten (yani 1827 yılından) sonra “Hasreti” mahlasını kullanır[3]. Yine ünlü Alevi ozanı Sıdkı Baba (1865-1928) da bir dönem “Pervana” mahlasını kullanırken, bir dönemden sonra da “Sıdkı” mahlasını kullanmıştır[4].

Alevi dünyasının tartışmasız en önemli, en etkili isimlerinden biri olan Şah İsmail (1487-1524) ise deyişlerinde sadece “HATAYİ” mahlasını kullanmıştır. Şah İsmail’in, ömrünün başından sonuna kadar, deyişlerinde kullandığı adı (Mahlası) yani deyişlerine attığı imza Hatayi’dir. Alevi dünyası ile ilgili, her şey üzerine bir tartışma olsa da bunun üzerine bir tartışmaz yoktur: Şah İsmail’in deyişlerinde kullandığı adı, mahlası, hiç tartışmasız Hatayi’dir[5].

Peki, hal böyleyse, Şah İsmail, Hatayi mahlasını nerden, nasıl almıştır. İşte bu konuda tartışma çoktur. Bu gün bir dostum arayıp bana bunu sordu, bende sürekli karşılaştığım bu soruya kısaca cevap vermek için, düşüncemi yazmaya karar verdim.

Bu konuda benim aklıma yatan en önemli tez, İsmail Onarlı’nın “Şah İsmail Biyografi’si” adlı, 2000 yılının, Temmuz ayında, Can Yayınlarından çıkan, -benim son derece önemseyip beğendiğim- kitabındaki görüşüdür. Ben Şah İsmail ile ilgili yazılan, romanlar da dâhil, bütün kitapları okudum, aklıma yatan bu oldu.

İsmail Onarlı söz konusu kitabında şöyle diyor: “İSMAİL’İN YOLA GİRİŞ CEMİ

Şeyh Haydar, oğlu İsmail’in doğumunun 7.inci günü sabahı Şamlu Hüseyin Bey’i yanına çağırtarak:

“Hüseyin Bey! Gerekli hazırlıklar yapılsın akşam Cem tutulacak” der.

Şamlu Hüseyin Bey:

“Şeyhim hayrola yine gelenler mi olacak ıraklardan dergâha?” diye sorar.

Şeyh Haydar:

“Yok! Beyzadem rüyamda Şah-ı Merdan Ali’yi gördüm. İsmail’in yedisinde ‘İkrar alma Erkânı’[6] yapılsın ‘Hakk Meydanı’na kabül edilsin” dedi. Bundan böyle İsmail’in hem Lala’sı olacaksın hem de Rehber’i olacaksın.”

Lala Şamlu Hüseyin Bey, ne diyeceğini bilemez. Ve Şeyh’ini dinlemeye epeyce divanda mühürlenmişçesine devam eder.

Şeyh Haydar:

Şimdi hemen kurbanlar tığlansın. Akşam lokmalar hazır olsun. Kurbanlardan bir tanesi; PAMİR yaylasının SHUGHNAN Karyesinden gelen İsmailî Dai Gulam Murtaza’nın Çin’in HITAY bölgesinden getirdiği mis keçilerinin erkek tekesini keseceksiniz. İkincisini ise; HATAY’ın Samandağı Karye’sinden NUSAYRİ Şeyhi Bünyamin El Fattullah’ın Hakkullah olarak getirdiği koçu keseceksiniz. Bu iki muhterem zat Cemimizin de baş konuklarıdır. Ona göre düzen tutula; Oniki hizmet sahipleri hariç sayacağım şu kırk kişilik Halife ve Beylerimiz; “Meydan Evi’nde[7] düzenlenecek ‘ikrâr Ayn-ı Cemi’nde gün batmadan hazır ola…” diye emirlerini verdi.

Şamlu Lala Hüseyin Bey ; Alemşah Begüm’ün altın sim işlemeli ipekli kundakla belediği ve boynuna oniki, lifli oniki renkli örgülü ip bağladığı İsmail’i kucağına almış bir vaziyette Cem Meydanı’na girer[8].

Gözcü; sopasını üç kez yere vurarak:

“Allah … Muhammed… Ya Ali!” der. Ve katara bir er geldiğini bildirir.

REHBER: Lala Hüseyin Bey:

“Hüüü … Erenler Şahı! Katara bir Er uzatıyorum” diyerek üç kez yüksek sesle tekrarlar.

Cemaattekiler hep beraber yere niyaz ederek; “Allah… Allah… Allah!” diyerek doğrulurlar.

Bu esnada bebek İsmail ağlıyor sanılarak Mürşidlik Makamındaki Şeh Haydar; kulağını kundağa doğru eğer. Aynı şekilde sağındaki Nusayrî Şeyhi ile solundaki İsmaili Dai de kulaklarını kundağa doğru kabartarak başlarını Şeyhin Kucağındaki İsmail’e eğerler.

İsmail onlarla birlikte salavat getirmektedir. Üçü birbirine bakarak duyduklarını tasdiklercesine başlarını öne sallarlar…

Üç kez salavattan sonra Mürşid; İsmail’in boynundaki ipi çözerek cemaate yüksek sesle:

“Bu eri! Hak-Muhamned-Ali yoluna alıyor! Katarına katıyoruz! Razımısınız, bu Masum-u Pak’dan!” diyerek üç kez tekrarlar. Cemaatta razılık anlamında üç kez yere niyaz edeler.

Mürşid; Kundağın tam orta yerine ipi bağlayarak ve “Allah- Muhammed- Ali!” diyerek ve üç düğüm atarak “Tığıbent” yapar...

Miraclama bittikten sonra, Lala Hüseyin Bey; İsmail’i kucağına alarak, Rehberi olarak O’nun adını ve Mürşidi Şeyh Haydar’a hitaben:

“Pirim olarak! Ben senden doğdum! Öyle ise bana bir yoleri adı koymak da sana düşer!” der.

Şeyh Haydar; dizlerinin üstüne doğrularak yüksek sesle, bir şeyh değil de bir hükümdar edasıyla:

“Muhammed-Ali soyundan Şeyh Safi yolağında İsmail’e öyle bir ad koyacağım ki, dünya durdukça hep anılacak” diyerek, sağındaki ve solundaki ulu zatlara bakarak, konuşmasına devam eder:

“Nuseyri Şeyhinin memleketi olan ‘HATAY’ ile İsmaili Dai’nin memleketi olan ‘HITAY’ın adlarını birleştirerek, İsmail’in ‘Tarikat Adı’nı O yerler anlamında ‘Hatayi’ koyuyorum. Bu iki mübarek insanı, Allah bugün için göndermiştir. Ve burada buluşturmuştur. Bu alâmet hayra işarettir ki İsmail doğmuştur. İsmail Hatayi ‘ŞAH’ olacak ve Kızılbaşların da, Hükümdarı olacaktır. Kuracağı “Kızılbaş Devleti[9]”nin sınırları da; Hatay’dan Hıtay’a kadar uzanacaktır… Hüü… Erenler…” demesiyle, cemaatte “Allah, Allah, Allah” uzunca bir karşılık verdiler.

Zakirler sazlarıyla ağırdan bir fon müziği çalmaya başladılar.”[10]    

Şah İsmail’in bütün hayatı boylunca kullandığı Mahlasın öyküsü böyle anlatılır bu kitapta. Benim bunca zamandır incelediğim tezler arasında aklıma yatanda budur. Şah İsmail’in hayatının bir dönemimde, başka bir mahlas kullanmış olup, sonrada bunu bir nedenden dolayı değiştirmiş olduğu vaki değildir. Bu yüzden söylenilen diğer yakıştırmaları asla doğru kabul edemeyiz[11].

Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Aşk ile. 20 Ocak 2013 Adana.

Rıza Aydın.



[1] Alevi ozanların söylediği şiirlere deyiş ya da nefes denir. Bunlarında çeşitli türleri vardır.

[2] Osmanlı Devletinde “Vakayi Hayriye” denilen, Yeni Çeri Ordusunun imha edildikten sonra Kızılbaşların kırılmasına yol açan şeye Aleviler “Vakayi Şerriye” derler.

[3] A. Celalettin Ulusoy, Pir Dergâhından Nefesler, sayfa 27. Rıza Aydın, Kaymak’ta şiir, söylence ve Efsaneler, Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Dergisi, sayı 58, yıl 2004, sayfa 67.

[4] Şeyh Cemalettin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkı Baba, yayın yılı 1984, Derleyip yayınlayan torunu Muhsin Gül.

[5] Şah İsmail, Safevi Devleti gibi önemli bir devletin kurucu padişahıdır. Bu devlet Akkuyunlu Devleti gibi önenlş bir devlet mirasının üzerine kurulmuş. Bu yüzden Şah İsmail’in şiirleri Safevi devletince basılmıştır. Faruk Sümer Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmelerinde Anadolu Türkmenlerinin Rolü adlı kitabında Şah İsmail’in Paris Milli kütüphanesinin 1541 tarihli elyazmalarından 12 şiirini kitabında yatınlar; bakınız sayfa 205. Şah İsmail bütün şiirlerinde Hatayi mahlasını kullanmıştır.

[6] Safevi yolağını anlatan Buyrukta, “Oğlan ikrarı alma”, “Kız ikrarı alma” ayrı bölümler halinde yazılmıştır yani böyle bir vardır. Fuat Bozkurt’un yayınladığı BUYRUK adlı kitabın 97 ile 100 inci sayfalarına bakınız.

[7] Alevi Cemlerine bu adda verilir.

[8] Cem evi Cemin yapıldığı mekânın genel adıdır. Meydan Cem evi içinde Dede, 12 hizmet sahipleri ile cemdeki hizmetleri, muhabbeti yürüten insanların oluşturduğu cem evi içindeki özel alana ise meydan denir.

[9] Şah İsmail’in önderliğinde kurulan Safevi Devletine kendileri “Kızılbaş devleti, Kızılbaş ülkesi, Kızılbaş ordusu, Kızılbaş padişahı” diyorlardı. Prof. Dr. Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü”, adlı kitabının önsözünde değindi bu konuyu kitabının 150. Sayfasında İskender Beğ-i Türkmen’in “Târih-i âlem ara-yi Abbasi” adlı eserine dayandırarak şöyle açıklıyor: “… Kızılbaş sözünü onlar övünerek taşıyorlardı. Bu deyim yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsurunu ifade etmiyor (Tavaif-i Kızılbaş, Pâdişâh-ı Kızılbaş, Ümerâ-yı Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş) onun kurduğu yaşattığı devlete ‘Devlet-i Kızılbaş’ ve hakim olduğu yere de ‘Ülke-i Kızılbaş’deniyordu.” F. Sümer’in “Türk unsuru” sözünü siz Türkmen olarak anlayın. O zamanlar Türkmenler tabiri, Avşarlar, Yörükler vb bir Oğuz boyundan bir gurubu ifade ediyordu, tarihi olarak o zamanlar Türk sözcüğü de Sünni Osmanlı devletinin taraftarlarını ifade ediyordu. A. Kazvini’nin “Sefavi Tarihi’nin” bir notunda “Devrif (1965) Orhan’dan gelen Türk kelimesini devlete bağlı olan halk ve izleyen olarak tanımlar.” deniyor.

[10] İsmail Onarlı, Şah İsmail Biyografi” İstanbul 2000, sayfa 19-24

[11] Hatayi sözcüğü ile ilgili Ferit Develioğlu’nun Lügatinde şunlar yazıyor: (A.İ yani Arapça isim): 1. Hatay kumaşı. 2. g.s. süslemede (teyzip) açılmış lotüsü andıran bir çiçek motifi, 3. tezipte, merkezini hatayi denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı. 4. güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kağıt cinsi. Hatayi: Hataya ait, Hatay ile ilgili. A. Celâlettin Ulusoy’da “Yedi Ulu’lar” adlı kitabında Hatayi sözcüğünün anlamı olarak sözlükteki bu anlamları vererek şöyle der: “Çiçek, çiçekle yapılan süsleme, Hint kumaşı anlamına gelen Hatayî mahlası konusunda çeşitli düşünceler ve söylentiler ileri sürülmüştür” der. Bakınız A. Celattin Ulusoy “Yedi Ulu’lar” sayfa, 31

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Dersim'de Lice İçin Protesto Eylemi

20.08.2014

DBP’den Lice Protestosu Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Örgütü, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde çıkan ve 1 kişinin öldüğü olayları, kent merkezinde yol kesip oturma eylemi yaparak protesto etti. Demokratik Bölgeler Partisi (DB
Mazgirt’e Hüseyin Cevahir Parkı

20.08.2014

14.Munzur Doğa ve Kültür Festivali Mazgirt Proğramı 1971'de Maltepe-İstanbul'da Mahir Çayan ile Birlikte Vurularak Yaşam Hakı Elinden Alınan Mazgirtli Canımız Devrimci HÜSEYİN CEVAHİR Adına Mazgirt Belediye Başk. Tekin Türkel Tara
Demirtaş'ın seçim başarısı ve Lice'deki heykel gerilimi

20.08.2014

Demirtaş'ın seçim başarısı ve Lice'deki heykel gerilimi Hakan Aksay Barış Süreci, 2012 yılının sonlarından bu yana - yavaş bir tempoda ve yasal güvenceleri oluşturulmamış olsa da - devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı seçiml
Yazarımız M. Serhat Polatsoy tahliye edildi

20.08.2014

Serhat Polatsoy tahliye edildi Polis baskısı sonucu alınan gizli tanık ifadesi ve polis komplosu ile bir yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutulan Kürt siyasetçi ve kronik ciğer hastası tutsak Mehmet Serhat Polatsoy tahliye edildi. Di
Necdet Saraç'ın Yurt gazetesindeki işine son verildi

20.08.2014

Necdet Saraç'ın Yurt gazetesindeki işine son verildi. Basına ve Kamuoyuna Türkiye’de basın özgürlüğü her geçen gün gerilere gidiyor. Özellikle son on yılda bu konuda yapılan baskılar dünya gündeminde de yer almıştır. Paris m
Resul Erenler - Ucube Devlet Zihniyeti Heykel Yikti!

20.08.2014

Ucube Devlet Zihniyeti Heykel Yikti! Resul Erenler Kürdüstandaki; haksızlığa, sömürüye halkın tüm ahlaki değerlerine, asimlasyoncu ve inkarci yaklaşımına karşı: 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli baskını devrimci bir başkaldır
İsrail devletinin Filistin halkını yoketme üzerine notlar

20.08.2014

Irkçı Siyonist ve faşist İsrail devletinin Filistin halkını sistematik olarak yoketme ve kalanını anayurdundan kaçırma eylemleri üzerine notlar Henüz İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırıları sürerken kaleme almış olduğum bir ö
Ahmet Kahraman - İslam ve Barzani’nin bağdaşı!..

20.08.2014

İslam ve Barzani’nin bağdaşı!.. Ahmet Kahraman Batı dünyası İslam terörünü dillendirdiğinde, kendi kendine savunma görevi veren Recep Tayyip Erdoğan, “bu İslamofobi, iftiradır, İslam'da terör yoktu" diyordu. Oysa, henüz Fran
Dersim'de baraj inşaatında iş makinaları ateşe verildi

19.08.2014

Dersim'de baraj inşaatı yolunu yapan özel bir şirkete ait 6 iş makinesinin gerillalar tarafından ateşe verildiği iddia edildi.  Alınan bilgilere göre Nazımiye ile Karakoçan arasında saat 20'de bir grup HPG gerillası Peri
HDK Elazığ bileşenleri Şengal'e dikkat çekti

19.08.2014

HDK Elazığ bileşenleri Şengal'e dikkat çekti HDK Elazığ bileşenleri Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere dikkat çekmek için Postane Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. "Ortadoğu yine emperyalist güçlerin eliyle kan deryasına çevr
Tahir Canan - Sotes-Dikili, Kamp Günleri

19.08.2014

Sotes-Dikili, Kamp Günleri Tahir Canan Ben, bu kamp yaşamına, ikinci defa katılmış oldum. Emek Gençliğinin düzenlediği Uluslararası gençlik kampı Gençlerin cıvıltılarıyla, yeni dünyanın yaratılması için belki bir ilk adımdı
Gogol’ün Paltosu – Mihri Belli’nin 90 Yaşı Vesilesiyle

19.08.2014

Gogol’ün Paltosu – Mihri Belli’nin 90 Yaşı Vesilesiyle “Hepimiz Gogol’ün paltosundan çıktık” Dostoyevski Mihri Belli’yi ilk gördüğüm yıl 1968’dir. Yani 38 yıl geçmiş. Demek ki, o zamanlar 52 yaşındaymış. Yani be
Paralel Cumhur Baskani, paralel hukumeti

19.08.2014

Paralel Cumhur Baskani, paralel hukumeti Ali Kınalı Emperyalizme paralel bir iktidar oldugundan yillardir hukumet eden AKP nin kendi ekseninde yurumemis olanlara karsi savas verdigi yeni bir sey degil. Fakat AKP iktidari bu tutumu aliskanlik hali
İsmail Beşikçi - Şeyh Ahmet

19.08.2014

Şeyh Ahmet İsmail Beşikçi 1962-1964 yılları arasında  askerlik yaptım.  Yd. Sb. Piyade Okulu İstanbul’da Tuzla’daydı.  Kıta hizmeti Bitlis’de geçti. 1963 yılı yaz aylarında, Bitlis’deki 34. Piyade Alayı’ndan
KCK'den Lice açıklaması: AKP ateşle oynuyor

19.08.2014

KCK'den Lice açıklaması: AKP ateşle oynuyor KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Lice'de bir kişinin hayatını kaybettiği asker saldırısına sert tepki göstererek, "Açıktır ki AKP, ateşle oynamaktadır" dedi. KCK, AKP'yi "bu tehlik
Mehmet Çobanoğlu - Duhok’lu Çocuk

19.08.2014

Duhok’lu Çocuk Toprağı delik deşik Yerlerde Acısı boy veren Bedeninden Kafası kesilmiş Yanağında gülümsemeleri Katledilen Ölümün ellerine Sürekli kanı dökülen Boncuk gözlü Duhok’lu çocuk Çeteler bir simsiyah zama
Cemil Gündoğan - Ortadoğu’nun Ufalanma Süreci

19.08.2014

Ortadoğu’nun Ufalanma Süreci   Cemaatleşme   Cemil Gündoğan   IŞİD’in Musul’u işgali, Ortadoğu’daki gelişmeleri hızlandırdı. Bir süre öncesine kadar fantezi olarak nitelenip bir kenara bırakılan senary
Tunceli'deki Yangın Kontrol Altına Alındı

18.08.2014

Tunceli'de çıkan orman yangını kontrol altına alınırken, yangının çıktığı bölgede soğutma çalışmaları sürüyor. Tunceli'nin Pülümür ilçesine bağlı Sağlamtaş köyünde dün öğle saatlerinde başlayan ve rüzgarın da et
Tunceli'de Mavi Kapak Toplama Kampanyası Başlatıldı

18.08.2014

Tunceli Belediyesi ve Bedensel Engelliler Derneği Tunceli Şubesi tarafından Mavi kapak toplama kampanyası başlatıldı. Bedensel Engelliler Derneği üyelerinden Orhan Çiçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kargo maliyetini karşılaya
Bargini’de 1938 yılında katledilenler için anma düzenlendi

18.08.2014

Tunceli’nin Hozat İlçesi’ne bağlı Karabakır (Bargini) Köyü’nde 1938 yılında katledilenler için anma düzenlendi.   14 Ağustos 1938 tarihinde Ağuiçen Ocağı’na mensup iki aileden 26 kişinin katledildiği Bargini Köyü’
CHP’nin Kemalizm’le imtihanı

18.08.2014

CHP’nin Kemalizm’le imtihanı Namık Çınar         Bir önceki yazımda “CHP’de sahici bir dönüşüm yapmak isteniyorsa, işe ulusalcılardan kurtulmaktan başlanmalıdır” demiş, yerim kalmadığı
Yeni Türkiye Yeni Anlayışla Olur

18.08.2014

Yeni Türkiye Yeni Anlayışla Olur Nihat Ekinci 10 Ağustosta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP’nin adayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan halktan doğrudan almış olduğu %52’lik oy oranı ile seçimin galibi çıktı ve 12. Cu
Ragıp Zarakolu- Artık bahane kalmadı

18.08.2014

Artık bahane kalmadı Ragıp ZARAKOLU Recep Tayyip Erdoğan artık Devlet Başkanı. Devlet Bahçeli ise oylarını AKP’ye kaptırdı. Artık Devlet Erdoğan. Erdoğan ise Devlet. İkisi aynılaştı. Tek ve bir. Tekbir ya Serok! Öyle ya, başa
Kamer Söylemez - Kotî ra ameyîme kotî!

18.08.2014

Kotî ra ameyîme kotî! Kamer Söylemez Tarîx de kurdan her tim verva jûvînî da pêro. Tarîxê kurdan de jûyenî çîna, “birakujiye” esta. Bakur de nî 30 serranê peyenan de bi hezaran qorucu vejayî, verva şarê kewtî herb. Qorucî
Ovacık Munzur Baba Cem Evi Açılışına Davet

18.08.2014

Davatiye kartımızdır.. Sevgili dersim genelinde yaşayan onurlu dersim halkımıza ,ayırım yapmadan bütün kurumlarımız, dersim genelindeki bütün belediye başkanlarımız.. Havada uçan turnalarımızdan tutunda  kekliklerimiz-kuşla
Golanlı Bego Demir (Temir) Vefat Etmiştir

18.08.2014

Golanlı Bego Demir (Temir) Vefat Etmiştir Facebook üzerinden paylaşılan mesajlardan; Golanlı Bego Demir’in (Bego Temir) vefat ettiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Paylaşılan mesajlar aşağıya kopyalanmıştır. Vefat eden
'Munzur Vadisi UNESCO geçici listesine girsin'

17.08.2014

Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi, Dersim’de baraj tehdidi ile karşı karşıya olan evrensel kültürel ve doğal değerlere sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair S
Dersim'de toplu mezarın üstünde Düğün Salonu işletiliyor

17.08.2014

Dersimliler toplu mezarın bulunduğu CHP'li Pülümür Belediyesi'ne karşı harekete geçmeye hazırlanıyor... Dersim'in Pülümür İlçesinde CHP’li belediye Dersim Katliamı'nda yaşamını yitiren 26 kişinin gömülü bulunduğu toplu me
Dersimliler Êzidî milletvekili Daxil'i ziyaret etti

17.08.2014

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) yöneticileri sanatçı Ferhat Tunç, Hüseyin Ayrılmaz, Selman Yeşilgöz, Şair Nesimi Aday ile Pertekliler Dernek Başkanı Nihat Öz, helikopter kazasında yaralandıktan sonra tedavisi İstanbul'da devam ed
Bir “Praksis Antropolojisi” İçin

17.08.2014

BİR “PRAKSİS ANTROPOLOJİSİ” İÇİN[1] SİBEL ÖZBUDUN “Harekete geçmeyenler, kendilerini bağlayan zincirleri fark edemezler.”[2] Antropoloji ile iktisat disiplinleri arasındaki ilişkiler, nedendir bilinmez, bir hayli zaaflı ol