BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Sizden Gelenler
Yayınlanma: 21 Şubat 2013

riza aydin23Şah İsmail’in Mahlası “Hatayi”

Rıza Aydın

Mahlas Alevi âşıklarının deyişlerinde kullandığı bir nevi imzalarıdır. Deyişi[1] söyleyen alevi ozan, yarattığı eserine kendi imzasını atıp, bu benim dercesine, deyişin (şiirin) son kıtasında kendi adını da anar; buna mahlas denir. Bu Alevi Tekke edebiyatının bir geleneğidir.

Alevi edebiyatında bazı ozanların (âşıkların) tarihsel süreç içinde mahlaslarını değiştirdikleri görülür. Bunun en çok bilinen örneği, 1826’da ki “Vakay-i Şerriye”[2] den sonra, Hacıbektaş’tan, Amasya’ya sürgün edilen, Hacıbektaş Postişini, Çelebi Hamdüllah Efendidir (1767- 1846). Hacı Bektaş Postişini olan, Çelebi Hamdüllah Efendi, Amasya’ya sürgün edilmeden önce “Hamdüllah” ya da “Hamdi” mahlasını kullanırken, Amasya’ya sürgün edildikten (yani 1827 yılından) sonra “Hasreti” mahlasını kullanır[3]. Yine ünlü Alevi ozanı Sıdkı Baba (1865-1928) da bir dönem “Pervana” mahlasını kullanırken, bir dönemden sonra da “Sıdkı” mahlasını kullanmıştır[4].

Alevi dünyasının tartışmasız en önemli, en etkili isimlerinden biri olan Şah İsmail (1487-1524) ise deyişlerinde sadece “HATAYİ” mahlasını kullanmıştır. Şah İsmail’in, ömrünün başından sonuna kadar, deyişlerinde kullandığı adı (Mahlası) yani deyişlerine attığı imza Hatayi’dir. Alevi dünyası ile ilgili, her şey üzerine bir tartışma olsa da bunun üzerine bir tartışmaz yoktur: Şah İsmail’in deyişlerinde kullandığı adı, mahlası, hiç tartışmasız Hatayi’dir[5].

Peki, hal böyleyse, Şah İsmail, Hatayi mahlasını nerden, nasıl almıştır. İşte bu konuda tartışma çoktur. Bu gün bir dostum arayıp bana bunu sordu, bende sürekli karşılaştığım bu soruya kısaca cevap vermek için, düşüncemi yazmaya karar verdim.

Bu konuda benim aklıma yatan en önemli tez, İsmail Onarlı’nın “Şah İsmail Biyografi’si” adlı, 2000 yılının, Temmuz ayında, Can Yayınlarından çıkan, -benim son derece önemseyip beğendiğim- kitabındaki görüşüdür. Ben Şah İsmail ile ilgili yazılan, romanlar da dâhil, bütün kitapları okudum, aklıma yatan bu oldu.

İsmail Onarlı söz konusu kitabında şöyle diyor: “İSMAİL’İN YOLA GİRİŞ CEMİ

Şeyh Haydar, oğlu İsmail’in doğumunun 7.inci günü sabahı Şamlu Hüseyin Bey’i yanına çağırtarak:

“Hüseyin Bey! Gerekli hazırlıklar yapılsın akşam Cem tutulacak” der.

Şamlu Hüseyin Bey:

“Şeyhim hayrola yine gelenler mi olacak ıraklardan dergâha?” diye sorar.

Şeyh Haydar:

“Yok! Beyzadem rüyamda Şah-ı Merdan Ali’yi gördüm. İsmail’in yedisinde ‘İkrar alma Erkânı’[6] yapılsın ‘Hakk Meydanı’na kabül edilsin” dedi. Bundan böyle İsmail’in hem Lala’sı olacaksın hem de Rehber’i olacaksın.”

Lala Şamlu Hüseyin Bey, ne diyeceğini bilemez. Ve Şeyh’ini dinlemeye epeyce divanda mühürlenmişçesine devam eder.

Şeyh Haydar:

Şimdi hemen kurbanlar tığlansın. Akşam lokmalar hazır olsun. Kurbanlardan bir tanesi; PAMİR yaylasının SHUGHNAN Karyesinden gelen İsmailî Dai Gulam Murtaza’nın Çin’in HITAY bölgesinden getirdiği mis keçilerinin erkek tekesini keseceksiniz. İkincisini ise; HATAY’ın Samandağı Karye’sinden NUSAYRİ Şeyhi Bünyamin El Fattullah’ın Hakkullah olarak getirdiği koçu keseceksiniz. Bu iki muhterem zat Cemimizin de baş konuklarıdır. Ona göre düzen tutula; Oniki hizmet sahipleri hariç sayacağım şu kırk kişilik Halife ve Beylerimiz; “Meydan Evi’nde[7] düzenlenecek ‘ikrâr Ayn-ı Cemi’nde gün batmadan hazır ola…” diye emirlerini verdi.

Şamlu Lala Hüseyin Bey ; Alemşah Begüm’ün altın sim işlemeli ipekli kundakla belediği ve boynuna oniki, lifli oniki renkli örgülü ip bağladığı İsmail’i kucağına almış bir vaziyette Cem Meydanı’na girer[8].

Gözcü; sopasını üç kez yere vurarak:

“Allah … Muhammed… Ya Ali!” der. Ve katara bir er geldiğini bildirir.

REHBER: Lala Hüseyin Bey:

“Hüüü … Erenler Şahı! Katara bir Er uzatıyorum” diyerek üç kez yüksek sesle tekrarlar.

Cemaattekiler hep beraber yere niyaz ederek; “Allah… Allah… Allah!” diyerek doğrulurlar.

Bu esnada bebek İsmail ağlıyor sanılarak Mürşidlik Makamındaki Şeh Haydar; kulağını kundağa doğru eğer. Aynı şekilde sağındaki Nusayrî Şeyhi ile solundaki İsmaili Dai de kulaklarını kundağa doğru kabartarak başlarını Şeyhin Kucağındaki İsmail’e eğerler.

İsmail onlarla birlikte salavat getirmektedir. Üçü birbirine bakarak duyduklarını tasdiklercesine başlarını öne sallarlar…

Üç kez salavattan sonra Mürşid; İsmail’in boynundaki ipi çözerek cemaate yüksek sesle:

“Bu eri! Hak-Muhamned-Ali yoluna alıyor! Katarına katıyoruz! Razımısınız, bu Masum-u Pak’dan!” diyerek üç kez tekrarlar. Cemaatta razılık anlamında üç kez yere niyaz edeler.

Mürşid; Kundağın tam orta yerine ipi bağlayarak ve “Allah- Muhammed- Ali!” diyerek ve üç düğüm atarak “Tığıbent” yapar...

Miraclama bittikten sonra, Lala Hüseyin Bey; İsmail’i kucağına alarak, Rehberi olarak O’nun adını ve Mürşidi Şeyh Haydar’a hitaben:

“Pirim olarak! Ben senden doğdum! Öyle ise bana bir yoleri adı koymak da sana düşer!” der.

Şeyh Haydar; dizlerinin üstüne doğrularak yüksek sesle, bir şeyh değil de bir hükümdar edasıyla:

“Muhammed-Ali soyundan Şeyh Safi yolağında İsmail’e öyle bir ad koyacağım ki, dünya durdukça hep anılacak” diyerek, sağındaki ve solundaki ulu zatlara bakarak, konuşmasına devam eder:

“Nuseyri Şeyhinin memleketi olan ‘HATAY’ ile İsmaili Dai’nin memleketi olan ‘HITAY’ın adlarını birleştirerek, İsmail’in ‘Tarikat Adı’nı O yerler anlamında ‘Hatayi’ koyuyorum. Bu iki mübarek insanı, Allah bugün için göndermiştir. Ve burada buluşturmuştur. Bu alâmet hayra işarettir ki İsmail doğmuştur. İsmail Hatayi ‘ŞAH’ olacak ve Kızılbaşların da, Hükümdarı olacaktır. Kuracağı “Kızılbaş Devleti[9]”nin sınırları da; Hatay’dan Hıtay’a kadar uzanacaktır… Hüü… Erenler…” demesiyle, cemaatte “Allah, Allah, Allah” uzunca bir karşılık verdiler.

Zakirler sazlarıyla ağırdan bir fon müziği çalmaya başladılar.”[10]    

Şah İsmail’in bütün hayatı boylunca kullandığı Mahlasın öyküsü böyle anlatılır bu kitapta. Benim bunca zamandır incelediğim tezler arasında aklıma yatanda budur. Şah İsmail’in hayatının bir dönemimde, başka bir mahlas kullanmış olup, sonrada bunu bir nedenden dolayı değiştirmiş olduğu vaki değildir. Bu yüzden söylenilen diğer yakıştırmaları asla doğru kabul edemeyiz[11].

Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Aşk ile. 20 Ocak 2013 Adana.

Rıza Aydın.



[1] Alevi ozanların söylediği şiirlere deyiş ya da nefes denir. Bunlarında çeşitli türleri vardır.

[2] Osmanlı Devletinde “Vakayi Hayriye” denilen, Yeni Çeri Ordusunun imha edildikten sonra Kızılbaşların kırılmasına yol açan şeye Aleviler “Vakayi Şerriye” derler.

[3] A. Celalettin Ulusoy, Pir Dergâhından Nefesler, sayfa 27. Rıza Aydın, Kaymak’ta şiir, söylence ve Efsaneler, Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Dergisi, sayı 58, yıl 2004, sayfa 67.

[4] Şeyh Cemalettin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkı Baba, yayın yılı 1984, Derleyip yayınlayan torunu Muhsin Gül.

[5] Şah İsmail, Safevi Devleti gibi önemli bir devletin kurucu padişahıdır. Bu devlet Akkuyunlu Devleti gibi önenlş bir devlet mirasının üzerine kurulmuş. Bu yüzden Şah İsmail’in şiirleri Safevi devletince basılmıştır. Faruk Sümer Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmelerinde Anadolu Türkmenlerinin Rolü adlı kitabında Şah İsmail’in Paris Milli kütüphanesinin 1541 tarihli elyazmalarından 12 şiirini kitabında yatınlar; bakınız sayfa 205. Şah İsmail bütün şiirlerinde Hatayi mahlasını kullanmıştır.

[6] Safevi yolağını anlatan Buyrukta, “Oğlan ikrarı alma”, “Kız ikrarı alma” ayrı bölümler halinde yazılmıştır yani böyle bir vardır. Fuat Bozkurt’un yayınladığı BUYRUK adlı kitabın 97 ile 100 inci sayfalarına bakınız.

[7] Alevi Cemlerine bu adda verilir.

[8] Cem evi Cemin yapıldığı mekânın genel adıdır. Meydan Cem evi içinde Dede, 12 hizmet sahipleri ile cemdeki hizmetleri, muhabbeti yürüten insanların oluşturduğu cem evi içindeki özel alana ise meydan denir.

[9] Şah İsmail’in önderliğinde kurulan Safevi Devletine kendileri “Kızılbaş devleti, Kızılbaş ülkesi, Kızılbaş ordusu, Kızılbaş padişahı” diyorlardı. Prof. Dr. Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü”, adlı kitabının önsözünde değindi bu konuyu kitabının 150. Sayfasında İskender Beğ-i Türkmen’in “Târih-i âlem ara-yi Abbasi” adlı eserine dayandırarak şöyle açıklıyor: “… Kızılbaş sözünü onlar övünerek taşıyorlardı. Bu deyim yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsurunu ifade etmiyor (Tavaif-i Kızılbaş, Pâdişâh-ı Kızılbaş, Ümerâ-yı Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş) onun kurduğu yaşattığı devlete ‘Devlet-i Kızılbaş’ ve hakim olduğu yere de ‘Ülke-i Kızılbaş’deniyordu.” F. Sümer’in “Türk unsuru” sözünü siz Türkmen olarak anlayın. O zamanlar Türkmenler tabiri, Avşarlar, Yörükler vb bir Oğuz boyundan bir gurubu ifade ediyordu, tarihi olarak o zamanlar Türk sözcüğü de Sünni Osmanlı devletinin taraftarlarını ifade ediyordu. A. Kazvini’nin “Sefavi Tarihi’nin” bir notunda “Devrif (1965) Orhan’dan gelen Türk kelimesini devlete bağlı olan halk ve izleyen olarak tanımlar.” deniyor.

[10] İsmail Onarlı, Şah İsmail Biyografi” İstanbul 2000, sayfa 19-24

[11] Hatayi sözcüğü ile ilgili Ferit Develioğlu’nun Lügatinde şunlar yazıyor: (A.İ yani Arapça isim): 1. Hatay kumaşı. 2. g.s. süslemede (teyzip) açılmış lotüsü andıran bir çiçek motifi, 3. tezipte, merkezini hatayi denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı. 4. güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kağıt cinsi. Hatayi: Hataya ait, Hatay ile ilgili. A. Celâlettin Ulusoy’da “Yedi Ulu’lar” adlı kitabında Hatayi sözcüğünün anlamı olarak sözlükteki bu anlamları vererek şöyle der: “Çiçek, çiçekle yapılan süsleme, Hint kumaşı anlamına gelen Hatayî mahlası konusunda çeşitli düşünceler ve söylentiler ileri sürülmüştür” der. Bakınız A. Celattin Ulusoy “Yedi Ulu’lar” sayfa, 31

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Dersim'in Tilek köyünde ne su ne yol ne elektrik var

30.10.2014

Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Tilek köyünde yaşayanlar su, elektrik ve yol gibi temel ihtiyaçlardan yoksun durumda. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Tilek köyünde yaşayanlar su, elektrik ve yol gibi temel ihtiyaçlardan yoksun du
Gole Çetu’ya Areya Kay Eli Değdi

30.10.2014

Areye Kay Tiyatro Grubu Tunceli merkezde bulunan Gole Çetu ziyaretinde çevre temizliği yaptı. Grubun Yönetmeni Yılmazcan Şare, özellikle Tunceli için kutsal sayılan ziyaretlerde, çevre temizliği konusunda biraz daha duyarlı olunması ger
Belediyeden Su Depoları Yenileme Çalışmaları

30.10.2014

Belediyeden yapılan açıklamada Atatürk Mahallesi'nde 1500 tonluk su deposu yapımının ve mahallede bulunan su depoların bakım ve onarım çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Tunceli Belediyesi'nden yapılan açıklamada, kent genel

30.10.2014

Hozat'ta Muharrem ayı dolayısıyla "12 İmamlar Orucu ve Kerbela" konulu panel düzenlendi. Hozat Belediyesi, Muharrem ayı dolayısıyla "12 İmamlar Orucu ve Kerbela" konulu panel düzenledi. Panelin yanı sıra anma etkinliği de düzenlendi. A
Necdet Saraç - Aleviler Cumhuriyet’i niçin destekledi?

30.10.2014

Aleviler Cumhuriyet’i niçin destekledi? Necdet Saraç 1826’da Alevi-Bektaşi dergahlarının kapatılmasının, yakılmasının, yıkılmasının üzerinden çok değil daha 100 yıl bile geçmemişti. Büyük bir katliam yaşanmış, Hacı Be
Nihat Ekinci - Çözüm Sürecine Mecbur Ve Mahkûm Değil(Mi-Y)İz?

30.10.2014

Çözüm Sürecine Mecbur Ve Mahkûm Değil(Mi-Y)İz? Nihat Ekinci 28 Ekimde yapılan bakanlar kurulu toplantısından sonra açıklama yapan hükümet sözcüsü ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç çözüm sürecine ilişkin olarak yaptı
Dîroka Dêrsime binê dagirê vîyarta

30.10.2014

Dîroka Dêrsime binê dagirê vîyarta Şarê Dêrsime biryarê akerdişê şehîdgehe girewtbi la belê verba no biryarê şarê hukûmata AKP rîyê xo faşîstî mojnabi û di Dêrsime de OHAL îlan kerdbi, verba no OHALê hewna dêrsimijan di m
Demir Küçükaydın - ABD’li Generalin Kobani Kehanetleri

30.10.2014

ABD’li Generalin Kobani Kehanetleri Kobane Kuşatmasının başından beri yazdığımız birçok yazıda Kobane’nin düşebileceğine ilişkin ABD generalleri beyanlarının bir durum saptaması değil, birer tehdit olduğunu yazıyorduk. Örn
Veysi Sarısözen - Ben Kemalist olsaydım acaba ne yapardım?

30.10.2014

Ben Kemalist olsaydım acaba ne yapardım? Veysi Sarısözen Ben son zamanlarda şöyle bir soruyu sık sık kendi kendime soruyorum: Eğer bir Kemalist olsaydım, bugünün Türkiyesi'nde ne yapardım?Dün Sözcü Gazetesinde Uğur Dündar'ın "Cu
COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ

29.10.2014

COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ Babam Zülfü Elveren; babası Kaya, annesi Hatun, dedesi İsmail hakkında bildiklerini bize hep anlatırdı. Örneğin; Evlerinin yanması, babasının sonradan gözlerini nasıl kaybettiğini, a
COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ

29.10.2014

COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ Babam Zülfü Elveren; babası Kaya, annesi Hatun, dedesi İsmail hakkında bildiklerini bize hep anlatırdı. Örneğin; Evlerinin yanması, babasının sonradan gözlerini nasıl kaybettiğini, a
Tayfun İşçi - SEÇİM İÇİN BARIŞMAK

29.10.2014

SEÇİM İÇİN BARIŞMAK Tayfun İşçi Sorunların barış içinde, bir birini anlayarak çözülmesini ne çok isterdim. Ne çok isterdim, benim ona, onun bana ön yargısız yaklaşmasını. Nefret ve öfkenin bir birine kılıç çektiği bu g
Tunceli'de Fethullah Gülen Hakkındaki Suç Duyurusu

29.10.2014

Tunceli Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu'nun Gülen hakkında "Hakaret, nefret ve ayrımcılık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" iddiasıyla yaptığı suç duyurusunu değerlendiren Tunceli Cumhuriyet B
Cemil Gündoğan - Türk(iyeli)leşmek: Boş bir Umut, Boş bir Korku

29.10.2014

Türk(iyeli)leşmek: Boş bir Umut, Boş bir Korku Cemil Gündoğan cemil_gundogan@yahoo.se Birkaç ay evvel HDP “Türkiye partisi” olarak seçime girip yüzde on oy alınca ne rüyalar görülmüştü. Ana akım medyadan Türk solcularına ka
Barzani’nin Yorumcuları Barzani’nin Kobani’yi Nasıl Düşürdüğünü Anlatıyor

29.10.2014

Barzani’nin Yorumcuları Barzani’nin Kobani’yi Nasıl Düşürdüğünü Anlatıyor Geçen hafta, hem bir uyarı olarak hem de olan bitenin özünü vermek için “Kobani Düştü” başlıklı bir yazı yazmıştık. Birçokları, özellik
Yanlış Soru: “Kobani” veya “Ayn El Arap” Kürt Şehri mi, Arap Şehri mi?

29.10.2014

Yanlış Soru: “Kobani” veya “Ayn El Arap” Kürt Şehri mi, Arap Şehri mi? Önce bir anekdot. Saraybosna’nın kuşatıldığı, eski Yugoslavya’nın parça parça olduğu yıllarda, Hamburg’a da epeyce bir eski Yugoslavyalı savaşta
Ulusal birliğe doğru: Yaşam Kürdlere birliği dayatıyor

29.10.2014

Ulusal birliğe doğru: Yaşam Kürdlere birliği dayatıyor Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani'nin girişimleri sonucu Duhok'ta toplanan Batı Kürdistanlı siyasi güçler ENKS ve TEV-DEM yöneticileri arasında varılan anlaşma Kür kamuo

29.10.2014

"Kemalizmden Kopuş Yaşanmadıkça Yeni Bir Cumhuriyet Olamaz" Doç. Dr. Vahap Coşkun dünden bugüne cumhuriyeti genel perspektifler ve değişimlerle numaralandırma ve "Yeni Türkiye" anlamında değerlendiriyor. Haluk Kalafat / İstanbul - B
HDP, DTK, DBP ve HDK’den 1 Kasım eylemlerine katılım çağrısı

29.10.2014

HDP, DTK, DBP ve HDK’den 1 Kasım eylemlerine katılım çağrısı Halkların Demokratik Partisi, Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Bölgeler Partisi ve Demokratik Toplum Partisi ortak bir açıklama yayınlayarak 1 Kasım’da küresel
Dersimli Ozan Serdar'ın 35 Yıllık Sürgün Hayatı Bitti

28.10.2014

35 yıl önce siyasal nedenlerden kaynaklı Türkiye'yi terk etmek zorunda kalan Dersimli Sanatçı Ozan Serdar, 35 yıllık sürgün hayatının ardından Türkiye'ye döndü. Ozan Serdar'ı karşılayan sanatçı dostlarından Ferhat Tunç, Serda
Tunceli'de Feribot Saatlerinde Düzenleme

28.10.2014

Tunceli'ninPertekilçesi ile Elazığ arasında ulaşımı sağlayan feribotların geçiş saatlerinin bugünden itibaren yeniden düzenlendiği bildirildi. PertekBelediyesinden yapılan yazılı açıklamada, "İlçemizKebanBaraj Gölü
İŞTE YÜZKARASI DEMİREL GERÇEĞİ!

28.10.2014

İŞTE YÜZKARASI DEMİREL GERÇEĞİ! Birgün Gazetesi’ni asagida alintiladigim çok önemli yazisindan dolayi kutluyor ve su notlari düsmeyi görev biliyorum: Morrison Firmasi'nin Türkiye taşeronu iken 1964'te ABD Başkanı Johnson'un koltu
Hasan Cemal - Tutsak akıl, özgür akıl...

28.10.2014

Tutsak akıl, özgür akıl...   Hasan Cemal İnsanın iktidara karşımücadelesi,hafızanın unutuşa karşımücadelesidir. Milan Kundera PARİSKısa adı EHESS olan Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales’de (Sosyal Bilimler Yüks
SORUN Polemik Dergisi-Sanat Cephesi- İşçi Birliği Gazetesi Kasım 2014 Yeni Sayıları

28.10.2014

Sanat Cephesi Sosyalist Gerçekçi Sanat Dergisi Kasım 2014 -Sayı: 24                               
Mustafa Karasu - Sıfır sorundan sıfır barışa

28.10.2014

Sıfır sorundan sıfır barışa Mustafa Karasu Türk devleti iç ve dış politikalarını Kürtleri kültürel soykırıma uğratma üzerine kurmuştur. Bu politika, Kürtlerin Türkiye'de ve diğer ülkelerde büyük bir mücadele verdiği dön
Tunceli-Erzincan karayolu kapandı; açıldı!

27.10.2014

Cumartesi sabah saatlerinden itibaren İçişleri Bakanlığı tarafından trafiğe kapatılan Tunceli-Erzincan karayolu bugün öğle saatlerinde yeniden çift taraflı olarak ulaşıma kapatıldı. Tunceli merkeze bağlı Alacık Köyü’nde; ça
‘Dr. Baran ve Besê Şehitliği’ açıldı

27.10.2014

Dersim’de iki gündür çalışı engellenen “Doktor Baran ve Besê Şehitliği”nin açılışı yapıldı. Dersim'de 2 gündür açılışı devlet güçleri tarafından engellenen "Doktor Baran ve Besê Şehitliği"nin açılışı yapıldı
Bedir Gazvesi’nden Kobani Kuşatması’na - Küçük Ama Büyük Savaşlar

27.10.2014

Bedir Gazvesi’nden Kobani Kuşatması’na - Küçük Ama Büyük Savaşlar Bugün dünyada ve Türkiye’de en önemli olay Kobani’dir. Neden? Örneğin Brezilya’da Seçimleri İşçi Partisi adayının kazanması; Almanya’da Irkçı holi
İrfan Sarı - Uzun ölümler ve kısa yaşamlar

27.10.2014

Uzun ölümler ve kısa yaşamlar İrfan Sarı Önceki gün Kars Kağızman da üç gerilla ve bu gün de Yüksekova da üç askerin ölümü endişe verici. Tabi ki insan olanlar için bu ölümler endişe ile birlikte büyük bir üzüntü nedeni
Demir Bilgin - Obama doktrini…

27.10.2014

Obama doktrini… Demir Bilgin Demir.bilgin@yahoo.dk Ortadoğu halkları - Kürdler, Aleviler, Araplar, Ermeniler, Asuriler, Ezidiler, Türkmenler, Dürziler…bölgedeki tüm halk ve azınlıklar – toplu bir katliamdan geçiriliyor. Tüm bu kat