BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Sizden Gelenler
Yayınlanma: 21 Şubat 2013

riza aydin23Şah İsmail’in Mahlası “Hatayi”

Rıza Aydın

Mahlas Alevi âşıklarının deyişlerinde kullandığı bir nevi imzalarıdır. Deyişi[1] söyleyen alevi ozan, yarattığı eserine kendi imzasını atıp, bu benim dercesine, deyişin (şiirin) son kıtasında kendi adını da anar; buna mahlas denir. Bu Alevi Tekke edebiyatının bir geleneğidir.

Alevi edebiyatında bazı ozanların (âşıkların) tarihsel süreç içinde mahlaslarını değiştirdikleri görülür. Bunun en çok bilinen örneği, 1826’da ki “Vakay-i Şerriye”[2] den sonra, Hacıbektaş’tan, Amasya’ya sürgün edilen, Hacıbektaş Postişini, Çelebi Hamdüllah Efendidir (1767- 1846). Hacı Bektaş Postişini olan, Çelebi Hamdüllah Efendi, Amasya’ya sürgün edilmeden önce “Hamdüllah” ya da “Hamdi” mahlasını kullanırken, Amasya’ya sürgün edildikten (yani 1827 yılından) sonra “Hasreti” mahlasını kullanır[3]. Yine ünlü Alevi ozanı Sıdkı Baba (1865-1928) da bir dönem “Pervana” mahlasını kullanırken, bir dönemden sonra da “Sıdkı” mahlasını kullanmıştır[4].

Alevi dünyasının tartışmasız en önemli, en etkili isimlerinden biri olan Şah İsmail (1487-1524) ise deyişlerinde sadece “HATAYİ” mahlasını kullanmıştır. Şah İsmail’in, ömrünün başından sonuna kadar, deyişlerinde kullandığı adı (Mahlası) yani deyişlerine attığı imza Hatayi’dir. Alevi dünyası ile ilgili, her şey üzerine bir tartışma olsa da bunun üzerine bir tartışmaz yoktur: Şah İsmail’in deyişlerinde kullandığı adı, mahlası, hiç tartışmasız Hatayi’dir[5].

Peki, hal böyleyse, Şah İsmail, Hatayi mahlasını nerden, nasıl almıştır. İşte bu konuda tartışma çoktur. Bu gün bir dostum arayıp bana bunu sordu, bende sürekli karşılaştığım bu soruya kısaca cevap vermek için, düşüncemi yazmaya karar verdim.

Bu konuda benim aklıma yatan en önemli tez, İsmail Onarlı’nın “Şah İsmail Biyografi’si” adlı, 2000 yılının, Temmuz ayında, Can Yayınlarından çıkan, -benim son derece önemseyip beğendiğim- kitabındaki görüşüdür. Ben Şah İsmail ile ilgili yazılan, romanlar da dâhil, bütün kitapları okudum, aklıma yatan bu oldu.

İsmail Onarlı söz konusu kitabında şöyle diyor: “İSMAİL’İN YOLA GİRİŞ CEMİ

Şeyh Haydar, oğlu İsmail’in doğumunun 7.inci günü sabahı Şamlu Hüseyin Bey’i yanına çağırtarak:

“Hüseyin Bey! Gerekli hazırlıklar yapılsın akşam Cem tutulacak” der.

Şamlu Hüseyin Bey:

“Şeyhim hayrola yine gelenler mi olacak ıraklardan dergâha?” diye sorar.

Şeyh Haydar:

“Yok! Beyzadem rüyamda Şah-ı Merdan Ali’yi gördüm. İsmail’in yedisinde ‘İkrar alma Erkânı’[6] yapılsın ‘Hakk Meydanı’na kabül edilsin” dedi. Bundan böyle İsmail’in hem Lala’sı olacaksın hem de Rehber’i olacaksın.”

Lala Şamlu Hüseyin Bey, ne diyeceğini bilemez. Ve Şeyh’ini dinlemeye epeyce divanda mühürlenmişçesine devam eder.

Şeyh Haydar:

Şimdi hemen kurbanlar tığlansın. Akşam lokmalar hazır olsun. Kurbanlardan bir tanesi; PAMİR yaylasının SHUGHNAN Karyesinden gelen İsmailî Dai Gulam Murtaza’nın Çin’in HITAY bölgesinden getirdiği mis keçilerinin erkek tekesini keseceksiniz. İkincisini ise; HATAY’ın Samandağı Karye’sinden NUSAYRİ Şeyhi Bünyamin El Fattullah’ın Hakkullah olarak getirdiği koçu keseceksiniz. Bu iki muhterem zat Cemimizin de baş konuklarıdır. Ona göre düzen tutula; Oniki hizmet sahipleri hariç sayacağım şu kırk kişilik Halife ve Beylerimiz; “Meydan Evi’nde[7] düzenlenecek ‘ikrâr Ayn-ı Cemi’nde gün batmadan hazır ola…” diye emirlerini verdi.

Şamlu Lala Hüseyin Bey ; Alemşah Begüm’ün altın sim işlemeli ipekli kundakla belediği ve boynuna oniki, lifli oniki renkli örgülü ip bağladığı İsmail’i kucağına almış bir vaziyette Cem Meydanı’na girer[8].

Gözcü; sopasını üç kez yere vurarak:

“Allah … Muhammed… Ya Ali!” der. Ve katara bir er geldiğini bildirir.

REHBER: Lala Hüseyin Bey:

“Hüüü … Erenler Şahı! Katara bir Er uzatıyorum” diyerek üç kez yüksek sesle tekrarlar.

Cemaattekiler hep beraber yere niyaz ederek; “Allah… Allah… Allah!” diyerek doğrulurlar.

Bu esnada bebek İsmail ağlıyor sanılarak Mürşidlik Makamındaki Şeh Haydar; kulağını kundağa doğru eğer. Aynı şekilde sağındaki Nusayrî Şeyhi ile solundaki İsmaili Dai de kulaklarını kundağa doğru kabartarak başlarını Şeyhin Kucağındaki İsmail’e eğerler.

İsmail onlarla birlikte salavat getirmektedir. Üçü birbirine bakarak duyduklarını tasdiklercesine başlarını öne sallarlar…

Üç kez salavattan sonra Mürşid; İsmail’in boynundaki ipi çözerek cemaate yüksek sesle:

“Bu eri! Hak-Muhamned-Ali yoluna alıyor! Katarına katıyoruz! Razımısınız, bu Masum-u Pak’dan!” diyerek üç kez tekrarlar. Cemaatta razılık anlamında üç kez yere niyaz edeler.

Mürşid; Kundağın tam orta yerine ipi bağlayarak ve “Allah- Muhammed- Ali!” diyerek ve üç düğüm atarak “Tığıbent” yapar...

Miraclama bittikten sonra, Lala Hüseyin Bey; İsmail’i kucağına alarak, Rehberi olarak O’nun adını ve Mürşidi Şeyh Haydar’a hitaben:

“Pirim olarak! Ben senden doğdum! Öyle ise bana bir yoleri adı koymak da sana düşer!” der.

Şeyh Haydar; dizlerinin üstüne doğrularak yüksek sesle, bir şeyh değil de bir hükümdar edasıyla:

“Muhammed-Ali soyundan Şeyh Safi yolağında İsmail’e öyle bir ad koyacağım ki, dünya durdukça hep anılacak” diyerek, sağındaki ve solundaki ulu zatlara bakarak, konuşmasına devam eder:

“Nuseyri Şeyhinin memleketi olan ‘HATAY’ ile İsmaili Dai’nin memleketi olan ‘HITAY’ın adlarını birleştirerek, İsmail’in ‘Tarikat Adı’nı O yerler anlamında ‘Hatayi’ koyuyorum. Bu iki mübarek insanı, Allah bugün için göndermiştir. Ve burada buluşturmuştur. Bu alâmet hayra işarettir ki İsmail doğmuştur. İsmail Hatayi ‘ŞAH’ olacak ve Kızılbaşların da, Hükümdarı olacaktır. Kuracağı “Kızılbaş Devleti[9]”nin sınırları da; Hatay’dan Hıtay’a kadar uzanacaktır… Hüü… Erenler…” demesiyle, cemaatte “Allah, Allah, Allah” uzunca bir karşılık verdiler.

Zakirler sazlarıyla ağırdan bir fon müziği çalmaya başladılar.”[10]    

Şah İsmail’in bütün hayatı boylunca kullandığı Mahlasın öyküsü böyle anlatılır bu kitapta. Benim bunca zamandır incelediğim tezler arasında aklıma yatanda budur. Şah İsmail’in hayatının bir dönemimde, başka bir mahlas kullanmış olup, sonrada bunu bir nedenden dolayı değiştirmiş olduğu vaki değildir. Bu yüzden söylenilen diğer yakıştırmaları asla doğru kabul edemeyiz[11].

Ben bunun doğru olduğuna inanıyorum.

Aşk ile. 20 Ocak 2013 Adana.

Rıza Aydın.



[1] Alevi ozanların söylediği şiirlere deyiş ya da nefes denir. Bunlarında çeşitli türleri vardır.

[2] Osmanlı Devletinde “Vakayi Hayriye” denilen, Yeni Çeri Ordusunun imha edildikten sonra Kızılbaşların kırılmasına yol açan şeye Aleviler “Vakayi Şerriye” derler.

[3] A. Celalettin Ulusoy, Pir Dergâhından Nefesler, sayfa 27. Rıza Aydın, Kaymak’ta şiir, söylence ve Efsaneler, Pir Sultan Abdal Kültür ve Sanat Dergisi, sayı 58, yıl 2004, sayfa 67.

[4] Şeyh Cemalettin Efendinin Aşığı Halk Ozanı Sıdkı Baba, yayın yılı 1984, Derleyip yayınlayan torunu Muhsin Gül.

[5] Şah İsmail, Safevi Devleti gibi önemli bir devletin kurucu padişahıdır. Bu devlet Akkuyunlu Devleti gibi önenlş bir devlet mirasının üzerine kurulmuş. Bu yüzden Şah İsmail’in şiirleri Safevi devletince basılmıştır. Faruk Sümer Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmelerinde Anadolu Türkmenlerinin Rolü adlı kitabında Şah İsmail’in Paris Milli kütüphanesinin 1541 tarihli elyazmalarından 12 şiirini kitabında yatınlar; bakınız sayfa 205. Şah İsmail bütün şiirlerinde Hatayi mahlasını kullanmıştır.

[6] Safevi yolağını anlatan Buyrukta, “Oğlan ikrarı alma”, “Kız ikrarı alma” ayrı bölümler halinde yazılmıştır yani böyle bir vardır. Fuat Bozkurt’un yayınladığı BUYRUK adlı kitabın 97 ile 100 inci sayfalarına bakınız.

[7] Alevi Cemlerine bu adda verilir.

[8] Cem evi Cemin yapıldığı mekânın genel adıdır. Meydan Cem evi içinde Dede, 12 hizmet sahipleri ile cemdeki hizmetleri, muhabbeti yürüten insanların oluşturduğu cem evi içindeki özel alana ise meydan denir.

[9] Şah İsmail’in önderliğinde kurulan Safevi Devletine kendileri “Kızılbaş devleti, Kızılbaş ülkesi, Kızılbaş ordusu, Kızılbaş padişahı” diyorlardı. Prof. Dr. Faruk Sümer, “Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü”, adlı kitabının önsözünde değindi bu konuyu kitabının 150. Sayfasında İskender Beğ-i Türkmen’in “Târih-i âlem ara-yi Abbasi” adlı eserine dayandırarak şöyle açıklıyor: “… Kızılbaş sözünü onlar övünerek taşıyorlardı. Bu deyim yalnız devletin askeri bakımdan dayandığı Türk unsurunu ifade etmiyor (Tavaif-i Kızılbaş, Pâdişâh-ı Kızılbaş, Ümerâ-yı Kızılbaş, Leşker-i Kızılbaş, Sipah-i Kızılbaş, Gaziyan-i Kızılbaş) onun kurduğu yaşattığı devlete ‘Devlet-i Kızılbaş’ ve hakim olduğu yere de ‘Ülke-i Kızılbaş’deniyordu.” F. Sümer’in “Türk unsuru” sözünü siz Türkmen olarak anlayın. O zamanlar Türkmenler tabiri, Avşarlar, Yörükler vb bir Oğuz boyundan bir gurubu ifade ediyordu, tarihi olarak o zamanlar Türk sözcüğü de Sünni Osmanlı devletinin taraftarlarını ifade ediyordu. A. Kazvini’nin “Sefavi Tarihi’nin” bir notunda “Devrif (1965) Orhan’dan gelen Türk kelimesini devlete bağlı olan halk ve izleyen olarak tanımlar.” deniyor.

[10] İsmail Onarlı, Şah İsmail Biyografi” İstanbul 2000, sayfa 19-24

[11] Hatayi sözcüğü ile ilgili Ferit Develioğlu’nun Lügatinde şunlar yazıyor: (A.İ yani Arapça isim): 1. Hatay kumaşı. 2. g.s. süslemede (teyzip) açılmış lotüsü andıran bir çiçek motifi, 3. tezipte, merkezini hatayi denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş sipiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı. 4. güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kağıt cinsi. Hatayi: Hataya ait, Hatay ile ilgili. A. Celâlettin Ulusoy’da “Yedi Ulu’lar” adlı kitabında Hatayi sözcüğünün anlamı olarak sözlükteki bu anlamları vererek şöyle der: “Çiçek, çiçekle yapılan süsleme, Hint kumaşı anlamına gelen Hatayî mahlası konusunda çeşitli düşünceler ve söylentiler ileri sürülmüştür” der. Bakınız A. Celattin Ulusoy “Yedi Ulu’lar” sayfa, 31

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖNEMLİ AÇIKLAMA: 

Gomanweb Sitesi; düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi, evrensel basın-yayın ilkeleri çerçevesinde görüş bildirmek isteyen herkese açıktır. Yazıların içeriğinden yazı sahipleri sorumludur

YAYIN YÖNETMENİ

EN SON EKLENEN HABERLER

Tuncelililerden Bahçeli'ye 'Gelme Çağrısı'

26.11.2014

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 28 Kasım’da Tunceli’yi ziyaret edecek olması kentteki siyasi parti, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılandı. MHP Genel Başkanı Devlet
Dersimlilere göre Davutoğlu ziyaretinin özeti: AKP ayrımcılığa devam edecek!

26.11.2014

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘Alevi Açılımı yapacak’, ‘Dersim ismi iade edilecek’ propagandasıyla günlerce konuşulan Dersim ziyareti, polisin halka saldırdığı ve açılımın müze ve üniversite isminin değiştirilmesinin öt
Ne Temizlik Yapacak Ne de Kaloriferleri Yakacak Personel Var

26.11.2014

Mazgirt'e Bağlı Göktepe Köyünde bulunan Göktepe İlkokulu'nda ne kalorifer yakacak ne de temizlik yapacak personel var. Okulda öğretmen ve öğrencilerden başka kimse yok… Bir süre önce kapanmayla karşı karşıya kalan Göktepe İlkok
Cahit Mervan - Çözüm sürecinin yeni parametreleri

26.11.2014

Kürt tarafı dün de bugün de Kürt ve Kürdistan sorununu bir ulusun kolektif haklarının iadesi ve demokrasi sorunu olarak ele aldı. Bu nedenle görüşme ve olası müzakereler için temel nokta budur. Çözüm sürecinin yeni parametreleri
ABDEM Çalışmalarını Güçlendiriyor

26.11.2014

ABDEM yeni Yürütme Kurulu toplanarak Meclis toplantısında alınan kararları yerine getirecek planlama yaptı. Buna göre yeni dönemde yapılacak çalışmalar şunlar: ABDEM Çalışmalarını Güçlendiriyor Berlin (25.11.2014) – ABDEM, ge
Dersim’de her su kenarı bir inanç merkezidir

26.11.2014

Başbakan Ahmet Davutloğu’nun Dersim ziyareti sırasında “inanç merkezlerinin olduğu yerlerde, herhangi bir zarar verecek hiçbir baraj faaliyeti yapılmayacaktır” sözlerine tepki geldi. Doğal Mirası Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat
“Çok Kültürlülük”-Neden Yanlıştır ve Niçin Mümkün Değildir? (1)

26.11.2014

İnsanın tarihinde çok uzun bir süre kültürlü ama henüz toplumun bulunmadığı, bir aşama olmuş olmalıdır. Kültür Toplumdan önce gelir. “Çok Kültürlülük”-Neden Yanlıştır ve Niçin Mümkün Değildir? (1) Günümüzde kims
Do M. Kemal û Înonu bêrê daraznayiş

26.11.2014

Sereka Komeleya Dijverî Qirkerdişê Dêrsime Ayfer Ber rojdemê Tirkîyaye ser vat ke tena qirkerdişê Dêrsime ya 1937/38’î nê, hema zî di Dêrsime de bi polîtîkayê dewleta tirka ya helênayişê kulture yena şuxulnayiş, no ser zî ser
Mahmut Alınak - Bileklerimizde yine kelepçeler…

26.11.2014

Bileklerimizde yine kelepçeler… Aldırmıyoruz Kelepçelerinize Özgürlük hayallerimiz karşısında, Mutlaka kırılacak ömrünü tamamlamış Bu paslı kelepçeler. (Mehmud AVDO’nun mahkemedeki savunmasından)
Fatmagül Berktay - Doğum, Ölüm, Mekân ve Kadınlar*

26.11.2014

Tanrıçanın egemenliğinin ve aynı zamanda kadının yaşamı üreten yaratıcılığının yüceltildiği en eski yaratılış mitosları, kadın doğurganlığının kutsanıp yüceltildiği eski tapınma biçimlerini yansıtır: Doğum, Ölü
Yusuf Serhat Faik - Davutoğlu ve resmi ideoloji

26.11.2014

Resmi ideolojilerden kurtulmak ise ulusların kendi geçmişlerinde işlediğ suçları itiraf edip, bu suçların mağdurlarından özür dilemekle başlar. Bu nedenle de Davutoğlunun söylemlerinin samimi olması için ilk önce resmi ideolojinin
Sanatçı Ferhat Tunç'a ölüm tehdidi

26.11.2014

Tehditlerin bazılarında "kafanı keseceğiz", "artık toprağın üstünde yüksün" şeklinde ifadeler de yer alıyor. Sanatçı Ferhat Tunç, ırkçı parti MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Dersim Soykırımını savunan ve Seyit Rız
Cumhurbaşkanı ve Kadın Cinayetleri: Sahi kim işliyor?

26.11.2014

Küçücük çocukların ellerine silah tutuşturup annelerini öldürmelerini sağladığı da vakidir ama esas olarak kadın cinayetleri, erkekler eliyle ve genellikle kocaları aracılığıyla gerçekleşmektedir. Cumhurbaşkanı ve Kadın Cinay
Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi’nden İmza ve Açıklama

26.11.2014

AKP yönetici ve bürokratlarının gayrımüslimlere yönelik olarak her fırsatta yineledikleri bu nefret söylemini, bir “devlet tavrı” olduğu bilinciyle, şiddetle protesto ediyoruz. “Anti-semitizm ve anti-Siyonizm ayrımını bilmek! B
'Asıl modern Kerbela, barajlar'

25.11.2014

Dersimliler Munzur’a yapılacak HES’leri inanç merkezlerine saldırı olarak görüyor. - 90’lı yıllarda “terör” gerekçesiyle boşaltılan, hayvanları yakılan, insanları göçe zorlanan 3500 köyün  380’i buradan. 1700 de m
Hüseyin ALİ - Dêrsim’e sefer olur, zafer olmaz!

25.11.2014

Din ve inançları   devletin dışına çıkarmak ve topluma teslim etmek yerine, Aleviliği de   devletin içine çekerek eski zihniyet ve uygulamaları sürdürmek istediklerini   ortaya koymuştur.  Dêrsim’e
Özgür Amed - Tunceli’ye gidip Dêrsim’i görmeden dönmek...

25.11.2014

Tam da Munzur müjdesini veriyorken Munzur vadisinde yıllardır başlayan ve bitmek bilmeyen doğa kırımına, HES projelerine ve peşkeş çekilen talan, rant politikalarına da bir ad vermek ister misiniz diye sormak gerek… Tunceli’ye gidip
Ayşe Hür - 1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?

25.11.2014

1932 tarihli Jandarma Umum Komutanlığı'nın gizli Dersim Raporu'nda şöyle denilir: Ermenilik hiçbir zaman Dersim umum nüfusunun yüzde 20'sini aşmamıştır. Asur ve Araplık hiç bir iz bırakmamıştır. Osmanlı Devletinin Dersimlilerle m
İbrahim Arlı - “Öğretmenler Günü” Ne Zaman İcat Edildi

25.11.2014

1980 ASKERİ DARBESİ ülkenin üzerinden silindir gibi geçti. Zaman kaybetmeden en büyük tehlike görülen, aydınlanmanın sahibi öğretmenlerden başlandı işe. Birçok öğretmen ortadan “kaybedildi”, meslekten atıldı, sürüldü, fi
24 Kasım Öretmenler Günü Ve Timur'un Filleri

25.11.2014

24 Kasım ögretmenler günü, Mustafa Kemal Atatürk'ün baş öğretmenliğinin kabul edildiği gün olması nedeniyle 12 ...Eylül zihniyeti tarafından Öğretmenler günü ilan edilmiştir. Yıl 1990 Kamu emekçileri sendikaları henüz kurulma
Hacı Cirik (Fezali) - Dersim'de Yezidin Soyu

25.11.2014

Dersim'de Yezidin Soyu   Niyeti meydanda gelişi belli Birdaha Dersim.de yezidin soyu Polisi donatmış sopalı eli Birdaha Dersim de yezidin soyu Arsızın böylesin görmedik daha Kıymete geçtiler bulunmaz paha Erenler canlar durur
Turan Eser - Cins kırımı

25.11.2014

Bugün Mirabel Kardeşlerin anısına “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’’. ”Kadına yönelik şiddet, Ortadoğu’dan Türkiye’ye, Afrika’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Asya’ya her yerde bin bir yüzü il
Nihat Ekinci - KÜRT KADINI

25.11.2014

Artık Kürt kadını bir asker, bir işçi, bir parlamenter, bir siyasi parti başkanı, bir belediye başkanı, bir meclis üyesi, bir öğretmen, bir doktor, bir avukat ve hepsinden önemli eşit bir insan olarak Kürtlerin yaşamındaki yerine al
Hıdır Çam - O YOK ARTIK

25.11.2014

Ölenin ardından konuşulmaz derler ama günahı vebaliyle; saflığı ve dürüstlüğüyle Ve devlet hayranlığıyla ilginç bir kişilikti... O YOK ARTIK Benim doğduğum yıl, onların da düğünü olmuş. Ablamın kocası, öz eniştem Ke
İbrahim Okçuoğlu - Troçki Ve Yolun Sonu

25.11.2014

Gerçek yaşamdan kopuk teori olmaz. Troçki'nin tek ülkede sosyalizmin mümkün olmayacağı teorisi de yaşamdan kopuk bir teoriydi. Bu teorinin günlük yaşamda uygulanmasının nasıl olabileceğini düşünmek gerekir. “DÜŞTÜYSEK KALKARI
Kadınlar Devletlerin ve İktidarların Savaş Planlarının Esiri Değildir

25.11.2014

Kadına yönelik şiddet insanlığın geçmişinden bu güne kadını ezen, haklarını gasp eden, onurunu ayaklar altına alan insan hakları ihlallerinin başında gelmektedir. Kadın, toplumda onu hep bir alt seviyede tutmaya zorlayan bu eylemler
Kılıçdaroğlu'ndan 'Dersim' açıklaması

24.11.2014

Kılıçdaroğlu, Dersim Katliamı ile ilgili olarak, ‘Biz, tarihimizle yüzleşmekten korkmayız’ diye konuştu… CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dersim Katliamı’na ilişkin, "Olayların bütün gerçek yönleriyle tartışıl
Dêrsim yarası kanamaya devam ederken

24.11.2014

Dêrsim Soykırım Derneği Başkanı Ayfer Ber: “Sadece 1937-38’de değil, Dêrsim’de halen devam eden kültürel soykırım olgusu nedeniyle bugünkü Türk devlet yönetcilerinin tekleştirme politikalarının sonlandırılması için Lahey
Dersim'i teslim almanın adı dün soykırımdı, bugün barajlar

24.11.2014

Dersim'e dönük fetihçi çabalara karşı yıllardır takip ve hukuki mücadele içerisinde olan isimlerden biri olan Av. Barış Yıldırım, devletin Dersim'e dair amaç ve yaklaşımlarını değerlendirdi. Gerçekleştirilen soykırıma dair s
Başbakan Ziyaretinin Dersim'de Yankısı:

24.11.2014

Dersim Halk Meclisi Girişimi'nden avukat Barış Yıldırım Başbakan Davutoğlu’nun Dersim ziyaretini yorumladı: “Gerçekten Dersim 38 ile yüzleşmek isteniyorsa Dersim’i hedefleyen baraj, HES, maden projelerinden vazgeçilsin”. Beyza K