Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012
Share Button

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Kemal Bülbül - Ağıttan destana Koçgiri

09.07.2014

Ağıttan destana Koçgiri Kemal Bülbül Yıldızların bu kadar berrak ve çokluğunu çocukluğumdan beri bir de Pirim Pir Sultan’ın sırdaşı Yıldız Dağına niyazda görmüştüm. Gece sessiz ve dingin! Ay doğuyor Kızıldağ’ın ard
Dersim'de Kobanê direnişine destek eylemi

09.07.2014

Dersim'de Kobanê direnişine destek eylemi   BDP Dersim İl Örgütü, Kobanê direnişini selamladı, başlattığı yardım kampanyasına destek istedi. BDP Dersim İl Örgütü, Kobanê direnişi için başlattığı yardım kampanyasın
Mazgirt İlçesi’ne bağlı Aktarla Köyü Kocayurt Mezrası’nda Yangın

09.07.2014

Tunceli’de yangın Tunceli’nin Mazgirt İlçesi’ne bağlı Aktarla Köyü Kocayurt Mezrası’nda yangın meydana geldi. Çıkan yangın nedeniyle 20 dönümlük alan zarar gördü. Tunceli’nin Mazgirt İlçesi’ne bağlı Aktarla Köyü K
Nihat Ekinci - İslamcıların IŞİD İle İmtihanı!

09.07.2014

İslamcıların IŞİD İle İmtihanı! Nihat Ekinci IŞİD yani Irak Şam İslam Devleti olarak kendini isimlendiren ve üretim menşi bilinmeyen örgütün yaptığı saldırılar, Ortadoğu politikasını izleyenleri düşündürmeye devam ediyo
Tarık Ziya Ekinci - Kürt aydın ve işadamlarını toplu öldürme eylemi

09.07.2014

Kürt aydın ve işadamlarını toplu öldürme eylemi Tarık Ziya Ekinci Yirmi yılı aşkın bir süre önce, tam tamına 4 Kasım 1993 günü, Başbakan Tansu Çiller basına şu açıklamayı yaptı: “Elimizde PKK’ya yardım eden Kürt işa
Tarhanlı ve Oran:

09.07.2014

Hükümet tasarıyla elini güçlendiriyor Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Meclis Genel Kurulu’nda dün görüşülmeye başlanan “Çerçeve Yasa Tasarısı“nda “güvenlik dili”nin aşılamadığını belirterek, “Devlet, kendi durumunu gü
Hasan Bildirici - Nurcan Baysal ve Şeyhmus Diken

09.07.2014

Nurcan Baysal ve Şeyhmus Diken Hasan Bildirici Doçent Nurcan Baysal’ın “O Gün” adlı kitabı ile dostum Şeyhmus Diken’in “Şehr Amed” adlı kitaplarını, imzalı bir şekilde aynı pakette aldım. İki kitabı okudum, ikisini birl
Rojava devrimiyle dayanışmayı yükseltelim!

09.07.2014

Kobanê halkı dişe diş direniyor... Kobanê halkının gözleri üzerimizde... Rojava devrimiyle dayanışmayı yükseltelim! ŞİD çetelerine karşı reniş, görkemli bir direniş sergiliyor.tetikçisi IŞİDEmperyalist ve gerici güçlerin,
Hasta Tutsak Abdullah Kalay 2. Heyet Raporuna Rağmen Tahliye Edilmiyor!‏‏

09.07.2014

DİKKAT... DİKKAT... Hasta Tutsak Abdullah Kalay 2. Heyet Raporuna Rağmen Tahliye Edilmiyor!‏‏ Hasta Tutsak Abdullah Kalay %30 oranında çalışan kalbine, günde kullandığı 10 çeşit ilaca rağmen tahliye edilmiyordu. Ağırlaşan durumu
Tunceli’de Coğrafi İşaret Başvurusu Yapılan Tek Ürün: Tunceli Sarımsağı

08.07.2014

Tunceli’de Coğrafi İşaret Başvurusu Yapılan Tek Ürün: Tunceli Sarımsağı Coğrafi işaret, bir ürünün ve üretildiği yörenin ülke çapında tanıtılmasını sağlar. Bunun yanında o ürünün ticari anlamda değerinin arttırıl
ESP Dersim'de: “Şirketlerin Yalanına, Doğanın Talanına Karşı” Kamp Düzenliyor

08.07.2014

“Şirketlerin Yalanına, Doğanın Talanına Karşı” Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) tarafından, Ovacık ilçesinin Mercan Suyu yakınında 13-18 Temmuz tarihlerinde Ekoloji Kampı düzenleneceği bildirildi. Söyleşiler, forumlar, atöly
Mehmet Altan - Allah için siyaset yapıyor, parolası Hz. Muhammed

08.07.2014

Allah için siyaset yapıyor, parolası Hz. Muhammed Mehmet Altan* 'On bir ay haram yiyip bir ay oruç tutulan bir siyasal sefalet ortamının utanç verici durumu...' Bir yanına Gezi Parkı’nı, diğer yanına yüz yıllık İstanbul tarihinin
Demir Küçükaydın - Niçin Almanya Şampiyon Olabilir?

08.07.2014

Niçin Almanya Şampiyon Olabilir? Futbol her zaman çok bilinmeyenli bir denklemdir. Bu nedenle bir tahmin yapılamaz. Ama “normal koşullarda” yani rastlantıların “şans”ın pek işe karışmadığı koşullarda Almanya’nın şampiyon
Sırrı Öztürk - 15/16 Haziran’ların Siyasî Anlam Ve Önemi

08.07.2014

Sırrı Öztürk 44. YILDÖNÜMÜNDE 15/16 HAZİRAN AYAKLANMASI VE GÜNÜMÜZ 15/16 Haziran’ların Siyasî Anlam Ve Önemi Yıl 1970 - 15/16 Haziran, Yıl 2014 - 15/16 Haziran… Evet, 15/16 Haziran Ayaklanması üzerinden 44 yıl geçti. Sın
Dev Maden Sen Genel Başkanı T.Görgün’ün Komisyonu'nda yaptığı konuşma

08.07.2014

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ Manisa'nın Soma İlçesinde Meydana Gelen Maden Kazalarının Araştırılarak Alınması Gereken İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tedbirlerinin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu
Diyarbakır Zindanı’nda Mazlum Doğan’ın çığlığı Antalya’da kırmızı fularla buluştu’

07.07.2014

Mazlum Doğan Gençlik, Spor ve Kültür Festivali’nde Gençlerin Coşkusu Paris’te gençlerin festival coşkusu Paris’te düzenlenen 17. Mazlum Doğan Gençlik, Spor ve Kültür Festivali’nde yüzlerce genç bir araya geldi. Gençlerin gö
Bağın Kalesi Yolu Asfaltlanacak

07.07.2014

Bağın Kalesi Yolu Asfaltlanacak Tunceli Mazgirt Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği, Geçitveren Akdüven Köylerinden Bağın Kalesine ulaşım sağlayan yolu açık ihale usulü ile asfalt kaplama yapacağını bildirdi. Mazgir
Sivas'ta 13.Cogi Baba Festivali

07.07.2014

Sivas'ta 13.Cogi Baba Festivali Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak Sivas İmranlı’da geleneksel olarak düzenlenen Cogi Baba Festivali’ne katılarak, “Bize hep şunu dayattılar. 'Ya Alevi olacaksın ya da Kürt olac
Namık Çınar - Kantin subaylığından Başkomutanlığa

07.07.2014

Kantin subaylığından Başkomutanlığa Namık Çınar Başbakan tam gaz, meselelere her zamanki gibi bodoslamadan girmeye devam ediyor.          Şimdi de çıkıp halka, “öyle vekil mekil falan değil
KESK’te eş başkanlık dönemi başladı, yeni yönetim belirlendi

07.07.2014

KESK’te eş başkanlık dönemi başladı, yeni yönetim belirlendi KESK Genel Kurulu yeni yönetimin seçilmesiyle sona erdi. Yeterince tartışma yapılmamasına yönelik eleştirilere karşın yönetimde eş başkanlık, organlarda eşit temsil
SELAHATTİN DEMİRTAŞ 19 Temmuz’da Köln’de...

07.07.2014

Cumhurbaşkanı Adayımız SELAHATTİN DEMİRTAŞ 19 Temmuz’da Köln’de... İşçi sınıfı ve emekçilerin, ezilenlerin, özcesi ötekileştirilenlerin hak ve özgürlüklerini savunan Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin adayı Selahatti
Avrupa’daki Örgütlerden Ortak Aciklama: Hasan Polat Serbest Bırakılsın!

07.07.2014

Türkiye’de Yargıda Çifte Standarta Son! Gazi Ayaklanması Tutsağı Hasan Polat Serbest Bırakılsın! 12 Mart 1995’de, İstanbul Gazi Mahallesi İsmetpaşa Caddesi üzerinde bulunan kahveler taranmış, Halil Kaya adlı 67 yaşında bir Ale
Peri suyu'nda katliam var!

06.07.2014

Peri suyu'nda katliam var! Dersim’de Peri Suyu üzerinde inşaatı tamamlanan Seyrantepe Barajı doğa felaketine neden oluyor. İnşaatı tamamlanan baraj kapağının kapatılmasıyla akarı kesilen nehirde çok sayıda su canlıları yok olmaya
Tunceli Belediyesi, yeni kaynaklar bulmak üzere çalışma yürütüyor

06.07.2014

Tunceli'de İçme Suyu Çalışmaları Tunceli Belediyesi, yeni içme suyu kaynakları bulmak üzere çalışma yürütüyor. Tunceli Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Kasun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış mevsiminde yeterince k
Almanya’da yaşayan seçmenlere yönelik özel bilgilendirme...

06.07.2014

Oylarımız HDP adayı SELAHATTİN DEMİRTAŞ’A! Almanya’da yaşayan seçmenlere yönelik özel bilgilendirme... Cumhurbaşkanlığı seçimlerine Almanya'dan oy kullanabilmek için bağlı olunan TC Konsolosluğunda adres bayanının yapılmas
Doğan DURGUN - Alevilerin şafağı: HDP

06.07.2014

Alevilerin şafağı: HDP Doğan DURGUN 1921 Koçgiri Katliamı, 1938 Dersim Katliamı, 1938 Zini köyü Katliamı, 1978 Maraş Katliamı, 1980 Çorum Katliamı, 1993 Sivas Madımak Katliamı, 1995 Gazi Mahallesi Katliamı... Cumhuriyet tarihi boyu
Gülsen FEROĞLU - O, ne şeker bir laiktir

06.07.2014

O, ne şeker bir laiktir Gülsen FEROĞLU İşte hepsi bu; sonunda bir hiçliğin içinde yitip gidecek her şey şehr-i İstanbul’da da, şehr-i Amed’de de. Öncesinde, yaşaması gereken bir ulusun karşısına yok edilmesi gereken, ötekile
Celalettin CAN - Ya demokrasi ve özgürlük! Ya tekçi, otoriter rejim!

06.07.2014

Ya demokrasi ve özgürlük! Ya tekçi, otoriter rejim! Celalettin CAN Türkiye’de Kürt kökenli cumhurbaşkanları oldu, ama Kürt olarak Cumhurbaşkanı olmadı. Nitekim İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Fahri Korutürk,Turgut Özal Kürt köken
Soma’da işçilerin şimdi geleceklerine el koymaya çalışıyorlar

06.07.2014

Soma’da işçilerin haklarını gaspedip canlarını alanlar, şimdi de e devlet şifresini isteyerek geleceklerine el koymaya çalışıyorlar Madencilik sektöründe katliam derecesine varan iş cinayetleri Mayıs ayı gündemine damgasını vur
İsmail Cem Özkan - Önce güvenlik!

06.07.2014

Önce güvenlik! İsmail Cem Özkan Madenlerin girişinde yazılıdır; "önce güvenlik" ... Tıpkı bizim sol örgütler gibidir madenler, güvenlik vurgusu yapılır ama hiç bir şekilde güvenlik önemli alınmaz, bir birine benzer cinayetleri