BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Ferhat Güven - Gola Hızır Sular Altında...

18.12.2014

Gola çeto sular altında kalırken Alevi Açılımı başladı. Ve bugün Gola Hızır sular altında kalırken Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu Munzur Üniversitesinde yaptığı açıklamada kutsal mekanları önemsediğini ifade etmişti... B
Dersim’de TMMOB’dan torba yasa tepkisi….

18.12.2014

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim Temsilcisi İbrahim Demir, yeni Torba Yasa'da yapılacak düzenlemeye tepki gösterdi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim Temsilcisi İbrahim Demir, yeni Torba Yasa'da
Oya Baydar - AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken

18.12.2014

Ergenekoncu/ Gladyocu derin devleti dağıtma, ülkeyi demokratikleştirme iddiası ve misyonuyla gelenlerin, iktidarlarını Ergenekonla kucaklaşarak pekiştirmeye çalışmaları ibret verici. AKP iktidarı Ergenekon’la kucaklaşırken Oya Bay
Ferhat Tunç: DAİŞ’in Kobanê’ye saldırması nedeni AKP hükümeti

18.12.2014

Sanatçı Ferhat Tunç, Kobanê’ye insanı yardım koridorunun açılmasını isteyerek, DAİŞ’e AKP hükümetinden aldığı yardım nedeniyle Kobanê’ye saldırdığını dile getirdi. Fransızlar tarafından kurulan Kürdistan Dostluk ve
Dengekî jinê li warê strana Kurdî: Ayşe Şan

18.12.2014

´Erê ez hertim bi hesret dibêjim xweziya zimanê dîwarê mala me ya li Diyarbekirê hebûya û ji me re qala wan şevbêrkên dengbêjan bikira. Min di quncikan de li dengbêjan guhdarî dikir.´ Eyşe Şan di nava civata Kurdan da bi na
Bedeni  CÜBBELİ,  Aklı  ÜRYAN  Herif…

18.12.2014

Kadınlarımıza Yolumuza, Kutsal Değerlerimize, Deyişlerimize Dil Uzatma O Dilini Koparıp Oturağına Çakarım...!!! Bedeni CÜBBELİ, Aklı ÜRYAN Herif..CÜBBELİ AHMET;DİLİNİ TUT, EDEBİN VARSA EDEBİNLE OTUR yoksa;"EDEPSİZİM" de... BEH
İsmail Cem Özkan  -  Cibali Karakolu

18.12.2014

Üç perde ile seyirciyi selamlayan oyun, ilk perdesi bir düğün, İkincisi düğün sonrası gerdek odası(salonu), üçüncü sahne bir karakolda geçmektedir. Cibali Karakolu İsmail Cem Özkan Nuits de noces (Bir Düğün Gecesi) adlı bir F
'Maraş Katliamı ile Alevi ve Kürtler hedeflendi'

18.12.2014

Maraş Girişimi, Maraş Katliamı ile Alevi inancı ve Kürt kültürünün hedeflendiğine dikkat çekerek, "Türkiye, Maraş’tan Roboski'ye gerçekleştirilen bütün katliamlarla yüzleşmelidir. Bu yüzleşme sağlanmadan toplumsal adalet ve
Felluce'de Kadın Katliamını Lanetliyoruz!

18.12.2014

Vahşi DAİŞ çetesinin kadın katliamlarına geçtiğimiz gün Irak'ın Felluce kentinde bir yenisi daha eklendi. Irak İnsan Hakları Bakanlığı; bazıları hamile 150 kadının DAİŞ çeteleri tarafından cihad nikahı yapmayı kabul etmedikle
Sibel  Bulut  Yoldaş  ölümsüzdür!

18.12.2014

Kobane’de 12 Aralık günü YPG/YPJ güçlerinin IŞİD çetesine yönelik eylemi esnasında MLKP Savaşçısı Sarya/Eylem Deniz kod adlı Sibel Bulut yaşamını yitirdi. Rojava Kadın Devrimi adım adım gerçekliğini özgürlük yolunda gös
Hasan Bildirici - KCK’nin demokratik tepkiden kastı ne?

18.12.2014

Peki Yüksekova’da halk ve gençler, üstlerine gelen tank, top ve panzerleri nasıl durduracaklar. Hangi demokratik tepki ile? KCK’nin demokratik tepkiden kastı ne? Hasan Bildirici Çatışmazlık halinde olan KCK, Türk devletinin Kürdist
F tipi katliam destansı direniş

18.12.2014

O gün 20 cezaevinde 28 tutsak öldürüldü, 237 tutsak yaralandı. Dönemin Adalet Bakanı, "Herhangi bir zayiat yoktur" dedi. Bu vahşetin hesabı 14 yıldır sorulmadı. Devletin adına "Hayata Dönüş" dediği 19 Aralık Cezaevi Katliamı'nın
Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri

17.12.2014

Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri (EKSİKSİZ TAM LİSTE) Ülkemizde isimleri değiştirilen ve “Demokratikleşme Paketi”nin de başat maddelerinden biri olan “şehir ve köylerin eski gerçek isimleri” konusu,
Devrim ruhuyla sanat

17.12.2014

Devrim ruhuyla sanat Kültür Sanat Hareketi (TEV-ÇAND)  2000 yılında dağ sahasında kurumsallaştı. O günden bu yana Ş. Sefkan Sanat Okulu bünyesinde sinema, görsel (klip) ekibi, tiyatro, müzik, stand up, arşiv ve folklor ekipler
Dersim'den Kobanê'ye Kız Kardeşlik Köprüsü

17.12.2014

Dersim Yenigün Kadın Derneği, Kobane’den göç eden kadın ve çocuklar için belirlediği listeyle birlikte iki hafta sürecek yardım kampanyasının startını verdi. Bebek maması, çocuk bezi, bebekler için ilaç ve hijyen malzemeleri, s
Atardamarı Kesilen Kadın Kurtarılamadı

17.12.2014

Ameliyat sırasında atardamarı kesilen hasta, askeri helikopterle götürüldüğü Malatya’da hayatını kaybetti. Tunceli Devlet Hastanesi’nde safra kesesi ameliyatı olurken, atardamarı kesilen 48 yaşındaki Fatma Babayiğit, burada yapı
Fehim IŞIK - Savaştan barışa, çatışmadan çözüme...

17.12.2014

Heinrich Böll Vakfı, İsmail Beşikci Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ile Açık Toplum Vakfı, geçtiğimiz hafta ‘Savaştan Barışa Çatışmadan Çözüme’ adıyla bir konferans düzenledi Savaştan barış
Erdal ER - Erdoğan ve Gülen’in suç ortaklığı…

17.12.2014

İkili arasında 2012-13 yılında başlayan iktidar savaşı; 17 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk operasyonuyla yeni bir aşamaya geldi. Erdoğan ve Gülen’in suç ortaklığı… Erdal ER AKP, 2002 yılının Kasım ayında iktidara g
İsmail Cem Özkan - Güneş Batarken Bile Büyük

17.12.2014

Her sanat eseri kendi gerçekliğini yaratır ve yaşatır, okuyucusuna ve izleyicisine bu geçekliğin varlığını kabul etmesini aruzlar. Güneş Batarken Bile Büyük İsmail Cem Özkan Goethe alman dilinin kurucusu kabul edilir, felsefe alan
İbrahim ARLI  -  KAYIP  ARANIYOR......

17.12.2014

KAYIP ARANIYOR...... Kayıp ilanları yeterince fark edilmiyor Türkiye’de, maalesef.. Her yıl binlerce insan kayıp oluyor. Sosyal ve insani sorumluluk gereğince bu kayıpların aranması ve bulunması için her gün yayınlanan televizyon prog
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ - ‘Yerli Malı ve Tutum Haftası’ Kutlaması

17.12.2014

‘Yerli Malı ve Tutum Haftası’ Kutlaması Nostalji Değil, Bir Anlayış Olmalıdır Ülkemizin ekonomik bağımsızlığının korunması ve sürdürülebilir bir ekonomik alt yapıya sahip olması için yerel üretim ürünlerini kullanmak ve
Yüksel Işık - 17 Aralık'tan 14 Aralık'a: Beraber Yürümüşlerdi!

17.12.2014

Cemaat, elbette “sütten çıkmış ak kaşık” değildir ama haksızlık kime yapılırsa yapılsın karşısında durmak ve AKP Hükümetine karşı herkes için demokrasi şiarını yükseltmek, tarihi bir görevdir. 17 Aralık'tan 14 Aralık
Sosyalistler ve Sosyalist Hareketin Tarihinin Metodolojisi

17.12.2014

Bu sempozyumun konusu şöyle tanımlanmış bulunuyor: “Tarihi Konuşuyoruz - “Türkiye Devrimci Hareketi 12 Eylül 1980’e Kadar Olan Dönemi Tartışıyor”. Konu ve konuyu ele alacak olan Öznenin bu tür bir tanımlanması, her şeyden ö
Eyşe  Şan  Amed'de  anılacak.......

17.12.2014

Kürt müziğinin "taçsız ve tahtsız kraliçesi" olarak tanınan sanatçı Eyşe Şan ölümünün 18. yıldönümünde anılacak. Sanatçının şarkılarının seslendirileceği, Aram Tigran Kent Konservatuarı Orkestrasının vereceği konser
10 soruda: 17-25 Aralık operasyonları

16.12.2014

17 ve 25 Aralık 2013'te gerçekleştirilen operasyonlar, aradan bir yıl geçmesine rağmen Türkiye kamuoyu gündemindeki yerini koruyor. Operasyonlar hükümet ile muhalefet arasındaki en önemli gerilim başlıklarından. Hükümet bu operasyo
Dersim Halk Meclisi kuruluşunu ilan etti

16.12.2014

Dersim Halk Meclisi, "Demokratik özerkliğin inşa süreci" kapsamında kurulan mahalle meclisleri ve köy komünlerinin katılımıyla gerçekleşen konferansta Dersim Halk Meclisi ilan edildi. Dersim Halk Meclisi, "Demokratik özerkliğin inşa s
Ahmet Kahraman - '…sıra sana da gelecek!...'

16.12.2014

Kenan Evren'den sonra Fethullah da hukuk arıyor. Yarın, kimin "susma, sustukça sana da sıra gelecek" diyeceği ise gidişatın dehşetinden belli…Çünkü, burası Ortadoğu. Burada olmaz, olmaz… '…sıra sana da gelecek!..' Ahmet Kahraman
Handan Çağlayan - Leyla Zana: Bir Gün, Bir Dil, Bir Tarih

16.12.2014

Leyla Zana 6 Kasım 1991'de milletvekilliği yemin töreninde Meclis kürsüsünden “Min vê sondê ji bo gelê kurd û gelê tırk xwend" diye haykırdığında Kürt kimliğini artık görmezden gelmek mümkün olmayacaktı. Handan Çağlayan
74 yıllık tarihi toplu mezar / 3 mezara sığdırılmış 47 insan

16.12.2014

Kürdistan’ın her karış toprağında devlet tarafından katledilen Kürtlerin cenazeleri çıkıyor. Mûş’un Bêlatix köyünde, 1930’da aynı aşiretten 47 kişi elleri bağlı şekilde kurşuna dizilerek katledildikten sonra bu mezara gö
Nihat Ekinci - Gülen Hareketinden Paralel Örgüte

16.12.2014

Kürt gazetelere yönelik operasyonlar yapılarken “bunlar gazeteci değil teröristtir” diyen çevreler, bu günlerde Ahmet Şık gibi gazetecilerden “özür dileyenler” Gülen Hareketinden Paralel Örgüte Nihat Ekinci Gülen hareketi, F