BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Dersim’den Şengal’e kayıp kızlar

21.09.2014

Resmi rakamlara göre 13 bin 806 insan, canlı tanıkların anlatımlarına göre ise en az 50 bin insan katledildi Dersim soykırımında. (1937-1938) Kundaktaki bebeklerin süngülenerek katledildiği, kadınların tecavüze uğradığı bu kanl
İbrahim Okçuoğlu - Işid-Yaratılan Canavar “Cin Şişeden Çıktı”

21.09.2014

IŞİD-YARATILAN CANAVAR “CİN ŞİŞEDEN ÇIKTI” 4-5 Eylülde Cardiff'te (Galler) gerçekleştirilen NATO zirvesinin gündeminde esasen iki konu vardı. Birisi Ukrayna ve ikincisi de IŞİD eksenli olmak üzere Ortadoğu’ydu. Ukrayna üzerin
Nihat Ekinci - Türkiye Savaşın Tarafı

21.09.2014

Türkiye Savaşın Tarafı Nihat Ekinci Yeni Türkiye’nin dış politikasında bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceğini bilmiyoruz ancak tahtaravaliye dönüşen Ortadoğu politikasında artık taraf olmadan bertaraf olunacağını biliyoruz.
Cemal BABAOĞLU - İSLAMIN İŞİT'LE İMTİHANI

21.09.2014

İSLAMIN İŞİT'LE İMTİHANI Cemal BABAOĞLU 2014 yılının ilk aylarından itibaren yaptığı katliamlarla adından söz ettirmeye başlayan İŞİT (Irak-Şam İslam devleti) yeni bir İslam devletinin kurulacağından tüm İslam alemine cih
Veysi SARISÖZEN - Cehennem’in yol haritası ve Cennet’e giden yol!..

21.09.2014

Cehennem’in yol haritası ve Cennet’e giden yol!.. Veysi SARISÖZEN Hükümet 30 Eylül’de “yol haritasını” açıklayacakmış... Bu 30 Eylül tarihiyle IŞİD’ın Kobanê’yi düşürmek amacıyla giriştiği vahşi saldırı arası
Mustafa Kahya'yı Yıldızlara Uğurladık

21.09.2014

Mustafa Kahya'yı Yıldızlara Uğurladık Aşağıda biyografisini okuyacağınız Mustafa Kahya'yı Toplumsal mücadelenin Demokratik alanında ve HDP sürecinde tanıdım. Aynı gelenekten olmamama rağmen gerçekten tevazu sahibi kişiliği kesi
MSÜ, Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları Sempozyumuna verdiği salonu iptal etti

21.09.2014

Marksizm'in ve Sosyalizmin Sorunları Sempozyumu Hazırlık Girişimi’nden Kamuoyuna Duyuru 17-18 Ekim 2014 tarihlerinde Marksizmin ve Sosyalizmin Sorunları başlıklı, ayrı ama birbiriyle bağlantılı, iki sempozyum düzenlemeyi planlamış v
Dersim'de MKP üyesi yaşamını yitirdi

21.09.2014

Dersim'in Ovacık kırsalında, MKP'li Tugay Akdemir silahının kaza sonucu ateş alması nedeniyle yaşamını yitirdi. Dersim'in Ovacık kırsalında Maoist Komünist Partisi'ne (MKP) bağlı Halk Kurtuluş Ordusu (HKO) üyesi Tugay Akdemir yaş
Tunceli'den Batman'a Pedal Çevirecekler

20.09.2014

Tunceli'de yaşayan iki bisiklet tutkunu, barışa, barajlara ve HES'lere dikkat çekmek amacıyla Batman'ın Hasankeyf ilçesine bisikletle gitme kararı aldı. Tuncelili Metin Gölçür ve Fethi Gençaslan, Batman'ın Hasankeyf ilçesine bisikletl
Hüsniye Karakoyun - Hükümet Konak’tan Dışarı Bakmazsa...

20.09.2014

Hükümet Konak’tan Dışarı Bakmazsa... Hüsniye Karakoyun Ne zaman bir makam ziyareti gerçekleştirsem, öncesinde kapıda karşılayanın tavrına odaklanırım çoğunlukla, bir de içeri girdiğimdeki makamın camlarındaki perdelerin du
Aydın ENGİN - 17 Aralık’tan bugüne yalanlan(a)mayan…

20.09.2014

17 Aralık’tan bugüne yalanlan(a)mayan… Aydın ENGİN Beyler (Parantez açıyorum: “Beyler” dedim, çünkü sizin birinci takım silme sıvama erkek; kadının sizin cenahta göstermelikleri bir yana bırakırsak adı yok. O yüzden size
Şeyhmus Diken - Diyarbakır TÜYAP Kitap Fuarı Kapanıyor (mu)?

20.09.2014

TÜYAP Kitap Fuarı Kapanıyor (mu)? Amed Kürdistan coğrafyasına yönelik bir kitap fuarı düzenlemek konusunda çaresiz değil. TÜYAP’a mahkûm da değil. Ama mesele bu değil. Şeyhmus Diken /İstanbul - BİA Haber Merkezi TÜYAP Diyarba
İrfan Sarı - Anadilde eğitim ve yakılan okullar

20.09.2014

Anadilde eğitim ve yakılan okullar İrfan Sarı Türkiye eğitim politikası henüz asimilasyon aracı olmaktan kurtulamadı. Cumhuriyetle başlayan Türkleştirme sevdası en çok eğitimde araç olmuştu. Uzun bir süre boyunca falakaya yatır
Gülsen FEROĞLU - Yarınlar bizim için geç artık

20.09.2014

Yarınlar bizim için geç artık Gülsen FEROĞLU Şimdi mevsim, daima sıcak yerlere seyahat eden leyleklerin kıskanıldığı, erken gelen akşamların, sezonluk sevdalarla vedalaşmaların, bitişlerin, başlangıçların müdavimi sonbahardı
Kandil'den dönen HDP heyeti açıklama yaptı

20.09.2014

Kandil'den dönen HDP heyeti açıklama yaptı HDP heyetinin görüştüğü KCK yetkilileri, çözüm süreci konusunda hükümetin ağırdan alan, zamana yayan politikalarının süreci tehlikeye attığını belirtirken, ayrıca hükümetin olas
Kobanê’yi Sahiplenelim, Rojava Devrimini Yaşatalım!

20.09.2014

Kobanê’yi Sahiplenelim, Rojava Devrimini Yaşatalım! Kobanê dört bir yandan IŞİD çetelerinin kuşatması altında. Emperyalist devletlerin ve Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi bölge gerici devletlerinin silahlandırdığı, her türlü
Tunceli'de Organik Fasulye Hasadı

19.09.2014

Tunceli’nin Ovacık ilçesinde organik kuru fasulyenin geliştirilmesi çerçevesinde ilk hasat yapıldı. Ovacık ilçesine bağlı Koyungölü köyünde yapılan hasat etkinliğine Tunceli Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Orhan Kaya, Ov
Kürtçe eğitim Alevilerin de sorunu

19.09.2014

Kürtçe eğitim Alevilerin de sorunu Eğitim yoluyla asimilasyona ilişkin AABK Başkanı Öker, Alevi hareketinin, Kürtçe anadilde eğitim konusunda somut bir şey yapmadığını belirtirken, Pir Mustafa Mısır, “kendisine Aleviyim diyen her
Aslı Erdoğan - Eski Gece

19.09.2014

Eski Gece Aslı Erdoğan Uyarıda bulunmadan, tehlikelerini duyurmadan çökmüştü karanlık, sıradan bir Eylül akşamında belirmiş, apansız, vaktinden önce derinleşmişti. Başka topraklardan gelen kapkara bir ırmak taşmış, sel sular
MEDYA DUYURUSU / 2. Orhan Doğan Barış Ödülü

19.09.2014

MEDYA DUYURUSU / 2. Orhan Doğan Barış Ödülü Türkiye Barış Meclisi’nin girişimiyle bu yıl ikincisi verilecek olan Orhan Doğan Barış Ödülü, 21 Eylül Pazar akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Anadolu Audit
Hasan Ozan - “Yaratıcı Kaos”, Obama Planı Ve Işid…

19.09.2014

“Yaratıcı Kaos”, Obama Planı Ve Işid… Hasan Ozan “Yaratıcı kaos” stratejisi ve taktikleri doğrultusunda Amerikan emperyalizmi tarafından Ortadoğu arenasına sürülen IŞİD’in kontrolden çıkması üzerine Amerikan emperyaliz
Oturduğu için cezaevine düştü, kalkamadığı için nakil olamıyor!

19.09.2014

Oturduğu için cezaevine düştü, kalkamadığı için nakil olamıyor! Bir ayağı olmayan Salih Şimşek hastaneye giderken yolu kapayan oturma eylemine katıldığı gerekçesiyle 3 yıl hapis cezası almıştı. Açık cezaevine geçmek için
Nihat Ekinci - Kürtçe Eğitim Ve Kapatılan Okullar

19.09.2014

Kürtçe Eğitim Ve Kapatılan Okullar Nihat Ekinci Her yıl eğitim ve öğretim sezonunun başlaması ile birlikte ülkede bir tartışma başlar. Tartışmanın nedeni ise ülkenin eğitim ve öğretim sorunlarının yanı sıra özellikle bölg
Ali Rıza MALKOÇ (Şair) - ANILAR / 3 ay aradan sonra anıları yazmaya devam ediyoruz

19.09.2014

ANILAR Ali Rıza MALKOÇ  SAMSUN WWW.ARM.WEB.TR Yıl 1978, liseye yeni başladığımız yıllar… Ne internet var, ne cep telefonu, sabit telefonlarbile otomatik olarakşehir dışını arayamıyor. Zaten bir mahallede sabit telefo
Gerger: IŞİD Türkiye adına Kürtlere karşı savaşıyor

19.09.2014

Gerger: IŞİD Türkiye adına Kürtlere karşı savaşıyor Araştırmacı yazar Haluk Gerger, Türkiye'nin IŞİD'le herhangi bir sorunu olmadığını ifade ederek “IŞİD'li ya da IŞİD'siz Ortadoğu Türkiye'nin işine yarıyor” dedi. IŞ
Fehim Caculi -

19.09.2014

"Donsuzlar"ın değişim talebine karşı muktedirlerin restorasyon projeleri Fehim Caculi Bilindiği üzere Fransız Devrimi’nde esas kitle tabanını teşkil eden ve serflerden, işçilerden kısacası o dönemin yoksullarından oluşan ana gö
Yazar adaylarına açık çağrı!

19.09.2014

Yazar adaylarına açık çağrı! Propaganda Yayınları olarak yazarlara açık bir davet sunuyoruz. 2011 yılında kurulan yayınevimiz, birçok saygın yazarıyla yayıncılık piyasasında yapılamayanı yapıyor. Sadece ekitap yayınlayarak v
Tahir Canan - Kitap Ve Gerçekler!

19.09.2014

Kitap Ve Gerçekler! Tahir Canan "Bin Muhteşem Güneş" Khaled Hosseını Kitabı. Bu kitap Afganistan'da ki toplumsal yaşamın ve savaşların, işgalleri, yerli çetelerin, din bezirganlarının nasıl olduğuna dair bize bilgiler vermekte. Y
Velilerden

18.09.2014

AHİM'in zorunlu din dersleri kararı üzerine Tunceli'de bir grup öğrenci velisi çocuklarının okuduğu okula giderek zorunlu din dersinden muaf olmaları için dilekçe verdi. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eğitim ha
MEM Önünde

18.09.2014

DBP Dersim İl Örgütü'nün, "Anadilde eğitim hakkı istiyoruz" sloganıyla başlattığı boykot dördüncü gününde de devam etti. Bu kapsamda İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Bele