BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

İsmail Beşikçi'ye Gevorg Surenyants nişanı verildi

31.10.2014

Ermeni soykırımı konusunda çalışmalara yapan Türkiyeli araştırmacılar için hazırlanan Gevorg Surenyants nişanı, bu sene ilk defa İsmail Beşikçi'ye verildi... Sosyolog İsmail Beşikçi, Diyarbakır eski Belediye Başkanı Osman Ba
'Dersim'in Kayıp Kızları' Belgeselinin Galası Yapıldı

31.10.2014

Tunceli'de 1938 yılında yaşanan olaylar sırasında kaybolan kızların konu edildiği 'Dersim'in kayıp kızları' belgeselinin ikincisi olan 'Hay Vay Zaman' adlı filmin galasıTunceli'de yapıldı. NezahatGündoğan'ın yönetmenliğini yaptı
Dersim doğası bu kez siyanür tehdidi altında

31.10.2014

Hidroelektrik santralleri (HES) ve baraj projeleriyle eşsiz doğası talan edilen Dersim, bu kez siyanürle altın, bakır ve gümüş çıkartma tehdidi altında. 100 şirkete "maden arama", 45 şirkete ise "maden işletme" ruhsatının verildiğ
Düzgün VEROZ  -  Şengal

31.10.2014

Şengal Bu hangi zamandır böyle Ölümler yağar duru durmadan Susuz bir dağın Karanlığında Bir yudum su için Işık istedim Ya Meleke Tavus ya piri Zerdeşt’i Qal Bir damla ışık Sen ki evrene ışık oldun Bir tek bana mı yo
ASLI ERDOĞAN  -  HAYALGÜCÜ İKTİDARA

31.10.2014

HAYALGÜCÜ İKTİDARA ASLI ERDOĞAN Savaş. Bir kavram, bir gerçeklik, insana özgü bir durum, bir trajedi. Tarih denilen anlatının hep yinelenen kara teması… İzlenimleri deneyime, deneyimi sözcüklere dönüştüren ‘yolculuk’ hep zo
Hiçbir yerde kazaya kurban edilmek istemiyor, güvenli bir ortamda insanca yaşamak istiyoruz.!

31.10.2014

Hiçbir yerde kazaya kurban edilmek istemiyor, güvenli bir ortamda insanca yaşamak istiyoruz.! Elma toplama işi yapan işçileri taşıyan servis aracının Isparta Yalvaç'tan Gelendost'a giderken şarampole yuvarlandığını, çoğu kadın 1
Rte'ye Sözde Hakaret Cezasina Erol Özkoray'dan İtiraz

31.10.2014

Rte'ye Sözde Hakaret Cezasina Erol Özkoray'dan İtiraz Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a (RTE) Gezi Fenomeni kitabında yer alan anonim duvar yazılarında hakaret ettiği gerekçesiyle geçtiğimiz 23 Eylül'de 11 ay 20 gün hapis ceza
Ali Fuat Karaöz - Yaşar Kemal’in sanat anlayışı

31.10.2014

Yaşar Kemal’in sanat anlayışı Ali Fuat Karaöz “Yaşamak halk olmak, doğa olmak demektir. Yaşamak halkın ve doğanın sonsuzluğunda yaşamaktır. Bir sınıfın sınırında yaşamak insanı zenginleştirmez, fukaralaştırır. Bir öyk
Pîlemûrîye û xoverodayişê Kobanê

31.10.2014

Pîlemûrîye û xoverodayişê Kobanê Di serehewanayişê Pîlemûrîye de şarê Dêrsime xoverodayişekê dîrokî dabi. Nika di Kobanê de zî xoverodakarê Kobanê bi rûhê xoverodayişê Pîlemûrîye têkoşînekê dîrokî danê û têkoş
Halil Savda - Erdoğan'la çözüm kör kuyuda olmak gibi

31.10.2014

Erdoğan'la çözüm kör kuyuda olmak gibi Halil Savda IŞİD gidecek, bu kesin. Ancak Amerika'nın cevap bulamadığı soru şu: IŞİD'in elindeki bölgeleri kim yönetecek?Irak'ta Ebadi hükümeti ve Kürt federe yönetimi var. Bunlar IŞİD'i
Hasan Cemal - Maalesef karamsarım, gidiş iyi değil!

31.10.2014

Maalesef karamsarım, gidiş iyi değil! Hasan Cemal Türkiye’nin hâlleri iyiye gitmiyor.Morali her geçen gün bozulmakta olan bir ülkede yaşıyoruz.Ne yazık ki öyle.Haberler kötü!İnsan hayatına zerre kadar kıymet vermeyen madenlerdeki
Basın Bildirisi: Madenci Bilançosu

31.10.2014

Basın Bildirisi: Madenci Bilançosu Yine bir maden kazası ve yine yerin metrelerce altında kendisinden haber alınamayan madenciler… Mayıs ayında Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği kaza daha sıcaklığını korurken; bu kez habe
Haksız yere tutuklu mülteciler için imza kampanyası

31.10.2014

Haksız yere tutuklu mülteciler için imza kampanyası Merhaba Arkadaşlar, MAZLUMDER Mülteci Hakları Merkezi olarak bir imza kampanyası başlattık,imzalarınıza ve metni paylaşarak destek almaya ihtiyacımız var. Lütfen bağlantıya tık
MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi İnsan Hakları Okulu 5. Kez Başlıyor

31.10.2014

MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi İnsan Hakları Okulu 5. Kez Başlıyor. MAZLUMDER Diyarbekir Şubesi, bu yıl 5. Kez düzenlenecek olan İnsan Hakları Okulu’nun programını açıkladı. 8 Kasım – 27 Aralık 2014 tarihleri boyunca her Cumartesi
Dersim'in Tilek köyünde ne su ne yol ne elektrik var

30.10.2014

Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Tilek köyünde yaşayanlar su, elektrik ve yol gibi temel ihtiyaçlardan yoksun durumda. Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Tilek köyünde yaşayanlar su, elektrik ve yol gibi temel ihtiyaçlardan yoksun du
Gole Çetu’ya Areya Kay Eli Değdi

30.10.2014

Areye Kay Tiyatro Grubu Tunceli merkezde bulunan Gole Çetu ziyaretinde çevre temizliği yaptı. Grubun Yönetmeni Yılmazcan Şare, özellikle Tunceli için kutsal sayılan ziyaretlerde, çevre temizliği konusunda biraz daha duyarlı olunması ger
Belediyeden Su Depoları Yenileme Çalışmaları

30.10.2014

Belediyeden yapılan açıklamada Atatürk Mahallesi'nde 1500 tonluk su deposu yapımının ve mahallede bulunan su depoların bakım ve onarım çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Tunceli Belediyesi'nden yapılan açıklamada, kent genel

30.10.2014

Hozat'ta Muharrem ayı dolayısıyla "12 İmamlar Orucu ve Kerbela" konulu panel düzenlendi. Hozat Belediyesi, Muharrem ayı dolayısıyla "12 İmamlar Orucu ve Kerbela" konulu panel düzenledi. Panelin yanı sıra anma etkinliği de düzenlendi. A
Necdet Saraç - Aleviler Cumhuriyet’i niçin destekledi?

30.10.2014

Aleviler Cumhuriyet’i niçin destekledi? Necdet Saraç 1826’da Alevi-Bektaşi dergahlarının kapatılmasının, yakılmasının, yıkılmasının üzerinden çok değil daha 100 yıl bile geçmemişti. Büyük bir katliam yaşanmış, Hacı Be
Nihat Ekinci - Çözüm Sürecine Mecbur Ve Mahkûm Değil(Mi-Y)İz?

30.10.2014

Çözüm Sürecine Mecbur Ve Mahkûm Değil(Mi-Y)İz? Nihat Ekinci 28 Ekimde yapılan bakanlar kurulu toplantısından sonra açıklama yapan hükümet sözcüsü ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç çözüm sürecine ilişkin olarak yaptı
Dîroka Dêrsime binê dagirê vîyarta

30.10.2014

Dîroka Dêrsime binê dagirê vîyarta Şarê Dêrsime biryarê akerdişê şehîdgehe girewtbi la belê verba no biryarê şarê hukûmata AKP rîyê xo faşîstî mojnabi û di Dêrsime de OHAL îlan kerdbi, verba no OHALê hewna dêrsimijan di m
Demir Küçükaydın - ABD’li Generalin Kobani Kehanetleri

30.10.2014

ABD’li Generalin Kobani Kehanetleri Kobane Kuşatmasının başından beri yazdığımız birçok yazıda Kobane’nin düşebileceğine ilişkin ABD generalleri beyanlarının bir durum saptaması değil, birer tehdit olduğunu yazıyorduk. Örn
Veysi Sarısözen - Ben Kemalist olsaydım acaba ne yapardım?

30.10.2014

Ben Kemalist olsaydım acaba ne yapardım? Veysi Sarısözen Ben son zamanlarda şöyle bir soruyu sık sık kendi kendime soruyorum: Eğer bir Kemalist olsaydım, bugünün Türkiyesi'nde ne yapardım?Dün Sözcü Gazetesinde Uğur Dündar'ın "Cu
COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ

29.10.2014

COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ Babam Zülfü Elveren; babası Kaya, annesi Hatun, dedesi İsmail hakkında bildiklerini bize hep anlatırdı. Örneğin; Evlerinin yanması, babasının sonradan gözlerini nasıl kaybettiğini, a
COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ

29.10.2014

COŞKBA İLE İNCEBELEK ZİYARETLERİNİN HİKMETİ Babam Zülfü Elveren; babası Kaya, annesi Hatun, dedesi İsmail hakkında bildiklerini bize hep anlatırdı. Örneğin; Evlerinin yanması, babasının sonradan gözlerini nasıl kaybettiğini, a
Tayfun İşçi - SEÇİM İÇİN BARIŞMAK

29.10.2014

SEÇİM İÇİN BARIŞMAK Tayfun İşçi Sorunların barış içinde, bir birini anlayarak çözülmesini ne çok isterdim. Ne çok isterdim, benim ona, onun bana ön yargısız yaklaşmasını. Nefret ve öfkenin bir birine kılıç çektiği bu g
Tunceli'de Fethullah Gülen Hakkındaki Suç Duyurusu

29.10.2014

Tunceli Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Cem Tekinoğlu'nun Gülen hakkında "Hakaret, nefret ve ayrımcılık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" iddiasıyla yaptığı suç duyurusunu değerlendiren Tunceli Cumhuriyet B
Cemil Gündoğan - Türk(iyeli)leşmek: Boş bir Umut, Boş bir Korku

29.10.2014

Türk(iyeli)leşmek: Boş bir Umut, Boş bir Korku Cemil Gündoğan cemil_gundogan@yahoo.se Birkaç ay evvel HDP “Türkiye partisi” olarak seçime girip yüzde on oy alınca ne rüyalar görülmüştü. Ana akım medyadan Türk solcularına ka
Barzani’nin Yorumcuları Barzani’nin Kobani’yi Nasıl Düşürdüğünü Anlatıyor

29.10.2014

Barzani’nin Yorumcuları Barzani’nin Kobani’yi Nasıl Düşürdüğünü Anlatıyor Geçen hafta, hem bir uyarı olarak hem de olan bitenin özünü vermek için “Kobani Düştü” başlıklı bir yazı yazmıştık. Birçokları, özellik
Yanlış Soru: “Kobani” veya “Ayn El Arap” Kürt Şehri mi, Arap Şehri mi?

29.10.2014

Yanlış Soru: “Kobani” veya “Ayn El Arap” Kürt Şehri mi, Arap Şehri mi? Önce bir anekdot. Saraybosna’nın kuşatıldığı, eski Yugoslavya’nın parça parça olduğu yıllarda, Hamburg’a da epeyce bir eski Yugoslavyalı savaşta