BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Dersim’de HES istemiyoruz

29.01.2015

Elazığ 1. İdari Mahkemesinde Dersim’de yapımı planlanan 2 adet regülatör ve Hidroelektrik Santrali (HES) projesine karşı açılan davanın duruşması görüldü. Mahkeme kararını daha sonra bildirecek.  Çemişgezek İlçesinde Ta
Dersim'de halk baraja geçit vermiyor

29.01.2015

Dersime bağlı Hozat, Çemişgezek ve Pertek üçgeninde bulunan Kalecik-Çağlarca köyleri mevkiinde yapılması planlanan ‘Cevizlidere barajı ve sulaması, malzeme ocakları, kırma eleme, yıkama eleme tesisi ve beton projesi’ Çevresel Etk
Dersim’de minibüs hattı gerginliği

29.01.2015

Dersim’de şehir içi yolcu taşımacılığı yapan iki farklı minibüs hattı şoförleri arasında çıkan tartışma kısa süreli gerginliğe neden oldu. Tartışma, Belediye Başkanlarının ara girmesiyle son buldu. Edinilen bilgilere gör
AZRAİL DUA KABUL ETMİYOR

29.01.2015

AZRAİL DUA KABUL ETMİYOR Dr. İsmet Turanlı Azraile Almanlar TODES ENGEL (Ölüm meleği) diyorlar. İnsanların canından ruhunu alana nasıl melek diyorlar anlamadım. Önce yeğenimin, sonra sevgili ablamın ruhunu ahrete taşıyan AZRAİL
Kobanê'de Dört Gün

29.01.2015

Kobanê'de Dört Gün Dört gün boyunca gidilmedik yer bırakmadık Kobanê'de. Bir kez daha gördük ki bu direnişin her anı bir destan. Ferhat Tunç / Kobanê - BİA Haber Merkezi Kobanê'ye geçmek için sınıra vardığımızda yoğun ç
Bunca vahşete ortak olmak istemiyorsanız!

29.01.2015

Bunca vahşete ortak olmak istemiyorsanız! Ali ERDOĞAN Şapkamızı önümüze koyup, şöyle bir   ülke manzarasına göz atalım. AKP hükümeti on bir yıldır iktidarda ve   Türkiye’li halkların başında boza pişiriyo
Kobanê’nin hesabı sorulmalıdır

29.01.2015

Kobanê’nin hesabı sorulmalıdır Esra Çiftçi Elbette gelecek kuşaklar tıpkı Stalingrad ve Leningrad gibi Kobanê zaferinin insanlık ailesi için hangi anlama geldiğini, neler kazandırdığını anlatacak, yazacak ve kahramanca savaşan
‘Alevilerin oyu tek bir partiye kanalize olmayacak’

29.01.2015

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu ile Alevilerin yaklaşan seçimlerdeki tercihlerinin neler olabileceğini konuştuk. Kenanoğlu, Alevi oylarının tek bir partiye kanalize olmayacağını söylerken, partilerin Alevi po
Strazburg Davası Soykırıma Uğrayan 1,5 Milyon İnsanın Davasıdır

29.01.2015

Strazburg Davası Soykırıma Uğrayan 1,5 Milyon İnsanın Davasıdır Zeynep Tozduman AHİM davası için Strazburg’a giden kutsal ittifakın "1915 soykırımını unutturma ’’ politikaları yeni değildir. Yüzyıldır varlığını, başk
Strazburg Davası Soykırıma Uğrayan 1,5 Milyon İnsanın Davasıdır

29.01.2015

Strazburg Davası Soykırıma Uğrayan 1,5 Milyon İnsanın Davasıdır Zeynep Tozduman AHİM davası için Strazburg’a giden kutsal ittifakın "1915 soykırımını unutturma ’’ politikaları yeni değildir. Yüzyıldır varlığını, başk
Süleyman Şahin (Ari Mazın) - ŞEYH Ali (Dumuklu Olayı)

29.01.2015

Şimdi Orta doğudaki katliamlara bakıldığında Kobani ve Şengal örneklerinde görüldüğü gibi, sadece Kızılbaş Kürtlerinin inançlarına ve de kadınlarını pazarlarda satıldığını görmekteyiz. ŞEYH Ali (Dumuklu Olayı) Süleyma
ŞEYH Ali (Dumuklu Olayı)

29.01.2015

Şimdi Orta doğudaki katliamlara bakıldığında Kobani ve Şengal örneklerinde görüldüğü gibi, sadece Kızılbaş Kürtlerinin inançlarına ve de kadınlarını pazarlarda satıldığını görmekteyiz. ŞEYH Ali (Dumuklu Olayı) Süleyma
Sürgün olmayınca gece vardiyası cezası

29.01.2015

Ankara’da sürgüne direnen Tüm Bel-Sen üyeleri, bu kez ihtiyaç olmamasına rağmen gece vardiyasında çalıştırılmaya başlandı. Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı Otobüs İşletme Daire Başkanlığında memur kadrosunda çalış
Yazarımız Ali Erdoğan’ın “Açın Kucakları” Kitabı Yayınlandı

29.01.2015

Yazarımız Ali Erdoğan’ın “Açın Kucakları” Kitabı Yayınlandı Fırat Yayınları tarafından hazırlanan “Açın Kucakları” isimli kitap yazarımız Ali Erdoğan’ın elbistanliali@fsmail.net adresinden isteyebilirler. Kitabı
Aydınlardan İfade Özgürlüğü İçin Toplumsal Sözleşme Çağrısı

29.01.2015

Türkiye’deki fikir dünyasının tanınmış yazar ve siyasetçilernin bulunduğu birçok isim, son günlerde hem dünyada hem ülkemizde fikir ve ve ifade özgürlüğüne yönelik baskı ve saldırılar üzerine ortak bir bildiri yayınladı. T
ASLI ERDOĞAN - BİR KIŞ YOLCULUĞU

29.01.2015

On küsur yıl önce Kürtçe çevirmeni aracılığıyla konuşabildiğim bir mahpus annesi, ''ayrılmadan önce bana umut verecek bir şeyler söyle bari,'' demiş, gözlerini gözlerimin içine dikmişti. BİR KIŞ YOLCULUĞU ASLI ERDOĞAN Kala
Selam olsun Kobane zaferimize!...

29.01.2015

Kürdistan’nın dört parçası, Türkiye ve Avrupa’da sokaklar zafer halaylarına duruyor… Kobane direnişi aylardır amansız sürdürülen direnişin sonucunda ezilen halklara zaferi muştuladı. ‘Ya devrim kazanacak, ya barbarlık ve k
Mersin’de MHP, AK Parti Ve CHP İl Başkanları Arasındaki Fark

29.01.2015

Kapısına Düşmeye Göresin Burak Canlı Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz… Bilmemekteyseniz diye yazıyorum. Şu an Mersin Milletvekili Aday Adayıyım. Bir yazı almışım kaleme. “CHP ve MHP Genel Başkanlarına Mersin Milletvekili
Mersin’de MHP, AK Parti Ve CHP İl Başkanları Arasındaki Fark

29.01.2015

Kapısına Düşmeye Göresin Burak Canlı Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz… Bilmemekteyseniz diye yazıyorum. Şu an Mersin Milletvekili Aday Adayıyım. Bir yazı almışım kaleme. “CHP ve MHP Genel Başkanlarına Mersin Milletvekili
Ergüder Öner - Dersimlilerin Vergisi Kimin Umrunda?

28.01.2015

Hiçbir Dersimlinin elektrik, su ve benzeri borcu yoktur. Kaçak olarak bunları kullanmaz. Buna rağmen devlet nezdinde “ötekiler” olarak görülmüş ve değerlendirilmiştir. Vergisini eksiksiz olarak ödeyen Dersimliler bu görevlerinin kar
Dersim Ve Elazığ’da Kobani coşkusu

28.01.2015

Kobani Zaferi Tunceli'de Kutlandı Dört aydan fazla bir süredir çatışmaların sürdüğü Kobani'nin, artık tamamen Kürt güçlerinin eline geçtiğinin duyulması üzerine birçok ilde kutlamalar yapıldı. Tunceli'de de Kobani'nin IŞİD'd
Pertek’te neler oluyor?

28.01.2015

Pertek İlçesi’nde belediye, Ak Parti İlçe Teşkilatı ve iki birahaneye yönelik molotoflu saldırının ertesi günü ilçeye bağlı Soğukpınar Mahallesi’nde ellerinde uzun namlulu silahlarla gezen sivil şahısların olduğu ileri sürü
Tunceli'nin Gösteri ve Yürüyüş Güzergahı Açıklandı

28.01.2015

Tunceli Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamayla 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na uygun olarak hazırlanarak yürürlüğe giren 2015 yılı “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Güzergâh Planı” çerçev
Fikret Başkaya: Siyasette laiklik olmazsa olmazdır

28.01.2015

FikretBaşkaya'nın,'islamcılık ve sol' ile ilgili BirGün gazetesine verdiği röportaj.  “Toplumu İslamlaştırmak, dinileştirmek, dinci gericiliğe hapsetmek, Türk mülk sahibisınıflar ile emperyalizmin (ABD) ortak tercihi ve projes
Aleviliğin statüsü

28.01.2015

Aleviliğin statüsü Kemal Bülbül Alevilik tanımıyor! Aleviler sistematik katliam tehdidi ile karşı karşıya! Tanınmayan ve statüsü olmayan bir toplum tekil hak talepleriyle eşit yurttaşlık yerine İnançsal özerklik istemelidir! Ale
Celal Başlangıç - Mevzubahis Kürtlerse 'devrimcilik' teferruattır!

28.01.2015

Kobanê'de IŞİD çetelerine karşı Kürtlerin zaferini görüp dumura uğramış, neredeyse "Türk-İslam sentezcileri"yle benzeşenler için yazılmıştır bu yazı. Mevzubahis Kürtlerse 'devrimcilik' teferruattır! Celal Başlangıç Küba'
Kani Beko - Sonucu değiştirecek bir birliktelik gerekiyor

28.01.2015

7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak genel seçimler, hem ülke gündemindeki sorunlar açısından hem de dünyanın ve ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu’daki koşullar açısından son derece önemlidir. Kani BEKO* 7 Haziran 2015 tarihi
İsmail Cem Özkan - Cansız bedenler çürürken…

28.01.2015

Tarihimiz kan akıyor, insanlar kan içinde boğuluyor, doğal olarak onların torunları da kan içmek için kan dökmek adına fırsat kolluyor... Cansız bedenler çürürken… İsmail Cem Özkan Etrafta cesetler nefes almadan yatıyor. Üzerl
Cansız bedenler çürürken…

28.01.2015

Tarihimiz kan akıyor, insanlar kan içinde boğuluyor, doğal olarak onların torunları da kan içmek için kan dökmek adına fırsat kolluyor... Cansız bedenler çürürken… İsmail Cem Özkan Etrafta cesetler nefes almadan yatıyor. Üzerl
Necdet Saraç - Ceket tutanlarla, kafa tutanlar!

28.01.2015

Ceket tutanlarla, kafa tutanlar!Necdet SaraçTamam, kapitalizmin krizi derinleşiyor ve Syriza’nın aldığı bu sonucun krizle doğrudan ilişkisi var!Tamam, halkın muazzam hoşnutsuzluğu ve öfkesi de sandığa yansıdı!Tamam bu tür krizler,