Apê Musa

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

MAZLUM DOĞAN DİYOR Kİ!

UNUTULMAYANLAR

sivas sehitleri animasyon
hrantdink 03 Adnan Yucel small
ahmet kaya yilmaz guney
metin-hasan Aram-3

ÖNEMLİ AÇIKLAMA: 

Gomanweb Sitesi; düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi, evrensel basın-yayın ilkeleri çerçevesinde görüş bildirmek isteyen herkese açıktır. Yazıların içeriğinden yazı sahipleri sorumludur

YAYIN YÖNETMENİ

GOMANWEB YAZARLARI

KÖŞELİ DEMOKRASİ

198 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

EN SON EKLENEN HABERLER

Hasan Ozan - “Postkapitalizm”Le Proletarya Buharlaştı Mı? -VIII

24.04.2014

  HASAN OZAN Proletaryanın ve onun tarihsel devrimci rolünün açık ya da gizli ret ve inkarı, öteden beri Marksizm-Leninizm’le her türden anti-proleter, anti-Marksist-Leninist akım arasındaki ilkesel ayrılığın ana ayıracı olagelmiştir. Devrimci proletaryanın yerine “y
Hesen Xoce - Vanê Ewro 23 Nîsana, Roja Doman A / Tutan A

24.04.2014

VANÊ EWRO 23 NÎSANA, ROJA DOMAN A / TUTAN A   Nîjadperestê Tirkî her tim nîya vane;   -Na îda 23 ê Nîsanê îda domanana û tenya bi xo ser dewleta ma de esta. 94. Serrîyo ke ma na îdê binbarek kenîme. Domanan benîmê makaman de danîmê ronîştenê. Ma henî domanan r
Hüseyin Yayman - Çözüm Sürecine Dersim'den Bakmak...

24.04.2014

  Çözüm sürecine Dersim’den bakmak... Hüseyin Yayman Tunceli’ye ilk defa yirmibeş yıl önce genç bir üniversite öğrencisi olarak gelmiştim. O vakitler Erzurum yolu Bingöl üzerinden değil, Tunceli ve Pülümür güzergahından geçerdi. Daha sonra bu yol tamamen yasa
Tunceli'de 1915 Olayları Kınandı

24.04.2014

Hdp İl Başkanı Fatma Kalsen ve beraberindekiler Sanat Sokak üzerinde basın açıklaması yaptı. Kalsen, 99 yıl önce Ermeni aydınların evlerinden alınarak zorunlu sürgüne gönderildiğini ve katledildiğini iddia ederek şunları söyledi Bu topraklarda çok acılar yaşandı. Ermen
“Soykırım” ve “Özür Dileme” Kavramlarının Sorunları Üzerine

24.04.2014

Ermeni Katliamı’nın 99. Yıldönümü Vesilesiyle “Soykırım” ve “Özür Dileme” Kavramlarının Sorunları Üzerine Ermeni Katliamı üzerine sanırım Türkiye’deki sol içinde ilk yazanlardan ve en radikal tavır koyanlardan biriyimdir. Ermeni Katliamı üzerine ilk yazıyı, 1
Baki Gül - BDP, HDP, Rojava ve özerklik

24.04.2014

BDP, HDP, Rojava ve özerklik Baki Gül BDP’li milletvekilleri HDP’ye katılacak diye, kıyamet koparmaya çalışanlar, felaket tellallığı yapanlar ama da çoğaldı. Acayip yorumlar var. Çoğu da akla ziyan yorumlar. Evet, BDP’nin Kürt demokratik siyasetine katkısı, geldiği nokt
Mehmet Atak  -  Yedi Güzel Adam

24.04.2014

Yedi Güzel Adam Mehmet Atak Az önce TRT'de "Yedi Güzel Adam"ın tekrarını yakaladım. Pakdil, Zarifoğlu, Özdeneren'ler, Beyazıt, İnan.. Aslında çekildiğini ilk duyduğumda ciddi endişe duymuştum, müsamere düzeyinde bir canlandırma olmuştur diye. Değil. Şüphesiz senaryosunda
Gomanlı Süleyman Elveren Vefat Etmiştir

24.04.2014

GOMANLILAR BİR ÇINARINI DAHA KAYBETTİLER   Gomanlı Süleyman Elveren'in tedavi görmekte olduğu Elazığ Devlet Hastanesi'nde bu sabah (24.04.2014) vefat ettiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.   Yurtiçinde ve dışında bulunan çocuklarına ve yakınlarına haber v
Dersimi Yeniden İnşa Cemiyeti '24 Nisan açıklaması'

23.04.2014

Dersimi Yeniden İnşa Cemiyeti '24 Nisan açıklaması' Dersimi yeniden İnşa Cemiyeti, Ermeni Soykırımı'nın yıldönümü vesilesi ile bir açıklama yaparak Soykırım kurbanlarını andı ve soykırımcıları lanetledi.. Dersimi Yeniden İnşa Cemiyeti açıklamasında; '24 Nisan Ermeni S
İdam sehpasındaki Ermeniler: 'Yaşasın sosyalizm!'

23.04.2014

  İdam sehpasındaki Ermeniler: 'Yaşasın sosyalizm!' 99. yılında olan Ermeni Soykırımı'nın bir parçası da Beyazıt Meydanı'nda katledilen sosyalist Ermeniler. Sosyal Demokrat Hınçak Partisi'nin 20 önderi, idam sehpasında "Yaşasın Sosyalizm" diyerek son nefeslerini verdi. Er
Demir Bilgin  -  Dönüyorlar(*)!...

23.04.2014

  Dönüyorlar(*)!... Demir Bilgin Demir.bilgin@yahoo.dk   Dönenler dönüyor. Dönenler, önce, zavallık-larına ağıt döküyor. Burada ağıt, “kendini kusmak” oluyor: Evren oluyor. Recep oluyor.Her ırktan ve dilden inkâr oluyor. Kendini ve kimliğini red-etmek oluyor.
Hatip Dicle 4.5 yıldır rehin

23.04.2014

Hatip Dicle 4.5 yıldır rehin 'KCK Ana Davası'nda yargılanan Amed Milletvekili Hatip Dicle'nin de aralarında bulunduğu 43 kişinin tutukluluğuna itiraz, reddedildi. BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Dicle'nin 4 yıl 4 aydır rehin tutulduğunu belirterek, "Cezaevinde tutm
Prof. Baskın Oran: 1915 çıkışı önemli ama yetmez

23.04.2014

Prof. Baskın Oran: 1915 çıkışı önemli ama yetmez Prof. Dr. Baskın Oran Başbakanlık düzeyinde 1915 Ermeni ölümlerinin tarihte bir ilk olarak anılmasını Hür Haber’e değerlendirdi AGOS Gazetesi yazarı Prof. Dr. Baskın Oran Başbakan Erdoğan’ın "Acılarla dolu zor bir döne
Sakine Cansız ve Gurbetelli Ersöz’ün kitapları raflarda...

23.04.2014

Sakine Cansız ve Gurbetelli Ersöz’ün kitapları raflarda... Aram Yayınevi tarafından Nisan ayında çıkarılan dört kitaptan ikisi, Kürt kadın mücadelesinde, ulusal mücadelesinde ve basın özgürlüğü mücadelesinde adını yazdıran Sakine Cansız ve Gurbetelli Ersöz’e ait.&nb
Günay Aslan - BDP-HDP birleşmesi üzerine

23.04.2014

  BDP-HDP birleşmesi üzerine Günay Aslan Özgürlük mücadelesinin ister siyasi ve askeri olsun, ister kültürel, ekonomik ve diplomatik olsun hayatın her alanına ilişkin mevzilerini çok ağır bedeller karşılığında yarattığı biliniyor. Mücadelenin her alanına ilişkin
Memo Şahin - Kışanak, Karabük’te çıkan kömürden pay mı istedi?

23.04.2014

Kışanak, Karabük’te çıkan kömürden pay mı istedi? Memo Şahin Geçtiğimiz günlerde Al Jazeera Türkçe bölümü Diyarbakır muhabiri Mahmut Bozarslan’a konuşan Gülten Kışanak, "Diyarbakır’da kaç petrol kuyusu var, ne kadar üretim yapılıyor, nereye gidiyor, geçmişte a
Mehmet Çobanoğlu - Taksim’e Çıkacağız

23.04.2014

TAKSİM’E ÇIKACAĞIZ İşçi-köylü, emekçiyiz Baskıları püskürtürüz Bu yılda biz Taksim’deyiz Düşmana kök söktürürüz... Şiddet, korku yaratanlar Yasaklara aldırmayız Taksim’de çok bedel verdik Katliamlardan korkmayız Tüm zalimler duyun bizi Düzeniniz yıkılacak
İsmail Cem Özkan - Tiyatrocular dertli…

23.04.2014

Tiyatrocular dertli… Tiyatrocular gün geçmiyor ki dertlenmesin, üzülmesin, çünkü öyle bir atmosferde yaşıyoruz ki kara bulutlar onların da üzerine gelmesin… Devlet ve şehir tiyatroların özelleştirmesi tartışması ile başlayan süreç, şimdilerde ödül veren jürilere ve
M.Suphi, H.Kıvılcımlı, B.Boran, D.Gezmiş, M.Çayan, İ.Kaypakkaya, Mazlum Doğan’la 1 Mayıs 2014’de Taksim’de Olacağız

22.04.2014

  1 MAYIS 2014 İÇİN... DOST(LAR), KARDEŞ(LER), YOLDAŞ(LAR), BİZ: ORHAN VELİ KANIK’IN, “AÇLIKTAN BAHSEDİYORSUN/ DEMEK Kİ SEN KOMÜNİSTSİN” NÂZIM HİKMET’İN, “VE NERDE ÖLÜRSEK ÖLELİM/ /İNSANLARIN EN BÜYÜK DAVASINI SEVEBİLDİK/ -DÖVÜŞTÜK ONUN UĞRUNA-,/
Dersimspor Ligi 55 puanla kapattı

22.04.2014

Dersimspor Ligi 55 puanla kapattı   Bölgesel Amatör Lig 1. Grup'ta mücadele eden Dersimspor, ligin son karşılaşmasında rakibini 5-0 mağlup etti. Kendi sahasında rakibi Göle Belediyespor'u ağırlayan takımımız Dersimspor, 3. lige çıkmak için emin adımlarla ilerliyor. Bug
Demir Küçükaydın - Irkçılık, Milliyetçilik, Apartheit ve 1 Mayıs

22.04.2014

Irkçılık, Milliyetçilik, Apartheit ve 1 Mayıs Irkçılık da, Milliyetçilik de; "Irklar" da Milletler de modern toplumun, yani kapitalizmin bir ürünüdürler. Tarihte milletler ve ırklar yoktur, çünkü milliyetçiler ve ırkçılar yoktur. Sanılanın aksine milletler olduğu için mi
HESEN XOCE  -  TAXIMÊ LINGAN

22.04.2014

  TAXIMÊ LINGAN 1'e Gulanê bîyo nezdî, qal û qirê dewletê ji bîya zaf. Nika bandurîyê kewta deste AKP. Çend serrîyo ke AKP; kedkaran û şaranê mezlûman neverdana nezdîyê Taksîmî. Ti vace qey? Hikmdarî, zordestî; her tim wayirê tirs û xofê dî pîlê. Çimkî hikimda
Erol KATIRCIOĞLU - HDP, solcular ve demokratlar

22.04.2014

HDP, solcular ve demokratlar Erol KATIRCIOĞLU “Türkiyelileşmek” önemli bir kavram. Bunu “Türkleşmek” olarak algılamanın tabii ki bir alemi yok. “Türkiyelileşmek” kavramı, Türkiye denilen ulus devlet sınırları içinde yaşayan farklı halkların, farklı etnik ve inanç
Ahmet Kahraman - Çocuk bayramı ve katilleri!..

22.04.2014

Çocuk bayramı ve katilleri!.. Ahmet Kahraman "Kayıp Anaları"nın, geçen Cumartesi günkü buluşması, devletin silahlandırıp, maaş ödediği, başarılarını madalya ve para cinsinden mükafatlandırdığı güçlerce katledilen çocuklara adanmıştı. "Kayıp Anaları" 1970’lerd
26 Nisan Cumartesi günü Kadıköy'de

22.04.2014

26 Nisan Cumartesi günü Kadıköy'de "nükleer santrallere hayır"diye haykıracağız! 26 Nisan 1986’da gerçekleşen Çernobil nükleer felaketinin 28. yılındayız. 28 yıldır sevdiklerimizi, dostlarımızı, yakınlarımızı toprağa koymaya devam ediyoruz. 28 yıl geçmesine rağmen
Medeni Ferho - Kolonyalîzma xespê

22.04.2014

Kolonyalîzma xespê Medeni Ferho Ciwamêran siyasetê dikin.' Ev gotin di axaftinên rojanê û nirxandinên navbera me de, gelek caran têne dikirandin. Di sîstema kolonyalîzm û dagirkeriyê de, ciwamêrî, qenc û xerab nînin.  Ez  dibêjim; pêdiviya formulekirina kiryarên
HES ve madenler bitti; sıra ziyaret sularında!

21.04.2014

HES ve madenler bitti; sıra ziyaret sularında! Dersim genelinde Hidroelektrik Santralleri ve madencilik faaliyetlerinden sonra bazı şirketler özellikle ziyaretgahlardaki suyu paraya çevirmenin peşine düştü. Dersimlilerin uzun yıllardır tepki gösterdiği baraj, HES ve madenlerd
Aziz Yağan - Bir Dersim Hikâyesi

21.04.2014

Bir Dersim Hikâyesi Size bir Dérsim hikâyesi okuyayım mı? Mungan iki yıl önce kapı kapı dolanıp 23 yazardan rica ettiği hikâyeleri bir kitapta toplamıştı: Bir Dersim Hikâyesi. Okumadınız mı? Olsun, size o Dérsim hikâyelerinden birini okuyayım mı? “Ya Xızır, Xızıro ka
Süleyman Şahin - Çağrı, Çağrı, Neye Çağrı? Bir Mayıs İşçi Bayramına Çağrı

21.04.2014

Çağrı, Çağrı, Neye Çağrı? Bir Mayıs İşçi Bayramına Çağrı Süleyman Şahin Bir Mayıs tüm dünya çalışan kesimlerin bayramıdır. İşçilerin nereden kendi bayramlarını kutlıyacaklarını ancak kendileri karar sahibi olmalıdır. İşçılerin Taksim’de bayramlarını k
Necdet Saraç  -  İdareyi maslahat

21.04.2014

İdareyi maslahat Necdet Saraç CHP’de sorun kamuoyuna yansıyan siyasi söylemler ya da talepler değil. CHP’nin yerel seçimler öncesi ‘Yerel Yönetimlerde 30 İlke ve Önceliğimiz’ bildirgesini okuyan var mı bilmiyorum.  Derli toplu bir bildirge! Talepler doğru; Birlikte yön