BU HABERİ PAYLAŞINIZ

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Kemal Bülbül - İmam Hüseyin’i mürşit bilenler

23.10.2014

İmam Hüseyin’i mürşit bilenler Kemal Bülbül Yası Kerbela Hak, adalet, eşitlik, özgürlük için Hak ile Hak olanlar aşkına tutulan bir yastır. Yası Kerbela “Aç ve susuz kalmak”tan ibaret olmayıp güncel olarak Kobanê’de, Şe
Demir Küçükaydın - Kobane Düştü

23.10.2014

Kobane Düştü Kobane’nin askeri olarak IŞİD’in eline geçmesi, yani “düşmesi” olasılığı artık neredeyse sıfırdır. Düşse de artık düşen Kobane olmayacaktır. Çünkü Kobane Dohuk’ta düştü. Dohuk’ta düşen sadece K
Tunceli'de Mayınlı Alan Temizlenmeye Başlandı

23.10.2014

Tunceli Merkez Aktuluk köyünde bulunan mayınlı alan, Jandarma Bölge Komutanlığı'na bağlı uzman ekipler tarafından temizlenmeye başlandı. Tunceli merkeze 10 kilometre mesafede bulunan Aktuluk köyündeki jandarma karakolu, 2005 yılında
Soma’da Torba Yasa düzenlemesine uymayan işveren direnişle uyarıldı

23.10.2014

Soma’da Torba Yasa düzenlemesine uymayan işveren direnişle uyarıldı Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde iş cinayeti sonucu 301 işçinin yaşamını yitirdiği Eynez Linyit Ocağını işleten Soma Kömürleri A.Ş’ne ait Işıklar Linyit O
Aslı Erdoğan - Kobane: Bir sözcük, bir cümle

23.10.2014

Kobane: Bir sözcük, bir cümle Aslı Erdoğan Kobane direniyor… Çepeçevre kuşatılmış, kara maskeli cellatlara karşı altı haftadır direniyor… Ağır silahlara, ordulara, tanklara, obüslere karşı… Katliama, işkence ve soykırım
Fransa Alevileri için tarihi gün

23.10.2014

Fransa Alevileri için tarihi gün Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Fransa Cumhurbaşkanlığı (Élysée) Sarayında ağırlanacak. 20 Ekim 2012 tarihinde Strasbourg'ta Avrupa Parlementosu önünde yapılan büyük Alevi mitingine FUAF tarafı
Mehmet ÖZER - NEDEN FOTOĞRAF ÇEKİYORUZ?

23.10.2014

NEDEN FOTOĞRAF ÇEKİYORUZ? - Sana bakarak, senden geçerek bana ulaşmalarını, beni anlamalarını, beni bulmalarını sağlamak için;- Senin gözlerinle kendimize bakmak için,-İnsanın bir yüzü, yüzünün içindeki bin bir yüz halini g
Hasan Bildirici - Amerika Kürtlerin ne kadar dostu?

23.10.2014

Amerika Kürtlerin ne kadar dostu? Hasan Bildirici Demokratik ve çağdaş değerlerle donanmamış bir ülkenin çağımızda, egemen, solcuların deyimiyle kalıcı bir emperyalist devlet olması mümkün değil. Hitler Almanyası zamanının en
Çemişgezek'te Sürü Yönetimi Elemanı Kursu Açıldı

22.10.2014

Tunceli'nin Çemişgezek ilçesinde "Sürü Yönetimi Elemanı Kursu" açıldı. Çemişgezek Kaymakamlığından yapılan yazılı açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve İŞKUR İl Müd
Pazar alanı peyzaj çalışmaları son aşamasında

22.10.2014

Atatürk(Sihenk) Mahallesi’nde bulunan yeni Pazar alanı peyzaj çalışmaları son aşamasında.   Belediye Eş Başkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun, Belediyenin Vizyon projelerinden biri olan Yarı Açık Pazar Alanı ve Kapalı O
NİHAT EKİNCİ - YENİ DÖNEM

22.10.2014

YENİ DÖNEM NİHAT EKİNCİ Çözüm sürecinin başlamasından sonra meydana gelen gelişmeler ve Davutoğlu hükümetinin kurulmasından sonra başbakanın dile getirdiği yeni algı var. “Yeni Türkiye” algısı. Başbakan hemen hemen büt
Demir Küçükaydın - Kobane’ye Dayatılan Diyet ve Amaçlar

22.10.2014

Kobane’ye Dayatılan Diyet ve Amaçlar Kobane’de gökten inen silahlara ve tıbbi yardıma; savaşçıların birazcık olsun soluk almasına; Türk devletinin ve hükümetinin politikasının iflas etmesine sevinemeden, Duhok’tan kötü kokula
Besê HOZAT - AKP ve süreç

22.10.2014

AKP ve süreç Besê HOZAT Son günlerde çözüm süreci üzerine tekrardan tartışmalar yoğunlaştı. AKP cenahından her ağzını açan ‘çözüm süreci’nden bahsediyor ve bu konuya odaklı bir gündem yaratmaya çalışıyor. AKP sürec
Günay Aslan - Yeniden Ulusal Kongre ve yeniden Çözüm Süreci

22.10.2014

Yeniden Ulusal Kongre ve yeniden Çözüm Süreci Günay AslanOrtada açıklanması zor ve garip bir durum var. AKP Hükümeti bundan bir hafta öncesine kadar bütün dünyayı karşısına alan ve içeride 'iç savaş' riskini arttıran bir politi
Mahmut Alınak Yarın Gönüllü Olarak Cezaevine Giriyor

22.10.2014

Mahmut Alınak Yarın Gönüllü Olarak Cezaevine Giriyor Kars'ta bir kişinin poliste gördüğü işkenceye,"Bu canavarlık ve hayvanca bir uygulamadır,"dediği için Kars Ağır Ceza Mahkemesi'nce 14 ay 17 gün hapis cezasına çarptırılan ve
Cumartesi Annelerini Selamlamak İçin 25 Ekim’de Köln’de buluşalım!

22.10.2014

500 Haftadır Gözaltında Kayıplar Mücadelesini sürdüren Cumartesi Annelerini Selamlamak İçin 25 Ekim’de Köln’de buluşalım!   1990’lı yıllarda Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında faili meçhul cinayetler, işkence
Ajans Press'ten Son 1 Yılın Dolandırıcılık Raporu

22.10.2014

DOLANDIRILIYORUZ..! Teknolojinin getirdiği olanakları kullanarak; her dönem yeni bir imajla karşımıza çıkan bir sorunumuz var ki; nerede yakalanacağımız belli olmayan dolandırıcılar… Eski tip bir uygulama olan kapıda pazarlama yol

22.10.2014

"Bakanlık Hangi Sanatsal Yeterlilikle Fazıl Say'ı Yasakladı?" Piyanist Fazıl Say'ın Kültür Bakanlığı'nca sanüsürlenmesi üzerine tepkiler sürüyor. HDP'li Tüzel ile CHP'li Ağbaba konuyu Meclis'e taşırken Özerk Sanat Konseyi Bakanl
Sanatçı ve yazarlardan 500. hafta çağrısı: Sen de gel

21.10.2014

Cumartesi Aneleri 500 haftadır yakınlarının akıbetini soruyor.... Kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri bu hafta 500 kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelecek. Sanatçılar ve yazarların da aralarında olduğu 37 kişi
Dersim'in kayıp kızlarının öyküleri devam ediyor

21.10.2014

"Dersim'in kayıp kızları" belgeselinin yönetmeni Nezahat Gündoğan, kamerasını bu kez Dersim'in kayıp kızlarından Emoş Gülver'e çevirdi. Yönetmen, "Hay Way Zaman" isimli belgeseliyle, katliamdan sağ kurtulan, tüm ailesini kaybettiğin
Tunceli EMEK FOX TV’de

21.10.2014

Tunceli EMEK-Gazetemiz, İMC TV’de her sabah yerel basının okunduğu Güler Yıldız’ın sunduğu sabah kuşağındaki haber programının ardından bugün de FOX TV’de ekrana geldi FOX TV’nin bugünkü haber programında gazetemize yer ve
Haydar Işık - ABD, PYD'ye Silah verdi

21.10.2014

ABD, PYD'ye Silah verdi Haydar Işık 1998 Kasım ayıydı, Bonn'da SPD'nin Parlamento Dışilişkiler Başkanı Dr.Ulrich Klose ile bir görüşmem olmuştu. Uzun süren görüşmenin sonunda Sayın Klose, önceki hükümetiniz Kürtlere karşı v
İsmail Hardal - İncelemelere-Araştırmalara Yaklaşımlardaki Sorunlar

21.10.2014

İNCELEMELERE-ARAŞTIRMALARA YAKLAŞIMLARDAKİ SORUNLAR İsmail Hardal İnceleme, bir olguyu gözlem altına alıp, olgunun ilgili bütün ayrıntılarının ortaya çıkarılmasını içermektedir. Araştırma, olguya ilişkin bütün ilişkiler
MUSTAFA EROĞLU - suphi nejat için bir şiir

21.10.2014

suphi nejat için bir şiir -TÜRKİYENİN RUHU- nu tamamlayamadan gitti büyük usta. O büyük projeyi tamamlayabilseydi belki de şu giriş cümlesiyle başlardı roman. ‘’Bizim gerçek trajedimiz neydi biliyor musun olrik? Kendi toprağım
Demir Küçükaydın - Dünden Bugüne Gelişmeler, İhtiyat ve Gelecek

21.10.2014

Dünden Bugüne Gelişmeler, İhtiyat ve Gelecek Kobane direnişi etrafındaki gelişmeler birden bire baş döndürücü bir hız kazandı. Kobane, sadece IŞİD’e karşı değil; şimdiden Türk Devleti ve Hükümetine karşı da bir zafer kazan
Turan Eser - Hayatını atıklardan kazanan işçiler

21.10.2014

Hayatını atıklardan kazanan işçiler Turan Eser Onlar sokağın işçileri. Çöplerimizi ayrıştıranlar. Atık toplayan “Geri Dönüşüm İşçileri”… Sokağın ötekileştirmesine, devletin dışlamasına, kaldırımdakilerin horlam
Mehmet Çobanoglu - DAYÎKÊ ZÛ WERE

21.10.2014

DAYÎKÊ ZÛ WERE Dayîka me derde, kule zû wereBi sondan dijminê me bêbawer eXem e, êş e jiyanke giran e...Cenge, şere, zordestî ye ; haware Destên me û milên me de zîncîrinBirastî li her derên me hincîrinRebena me xezela me lez wer
Mehmet Çobanoğlu - YILDIZLARA ANDOLSUN Kİ

21.10.2014

YILDIZLARA ANDOLSUN Kİ Aydınlığın düşmanı Mehtapsız Zifiri gece Özlediğimiz yıldızlara andolsun ki Hiç bir güç Bizi vazgeçiremez güneşten Her şafak vakti Ufukta rahmin parçalanacak Tanyeri ağarmasına Güneşin doğm
Ölüm Değil Çözüm, Savaş Değil Barış / 25 Ekim 2014, Cumartesi, 17.00, Tünel Meydanı

21.10.2014

BASIN AÇIKLAMASI ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM, SAVAŞ DEĞİL BARIŞ 25 EKİM 2014, CUMARTESİ, 17.00, TÜNEL MEYDANI Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu Hükümet Çözüm ve Barış İçin Adım Atmalı1.Çözüm sürecinde somut adımlar atılm
Hasan Şahingöz - Tekirdağ F Tipi'nde Bir Hücrede, Tek Başına Ölüm

21.10.2014

Tekirdağ F Tipi'nde Bir Hücrede, Tek Başına Ölüm Ağırlaştırılmış müebbet demek; 8m²’lik bir hücrede ölene kadar tek başına kalmak, bir avuç toprağı bir tek çiçeği göremeyecek olmak, annenle babanı, kardeşlerini, aileni