Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 
Kategori: Süleyman Doğan
Yayınlanma: 02 Aralık 2012
Share Button

suleyman doganApê Musa

 

Süleyman Doğan

 

Sayın İsmail Beşikçi Hoca’nın Apê Musa hakkında anlattığı dönemde ben de bulundum. Bahsedilen isimlerin çoğunu tanırım. Hatta İstanbul’da HEP (Halkın Emek Partisi) örgütlemesi için yapılan ilk dar bir görüşmede Sirkeci garındaki Restorantta beraberce yediğimiz yemekte sanırsam 8 kişilik bir guruptuk. Ben İbrahim Gürbüz’ü ilk olarak orada şahsen tanıdım. Bu bağlamda emeklerini bilirim.

 

İsmail Hoca bu konuyu gündeme getirdiğine göre önemli olması gerek. Bu bahsi geçen kitabı okumadım. Fakat artık biz geçmişte yaşanan bazı alışkanlıkları ve haksızlıkları da kendi içimizde net bir biçimde ortaya koymanın zamanı geldiğini düşünüyorum. Herkes bildiğini ve gördüğünü açık bir yüreklilikle ortaya koymalı.

 

Söz konusu dönem gerçekten oldukça zor bir dönemdi. Hoca; “İbrahim çocuğunu oyun parkına götüremediğini” yazıyor. Doğrudur. Hiç olmazsa İbrahim’in çocuğu dedesi tarafından parka oynamaya götürürmüş. Bizde dede olmadığı için bizim çocuklar ilçe binalarında ağzına kadar sigara izmariti ile dolu kül tabakalarını dökerek oyunlarını oynuyordu. Bu o dönemde siyaset yapan tüm insanların kaderiydi. Hatta o dönemde uzun bir süre Tuzla ve Maltepe’de parti binası yoktu. Çünkü 12 Eylülle Tuzla Pendik`e , Maltepe Kartal´a bağlanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 1993’te bu ilçeler kuruldu. Hatta Pendik ilçesi kartal ilçesinden daha önce kuruldu. Bizim kartal ilçesinin geçici yönetiminde Pendik`te Osman Özçelik, Serhat Bucak, İsmail Hakkı, M. Ali Eren ve daha birçok isim katılmıştı, çok tartışmalı geçmişti. Üç kişi de Maltepe’den yönetim kuruluna girmişti. Kartal ilçe kongresinde ilçe başkanımız Maltepe’de oturuyordu Sayın Nusret idi. Ben de İlçe sekreterliği görevini yapmaktaydım.

Fakat Apê Musa’yı Maltepe cevizli’deki Dragos tepesinin batısındaki evine taşındıktan sonra ilk HEP kartal ilçe yöneticileri olarak yaptığımız bir Bayram ziyaretinde yakından tanıştım.

Hatta yaptığımız bu ilk ziyaretimizde en çok Apê Musa’nın dairesinin dış kapısı beni şaşırmıştı. Çelik kapının dışında bir de kafes şeklinde kapı yapmıştı. O gün oğlu da ordaydı. Musa amcanın oğlunun üzerinde, lacivert bir takım vardı. Beyaz gömleğin üzerine papyon takmıştı, bir yere gidiyordu. O bize kapıyı açtı. Hoş beşten sonra Musa amcanın oğlu ayrılıp gitti. Ben, Ömer abi, Dursun abi, Reşit abi, Nusret, Firhat beraberce gitmiştik. Hatta Reşit’e takılmıştı. Reşit abiye Hz. Muhammed üzerinde yüklendi. Dursun abi gülmüştü. O’na da “Dursun’ê min Eli’yê te jî pir pak nîne” demişti.

 

Musa amcanın morali bozuktu. Bu bozukluğunun nedenini ısrarımız üzerine açıkladı. O gece birinin orda olduğunu söyledi. Bu kişiyle yaptığı tartışmanın kendisini üzdüğünü, söyledi. Tekrar ısrarımız üzerine bu kişinin Selim Çürükkaya olduğunu açıkladı. Peki “sana ne?” dediğimizde, Apê Musa, O bana “ya Apê Musa sen ne yaptın ki biz sıfırdan başladık” diye geçmişteki mücadelemizi küçümsüyor.

 

Biz “peki sen ne dedin? Diye sorduğumuzda, Apê Musa, “Selimê min sıfırın altında eksi on bir idi, biz sıfıra getirdik, siz de oradan başladınız” dedim.

 

Ben İsmail Beşikçi’nin Sirkecideki DGM duruşmalarına zaman buldukça giderdim, ama her seferinde dayak yeyip geri geliyordum. Zaten 20 kişiden fazla yoktu. Yakın ilişkimiz Hoca ile olmadı, fakat diğer arkadaşları tanırım. Hatta İbrahim’in kaynı Kadıköy İlçe başkanı Ali Ekber’in altındaki tempra marka arabasına kadar…

 

İsmail hocanın konu ettiği Tuzla - Maltepe toplantılarını iyi bilenlerdenim. Hatta Ferudun Yazar’ın Ali Demir, Leyla Zana ve diğer milletvekilleriyle Maltepe ilçe açılışına yaptıkları ziyarette Apê Musa da geldi ve “çocuklar burnumun dibinde açılış yapıyorsunuz bana neden haber vermiyorsunuz?” diye sitemde bulundu. O zaman Maltepe bizden ayrılmıştı. Başkan Adayı da Cemil’di.Çünkü Apê Musa Kürtlerle ilgili her ne varsa katılmak isterdi.

 

Tam o dönemde Yaşar Kaya ile ilgilide bir yazısı çıkmıştı. Ferudun Yazar “Apê Musa Yaşar abiye karışma” demişti. Apê Musa “Ferudun sen sus! Bak seninle ilgili de bir yazı yazarım!” demişti. Hatta "Tu Jî pir pak ninî Feridun" diye bir de espri yapmıştı.

 

Apê Musa farklı bir kişilikti. Kürtler kendisini anlayabildi mi, hak ettiği değer verildi mi, verilmedi mi, zengin mi, fakir mi yaşadığı göz önündedir. Ölüm şekline bakıldığında çok hüzünlü ve düşündürücüdür. Çünkü biz Kürtler biri öldükten sonra ona değer veren ölüsever bir toplumuz, bu aşikar. Musa amcanın bu Farklı kişiliğini 49’lar diye bilinen Kürt aydınları arasında Canip Amca açık bir dille anlatıyor ve “bizim 49’lar arasında farklı sosyalist bilinci olan iki kişi vardı. Biri Musa Enterdi, diğeri Dr. Şıvandı” diye anlatıyordu. Hatta cezaevinde şort giyip güneşlenmesi oradaki arkadaşları tarafında beğenilmiyormuş, fakat kimse cesaret edipte Musa’ya söyleyemiyor. (Çoğu da Feodal anlayışlı. Hatta söylenilenlere ve okunanlara bakıldığında; Dr. Şivan’ın ölümünde bu kişilerden bir kaçının parmağı olduğu kesindir.) Bu ulu çınar ne hikmetse yere devrildikten sonra görülüyor. Çınarlar ayaktayken görülmeli ve görkeminden istifade edilmeli. Musa amca lafını esirgemez ve ayrıca derviş misali bir kişilikti.

Biz o dönemde partinin il ve ilçelerini ayakta tutmak için tüm zorluklara rağmen yemekli geceler düzenlerdik. Gecelere Apê Musa’yı da davet ederdik. Apê Musa yapısı gereği her konuşmasında mutlaka bir iki de muhteşem hikâyelerini anlatırdı ve konuya canlılık katardı. Atatürk’ün annesiyle ilgili hikâyesini herkes bilir. İnsanları hem güldürür ve hem de düşündürürdü. Fakat Musa amcanın bu gecelere davet edilmemesini istemeyen birçok insanla da karşı karşıya geldim. Hatta gece bekçiliği görevi verilen yetkili çingenenin babasını infaz etmesi misali “bu sarhoşu çağırmayın!” diyorlardı. Ve bunu da birilerinin adına yapıyorlardı. Veya öyle görünüyorlardı. Diyeceğim; fakat birileri bunu nasıl da oluyor görmüyordu sorusu adamın kafasına takılıyor! Bu muhtarlar neden ondan kurtulmak istiyorlardı? Biraz düşünmek gerekmiyor mu?

 

Oysa Apê Musa Bilgeliğe erişmiş derya gibi kafasıyla bazı şeyleri artık yerle bir etmişti. Verdiği yanıtlar çok felsefik doğal olarak doğaçlamalıydı. İnsanların kafalarını arkasında veya koltuk altlarına gizlediği sır gibi sakladığı o gerici geleneği yıkmış, kendisine güvenen, lafını esirgemeyen bir kişilikti. Gördüğü işkenceler, çektiği zorluklar da bir yana konulursa, zaten hep söylediği “ben altıma yaparak ölmek istemiyorum” diyordu. Kimin O’nu Jitem’e servis ettiğini kimse bilmiyor.

 

Anlatımı ve hitabı deryalığıyla bütünleşmiş, kendisine has bir üslubu vardı. Diyarbakır’da yapılan işkenceleri anlatırken “bana envayı çeşit işkence yaptılar, bu da yetmedi üstüme yüzüme gözüme işediler. Bana dediler ki arkadaşlarını söyle. Ben de dedim ki tamam, hele bir nefes alayım ben size arkadaşlarımı söyleyeyim dedim. Etrafıma toplandılar ağzımdan çıkan kelimelere bakıyorlar. Ben kendilerine sordum. Yıl kaç diye, 1963 dediler. Dedim bu yıl doğanların hepsi benim arkadaşlarım. İşkencenin dozunu git gide artırdılar” diye anlatıyordu.

Bir başka hikâyesi Ziverbey köşkünde kendisine yapılan işkencecileri anlatırken de “rütbeliler etrafımı sarmış işkence yapıyor. Bir yandan da komünist, Allahsız diyorlar. Ben yine bir müsaade istedim konuşmak için. Etrafımdakiler dinlemeye konuldu. Ben dedim bilir misiniz, Allah yeryüzüne yolladığı büyük peygamberlerini yanına çağırmış sorgu sual eylemiş. Hepsi çok dikkatlice anlatacaklarımı dinliyor.

 

Dedim Önce Musa’yı çağırmış huzuruna. Musa Allahın huzuruna çıkmış. Allah; “Ey Musa ben seni Peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?” Musa şöyle der, efendim siz dert vermiştiniz tüm halk kırılıyordu, ben de ilacını buldum. Çok insanı sağlığına kavuşturdum. Bir takım şeyler daha söylemek ister. Allah tamam der sen insanlığa hizmet etmişsin. Gerisini anlatmaya değmez. Bunu alın cennete götürün demiş. Allah İsa’yı çağırır huzuruna. Ya İsa seni peygamber yolladım sen ne yaptın halkına? Demiş.

İsa, Allahım siz petrolü kilometrelerce yerin dibine gizlemiştiniz ben yeryüzüne çıkarıp halkın hizmetine sundum. Kıtalar yaratmıştınız motor yaptım insanları biribiriyle tanıştırdım. Allah dur yeter. Sende halka hizmet etmişsin. Bunu da alın cennete götürün demiş. Allah bu seferde Muhammedi çağırır. Ya Muhammed ben seni peygamber yolladım sen halkına ne yaptın?

Muhammed; “ya rabim ben halka Abdest almasını, beş vakit namaz kılmasını öğrettim” der demez. Allah dur der. Sen halkına hizmet etmemişsin. Bunu doğru cehenneme götürün der. Dedim, hepsi birden ayağa kalkarak bu komünisti konuşturmayın bir daha, bizim aklımızı da çelecek dediler ve başladılar dövmeye. diye anlatıyordu.

 

Apê Musa böyle bir Kişilik. Rakısını da içerdi. Küfrünü de ederdi. Her küfrü edebiyat ölçülerinde emsalsiz değerliydi ve anlamlıydı.

Son görüştüğümde sanırsam Diyarbakır’a gitmeden bir iki Hafta önceydi, “beni tehdit ediyorlar bu ara çok sık oluyor” demişti. Aslında ben Diyarbakır’a gitmek istemiyorum, durumumda müsait değil. Fakat şimdi Musa`nin burnu büyümüş” derler. Bak buraya gelmeden sabah yine biri bana telefon açtı. Hızlı hızlı nefes alarak ne anamı ne bacımı ne karımı bıraktı. Ben hiç tepki vermeden dinledim. Tam kapayacaktı dedim dur benimde iki sözüm var. Bak ben dinledim seni. Şimdi sen dinle “şayet dinciysen senin peygamberini, milliyetçiysen senin liderini, Kemalistsen dedim tık dedi kapattı. EZ APÊ We me. Onlar benim küfürlerime de dayanmaz. Evet apê Musa küfür ederdi...

Bu Grup Yorum’un bir kasetine 33 kurşun şiirini okumuştu. Bunun için dahi eleştiri hedefi olmuştu. Şimdi derdi bu Grup Yorum çaldı mı, beni Munzur’un doruklarına götürüyor. Ne var bundan bana eleştiri getiriyorlar. Belki de Apê Musa daha ziyade bizim aptallığımıza küfür ederdi.

 

Hatta eski Çakıl Gazinosunda HEP (Halkı Emek Partisi) yemeğine bilet alarak bir köşede kepini öne doğru eğen yemek ve içkisini içen sırada bir insan gibi destek sunan AHMET KAYA fark edilir. Sunucuya iletilir. O arada sunucu Aramızda AHMET KAYA var, diye bir anons yaptı. Ahmet’i sahneye davet ettiler. Ahmet sahneye çıktı ben de kürdüm, fakat Kürtçe bilmiyorum dedi. Ve "Hele hay hay..." diye bir iki mısra söyledi. Hurra Ahmet’e saldırdılar. Ortalık karıştı. Sahnede önlem alındı. Sonra Ahmet´tin şu sesi duyuldu. Yahu Gözüm Bir Mercedes almışım, onu da sağlığım için bir kaza veya başka bir şeyde beni daha iyi korur diye. Neden bana böyle yapıyorsunuz demişti. Ahmet de iyi küfür ederdi.

 

Ya Allah aşkına biz çok ilginç bir halkız. Her şey beklenilir. Bakın Ahmet Kaya’yı Sünnet düğününe çağırıp şarkı söyletecek kadar enteresan halkız. Gerisini boş verin! Bunları konuşmak veya tartışmak insanları itibarsız etmez. İtibar kazandırır. Bir bakalım o dönemde Kürtleri yönetenler veya siyasetin en doruğunda olan insanlar bir parmak kaldırmakla 10 binleri ayağa kaldıranlar, burnunda kıl aldırmayanlar bugün ne haldeler! Hatta dünyanın hiç bir yerinde bir harekette veya başka bir yerde bu kadar insan ayrılmamış. Ayrılanların çoğu da üst düzeyde olsun. Bir başka yerde olsaydı kaç örgüt kaç parti oluşurdu. Hani bizde ne oluyor? İşte bizim gerçekliliğimiz. Bu zihniyette siyaset yapmak Kürtlere mahsustur. Bu zihniyetle Apê Musa’yı anlayabilir miyiz? Onun halinde, onun o yaşlı ve bilgeliğinde ne anlarız?

 

Peki, neden üç kişi bir araya gelemiyor. Burada bir yanlışlık yok mu? Nerede bilinç, politika, siyasetçi, demokratlık, hani nerede kalmış demokrasi? Apê Musa bir aydındı, biz aydın insani pek sevmeyiz. Bu bir gerçek. Kaldı ki Apê Musa bir sosyalisti. Anlayışı gereği asi ve eğilmezdi. Bu muteber bir tavır değil Kürtler açısında. Kürtlerin bir ata sözü var "NİSKİ GİSK GÖRMEK" biz bu niskleri GİSK gördük, ne yazık ki GİSK`ler aradan kayıp gitti. Şimdi şu yapılanlar, bu insanlara sağlığında verilen değerin bir ölçütü. Bu söylediklerim İbrahim yapmış veya yapmamış anlamında değil. Bu bir vaka. Bunu tartışıp tekerrür etmemesi lazım. Ölüler konuşamaz. Fakat bizler de bildiklerimizi doğruca yazmak veya konuşmak zorundayız. Doğruyu bulmak adına.

İsmail Hoca’nın söylediği yokluk, fakirlik doğrudur. Fakat bazıları da cebinde mark, dolarlarla dolaştığı bir gerçek.

 

İstanbul iline kaç araba tahsis edilmişti. Kaç kişi partinin veya başkasının parasıyla sözüm ona siyaset yapıyordu. Kaç milyonları alıp giden oldu. Bunlar şimdi nerede, ne yapıyorlar? İnşaat firmaları, evleri, daireleri kimler aldı? Apê Musa bunları hak etmiş miydi? Bu önemli. Hoca buna neden gerek görmüş bu da düşündürücü.

2. 12. 2012
Süleyman Doğan

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EN SON EKLENEN HABERLER

Munzur Kültür Ve Doğa Festivali Programı Açıklandı

24.07.2014

Tunceli’de bu yıl 14.’sü düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali programı açıklandı. Tunceli’de bu yıl 14.’sü 31 Temmuz, 1-2-3 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali programı
Hasan Harmancı - Aleviler Ve CHP

24.07.2014

ALEVİLER VE CHP Hasan Harmancı Hiçbir ciddi sonuç doğurmayan önemsiz bir deri yangılanmasıdır isilik. Yüzeyde kaşıntı yapsada köklere pek dokunmaz. Aslında dokunuyorda denemez. Bir görüntü yaratır ve bu da derinlere sirayet etmi
Tayfun İşçi - Allahım Ben 60 Yıl Neden Kendi Kendimle Savaştım?

24.07.2014

Allahım Ben 60 Yıl Neden Kendi Kendimle Savaştım? Tayfun İşçi Dün hiç ummadığım halde 60 yaşıma girdim. Bir işe yarıyormuşum gibi, sağ olsunlar birçok dost bana daha fazla ömür diledi. Oysa ben “Yaş atmış, İş bitmiş”
Faiz Cebiroğlu - Pedagojik metodlardan yoksun olmak!

24.07.2014

Pedagojik metodlardan yoksun olmak! Faiz Cebiroğlu Türkiye solu, bir türlü, pratikte vücut bulamadı. Bulamıyor. Kütlelerle buluşmayan Türkiye solu, parçalara bölünüyor. Sürekli bölünüyor. Örnek olsun, daha yeni, adını TKP alan
Ragıp ZARAKOLU - Cihat demek soykırım demektir

24.07.2014

Cihat demek soykırım demektir Ragıp ZARAKOLU Çağımızda “Ben Cihat yapıyorum” demek, “Ben soykırımcıyım” demek anlamına gelir. Yani bir coğrafyada “farklı” olan herkesi temizlemeye kalkmanın, soykırım dışında bir
Dengir Mir Mehmet Fırat: Oyum Demirtaş'a

23.07.2014

Dengir Mir Mehmet Fırat: Oyum Demirtaş'a Erdoğan'ın eski yardımcısı Fırat, Demirtaş'a oy vereceğini açıkladı... Ak Parti kurucusu ve eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Cumhurbaşkanlığı seçiminin Kürtler a
Dünya Ekonomisinde Birbirini Etkileyen İki Eğilim Ve Sonuçları

23.07.2014

DÜNYA EKONOMİSİNDE BİRBİRİNİ ETKİLEYEN İKİ EĞİLİM VE SONUÇLARI (GÜÇLER DENGESİNDE DEĞİŞİM EĞİLİMLERİ)* (I) Dünyanın birçok bölgesinde (Suriye eksenli olarak Ortadoğu'da, Merkezi Afrika'da, Doğu Asya'da, en güncel ol
Yasemin Çin - Kur’an’da; Tevrat, İncil Bilgileri

23.07.2014

KUR’AN’DA; TEVRAT, İNCİL BİLGİLERİ YASEMİN ÇİN Ey Kitap   sahipleri / Yahudiler, Hıristiyanlar! Dininizde sınırı aşmayın. Allah      hakkında yalnız gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Me
Hozat Festival Programını Açıkladı

23.07.2014

Hozat Festival Programını Açıkladı Bu yıl 14'üncüsü düzenlenecek olan 14. Munzur Kültür Ve Doğa Festivali programını açıklayan ilçelerden ilki Hozat oldu. Hozat Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre ilçedeki festival progr
Turan Eser - Vakitsiz Patlayan İftar Topları

23.07.2014

VAKİTSİZ PATLAYAN İFTAR TOPLARI Turan Eser İsrail bombaları Gazze’yi vuruyor, savunmasız insanları öldürüyor. Gazze’de Ramazan’ı acıya dönüştüren “iftar topları” vakitsiz atılıyor. Her top bir ölüm. Cansız çocuk, k
Yüksel Işık - Aleviyi Meclis-i Riyaya Çağırmak!

23.07.2014

Aleviyi Meclis-i Riyaya Çağırmak! Yüksel Işık Malum Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Adaylardan Erdoğan, devlet imkanlarını sonuna kadar kullanıp seçim kampanyası yürütüyor. Kampanyanın Razaman'a gelmesini de fırsat bilerek,
Hatice Altınışık - Bir Alevi der ki: Ceberrut akıldan sıyıralım kendimizi

23.07.2014

Bir Alevi der ki: Ceberrut akıldan sıyıralım kendimizi Hatice Altınışık Gökhan Yılmaz Radikal Blog sayfasında “Demirtaş’a Bir Alevi Kardeşimizden Mektup” başlıklı yazısında ismini açıklanmadığı bir okuyucudan geldiğini
Erdoğan Aydın - Demirtaş’a En Az Bir Oy Borcumuz Var

23.07.2014

Demirtaş’a En Az Bir Oy Borcumuz Var Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş'ın ''Yeni Yaşam Çağrısı'' konuşmasının en belirgin yankısı, seçilmemesinin Türkiye için ne denli büyük bir kayıp olacağının derin bir şekilde hissettirmesi
MAZLUMDER’in Diyarbekir'de 3 çocuğa cinsel istismarla alakalı basın açıklaması

23.07.2014

ADALET HERKES İÇİN ETKİN BİR ŞEKİLDE İŞLETİLMELİDİR! Uzunca bir süredir kamuoyunda tartışılan Diyarbakır’da bir polisin üç çocuğa taciz ve tecavüzde bulunduğu, uyuşturucu madde verdiği ve darp ettiği iddiaları ile ilgili
Goman’ın Gomik Mezrası’nda Orman Yanıyor

22.07.2014

Goman’ın Gomik Mezrası’nda Orman Yanıyor Bu gün öğle saatlerinde Dersim’e bağlı Goman Köyü’nün Gomik mezrasında bilinmeyen bir nedenle yangın çıkmıştır. Gomik mezrasında bulunan İbrahim Elveren ve Gökhan Kahraman’ın t
Munzur'da Plaj Keyfi

22.07.2014

Hava sıcaklıklarının 40 dereceyi aştığı Tunceli'de vatandaşlar, Pülümür ve Munzur Çayı kıyısında bulunan plajlara akın etti. Tunceli'e Kent sakinlerinin yanı sıra tatillerini geçirmek için yurt içi ve yurt dışından gelen va
Mazlum Doğan ve Kemal Pir Arasında 3

22.07.2014

Mazlum Doğan ve Kemal Pir Arasında 3 "K" Diyaloğu.. Mazlum Doğan Diyarbakır zindanında Esat Oktay'ın yardımcısı Cengiz'e yaptırdığı işkencelerden dolayı tepki gösterir : Mazlum: "Bu yapılan insanlığa sığmaz." Cengiz: "İnsanl
Sırrı Öztürk -  ‘Emeğin Ressamı’ Avni Memedoğlu Belgeseli Üzerine

22.07.2014

‘EMEĞİN RESSAMI’ AVNİ MEMEDOĞLU BELGESELİ ÜZERİNE Sırrı Öztürk ‘Emeğin Ressamı’ Ağabeyim Avni Memedoğlu’nu (1924 - 9. 10. 1998) 16 yıl önce doğaya teslim etmiştik. Onun eserlerini derli-toplu olarak Sorun Yayınları
Faiz Cebiroğlu - Şeytani saldırılar

22.07.2014

Şeytani saldırılar Faiz Cebiroğlu Şeytan, hem Arapça, hem de İbranicedir: Düşman oluyor. Düşmanlarımız, bizlere, sitelerimize saldırıyor. Ölümle tehdit ediyorlar. Şeytan, şeytandır: beyinsiz olmak demektir. Beyinsizler, bizle
Yasemin Cin - Kutsal geceler(?!), kandiller ve KUR'AN!

22.07.2014

Kutsal geceler(?!), kandiller ve KUR'AN! Yasemin Cin      Sistemin kurucusu Yüce Yaratıcı, yaşamın zorluklarla dolu olacağını ve insanın isterse, çabalarsa bu zorlukları aşabileceğini öngörmüştür. Bu yüzde
Namık Çınar - Sizden ne köy olur, ne kasaba

22.07.2014

Sizden ne köy olur, ne kasaba Namık Çınar Ülkemiz coğrafyasının kaotik bir Ortadoğu toprağına çevrilmesine seyirci mi kalacağız? Çünkü AKP, İsrail’in Filistin halkına reva gördüğü zulmü bahane ederek, politika borsasında
Nihat Ekinci - İki Savaş Bir Seçim

22.07.2014

İKİ SAVAŞ BİR SEÇİM NİHAT EKİNCİ Hatırlayalım. Her şey BOP yani büyük Ortadoğu projesi ile başladı. Ardından Arap baharı esintileri başladı. İlk görünen ya da gösterilmek istenin aslında Ortadoğu halklarının değişim t
Dersim'in Güzellikleri Sergilenecek

20.07.2014

Tunceli'de Dersim Fotoğraf Kulübü adı altında toplanan yaklaşık 9 kişilik grup, çalışmalarını sergilemeye hazırlanıyor. Dersim Fotoğraf Kulübü'nden yapılan açıklamada, dört mevsim fotoğrafladıkları Munzur Vadisi ve kentin di
Kuraklık üreticileri kötü etkiledi

20.07.2014

Kuraklık üreticileri kötü etkiledi Bu yıl yaşanan dolu, kuraklık ve don olayları üreticiyi çok etkiledi. Su kaynaklarının kurumaya başladığını söyleyen Tunceli Ziraat Odası Başkanı Mazlum Arslan, yaylalara çıkan üreticileri
Belediye, festival öncesi kent genelinde temizlik çalışması yaptı

20.07.2014

Festival öncesi temizlik Tunceli Belediyesi, 14. Munzur Kültür ve Doğa Festivali hazırlıkları kapsamında, kent genelinde temizlik çalışması yürüttü. Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, Belediye Başkan Vekili Seyidali B
Ali ERDOĞAN - “To be or not to be!”

20.07.2014

“To be or not to be!” Ali ERDOĞAN elbistanliali@fsmail.net 2 Temmuz’dan bu yana, Rojava ve Kobane’den bir varolma mücadelesi veriliyor. İngilizlerin deyimiyle “To be or nat to be” ( olmak ya da olmamak). Rojava, pek çok Kürt ayd
Gülsen FEROĞLU - Sende bilme Lavinya

20.07.2014

Sende bilme Lavinya Gülsen FEROĞLU Hiç dönmeyecek olanlara öyle yandı ki içim, öyle yandı ki; yollarını kaybetti kelimelerim. Öyle işte… o çocuk düşlerimiz yok artık. Ki çerçevesini önce ailenizin, yaşadığınız ortamın ç
Üç Kuruşluk Petrol Ve Doğal Gaz Uğruna Katledilen Filistin Halkı

20.07.2014

ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ Irkçi Siyonist Yahudiler, İsrail devletinin kuruluş aşamasından beri, bir başka ifadeyle 1949 yılı öncesinden beri, Nazi
Ahmet Kahraman - ‘Saz çalan adam’

19.07.2014

‘Saz çalan adam’ Ahmet Kahraman Selahattin Demirtaş adında bir Kürt çıktı. Hırsızlığın taraftar bulmada tavan yaptığı, hırsız olmayanın yadırgandığı, kimilerinin meydanlarda "cebimdeki cüzdanımı da çalsa, ben hırsız
Tunceli'de Yüksek Gerilim Hattı Gerginliği

19.07.2014

Tunceli'de Yüksek Gerilim Hattı Gerginliği Tunceli ‘de vatandaşların tapulu arazisinden geçirilmek istenen yüksek gerilim hattı gerginliğe neden oldu. Köylerinde yüksek gerilim hattı çalışması başlatılması üzerine tepki göst