• Dini Törensiz Defin Vasiyeti! Değerli arkadaşlar.. "Dinsiz yaşayıp Dinsiz defnedilen" kaç aydınımız var? Bildiğim kadarıyla, yurtdışında ölmüş olan Nazım Hikmet ve benzeri sürgün ölümlerini dışarda tutarsak, koca memlekette Aziz Nesin dışında sözü ile eylemi tutarlı bir insan çıkmamış gib...

    Devamı

  • BAYRAMLI BİR ANI; "HAYVAN KESME BAYRAMI"

    O kadar çok anılarım var ki, eğer ömrüm yeterse, önümüzdeki zaman dilimi içerisinde bunları bir araya getirerek kitaplaştırmak istiyorum. Güncel gördüklerimi de zaman zaman Gomanweb Sitesinde yayınlamayı düşünüyorum. Bence, anılar tarihe not düşmek için çok önemli belgelerdir. Bazı tarihi olaylar bu tür belgelere dayanmaktadır.

    1999 yılında görevde olduğum Afyon – Merkez Kozluca Köyü İlköğretim Okulu’nda Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinden Ahmet Şen, okutmakta olduğum 1.sınıf öğrencilerimi (23.03.1999 günü) teftiş ediyordu.  Müfettiş, çocuklarla rahat iletişim sağlamak için, bir takım şakalar yapıyor, fıkralar anlatıyordu. Tanışma faslı bittikten sonra, artık sıra asıl teftiş sorularına gelmişti. Müfettiş ilk önce Hayat Bilgisi Dersi’nden çocuklara şu soruyu yöneltti;

    -Çocuklar, birkaç gün sonra bir bayram olacaktır. Bu bayramın ismini kim söyleyecek? Hani hayvanları kesiyoruz ya! O bayramın ismini bilen var mı?

    Çocuklardan birkaç tanesi parmak kaldırıp, cevap vermek istiyorlardı. Ancak, içlerinden bir tanesi heyecanlanıp, müfettişin söz hakkı vermesini beklemeden,

    -Hayvan Kesme Bayramı, örtmenim.

    deyiverdi.

    Bu öğrencinin sözlerini sınıftaki tüm öğrenciler hep birlikte

    -Hayvan Kesme Bayramı örtmenim,

    cevabını tekrarladılar.

    Çocukların bu yanlış cevabı üzerine müfettiş:

    -Hayır, Hayır! Doğru cevap, Kurban Bayramı olacaktı.

    Tabi bu arada ben de biraz mahcup bir şekilde müfettişi izliyorum. Tam bu sırada müfettiş benim mahcubiyetimi fark etmiş olacak ki, ikinci bayram sorusunu sormaya başladı bile.

    -Peki çocuklar, her yıl 29 Ekim’de kutladığımız bir bayramımız daha var. Hani tören yapıyoruz, şiirler okuyoruz ya! İşte, o bayramımızın adını biliyor musunuz?

    Parmak kaldıran öğrencilerden sırayla şu cevapları aldı;

    -Çerez bayramı, örtmenim.

    -Şiir bayramı,

    -İstiklal Marş’ını söyleme bayramı,

    Soru yine müfettiş tarafından:

    -Cumhuriyet  Bayramı olacaktı.

    şeklinde cevaplandırıldı.

    Bu defa mahcubiyetim katlanmış ve yüzüm asık durumdaydı. Müfettiş göz ucuyla bir daha bana baktıktan sonra, hemen üçüncü soruya geçti.

    -Türkiye Cumhuriyeti’ni kim kurdu? Cumhuriyetimizin kurcusu kim olduğunu biliyor musunuz?

    Yine parmak kaldıran çocuklar sırayla şöyle cevapladılar.

    -Hazreti Muhammed,

    -Muhtar Emi,

    -Hoca efendi,

    -Atatürk. 

    Müfetiş,

    -Aferin! Peki Atatürk’ün bir de tam adını söyle bakalım?

    Öğrenci,

    -Mustafa Kemal Atatürk ..

    şeklinde tam olarak cavapladı

    Müfetiş;

    -Aferin oğlum! Senin adın ne?

    Öğrenci

    -Muhammed.

    Müfetiş;

    -Çocuklar, Muhammed’i alkışlayınız.

    Çocuklar sevinçle Muhammed’i alkışladılar.

    Bu arada ders süresi doldu, teneffüs zilini çaldırdım. Müfettişle birlikte Müdür odası olarak kullandığım küçücük odaya girdik.

    Bu doğru cevap üzerine, biraz moral almıştım. Kendi kendime “bu soruyla yırttık galiba” diyordum. Ancak, öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplar kafamı kurcalıyordu. Hemen sorularla ilgili şu açıklamaları yaptım.

    -Efendim, Beden eğitimi konuları da dahil olmak üzere, tüm derslerde Atatürk’ü işlemek zorundayız. Ders saatleri dışında da Köyde belli kişiler Kur’an Kursu adı altında ücret karşılığında bir takım din konularını işliyorlar. Diğer taraftan, 4.ve 5. sınıflarda da Hazreti Muhammed’i sürekli işliyoruz. Bir taraf Atatürk’ü, diğer taraf Muhammed’i öne çıkarıyor. Durum böyle olunca da, öğrenciler büyük çelişki yaşıyorlar. Bilindiği üzere,  sendikal çalışmalarımdan dolayı Elazığ’dan bura sürgün olarak geldim. Ayrıca, Alevi inancından gelen sosyalist bir öğretmenim. Yine, her Kurban Bayramı’nda çocukların gözleri önünde hayvanlar kesilmektedir. Çocuklar bu durumdan psikolojik olarak etkilenmektedirler. Cevaplardaki eksiklikler bu yanlış sistemden kaynaklanmaktadır. Bu sistemden bundan fazla bir şey çıkmaz.

    Bu açıklamayı yaptıktan sonra, ben müfettişten azar işiteceğimi beklerken, tam tersi müfettiş beni tebrik etti.

    -Mustafa Hocam, 1950 yılında yapılmış bu okulun eski iki büyük sınıfını ikiye bölerek, dört sınıflı hale getirmişsin. 1.4.5.sınıfları bağımsız, 2.ve 3.sınıfları birleştirmişsin. Ayrıca, şu anda okulun hem müdürü, hem öğretmeni ve hem de hizmetçisi durumundasın. Raporumda, öncelikle size öğretmen gönderilmesi için Bakanlığa yazı yazacağım. Sizi de tebrik ederim.

    Müfettişin bu yanıtı üzerine çok şaşırmıştım. Yine de içimde bir kuşku kalmıştı. Müfettiş ayrıldıktan sonra, yaklaşık bir ay içinde okula 3 tane öğretmen birden atandı.

    Bazı öğretmenler benim gibi böyle şanslı olmayabilir. Bir çok öğretmen arkadaşımın, sırf siyasi düşüncelerinden dolayı görevlerine son verildiğini de biliyorum.

    Değerli okuyucular, sevgili dostlar, bundan böyle arada sıra bu tür anılarımı bu sayfalara aktaracağım.

    Bu gün Kurban Bayramı. Bu vesile ile Bazı halkların dini inançları gereğince kutladıkları Kurban Bayramı'nı kutlar, bu bayramın barışa ve özgürlüğe vesilesi olmasını dilerim.

    07.12.2008

    Mustafa Elveren

    (Mustafa Elveren – Em. Öğrt.)

    E-Posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

    08.12.2008 / Gomanweb

    kozluca büst açılış

     

    Pin It

    RESİM GALERİSİ